
Esas No: 2020/5952
Karar No: 2021/4886
Karar Tarihi: 29.04.2021
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/5952 Esas 2021/4886 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacı, davalı TOKİ'nin kentsel dönüşüm projesi kapsamında yıkılan evlerin yerine verilecek konutta anlaştıklarını ve taşınmazın m²'sinden daha büyük bir konut verileceğinden aradaki fark bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini ancak sözleşme gereği edimlerin tamamlanmadığını iddia ederek dava açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı kabul etmişse de, Bölge Adliye Mahkemesi istinafta, muvafakat senedinin gereği olarak borçlanma miktarının kesinleştirilmesi gerektiği savunularak, yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Yargıtay da, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının uygulanması gerektiğine hükmetmiştir.
Kanun maddeleri: HMK'nin 371 ve 373/2. maddeleri.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE
MAHKEMESİ : BURSA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı ..."nın istinaf taleplerinin kabulü ile Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 28/03/2017 tarih, 2014/807 Esas, 2017/346 Karar sayılı kararının kaldırılmasına,davacının davasının reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı Bursa ..."nın Bursa Osmangazi İlçesi Kiremitçi, Tayakadın, Doğanbey ve Kırcaali mahallerinde bulunan evlerin yıkılarak yerine kentsel dönüşüm projesi kapsamında Toplu Konut İdaresi ve Osmangazi Belediyesi"nin anlaştıklarını, projede belirtilen devir ve teslim hususunda söylenenleri yerine getirdiğini ve taşınmazın m²"sinden daha büyük bir konut verileceğinden aradaki fark bedelini ödemeyi taahhüt ettiğini, 2007 yılında imzalanan sözleşme gereğince taşınmazın teslim süresinin geçtiğini, dolayısıyla davalı tarafın sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediklerini, öte yandan sözleşme şartlarının, imzalandığı yılı kapsaması gerektiğini, 2007 yılında imzalanan sözleşmenin 2011 yılında yeniden imzalatılmak istenmesinin usule uygun olmadığını, ödenmesi gereken miktarlar arasında fahiş fark çıkacağını borçlanma miktarının artacağını ileri sürerek dava konusu konutun taraflar arasında imzalanan 2007 yılındaki muvafakat senedindeki borçlanma miktarı esas alınarak teslimine karar verilmesini istemiş,18.01.2017 tarihli dilekçesinde; öncelikle davanın muvafakat senedindeki bedel üzerinden kabulünü, mahkeme aksi kanaatte ise bilirkişi raporunda belirlenen 29.210,99 TL borçlanma bedeli üzerinden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesince; "taraflar arasında muvafakat senedi imzalansa da muvafakat senedinin 2.1. maddesi ile tapulu arsaların her 2 metrekarelik hissesine karşılık, aynı proje alanı içinde Toki tarafından üretilecek konutların brüt 3 metrekarelik hissesine eşdeğer tutulacağını, konutlar için yapılacak ihale sonucunda ortaya çıkacak yapı birim maliyeti dikkate alınarak borçlanma miktarının kesinleştirileceğinin belirtildiğini, buna göre muvafakat senedinin gereğinin yerine getirilmesi için borçlanma miktarının kesinleştirilmesi gerektiğinin öngörüldüğünü, protokolde davacıya kaç metrekare daire verileceğinin belirtildiğini, henüz tarafların alacak-borç durumunun kesinleşmediğinin anlaşıldığını, davaya konu muvafakatnamede Toki ile davacı arasında sözleşme yapılması zorunluluğu getirildiğini, mahkemece tarafları sözleşme yapmaya zorlamanın hukuken mümkün olmadığını, her davanın açıldığı tarihteki şartlara tabi olup, dava tarihi itibariyle taraflar arasında sözleşme bulunmadığından mahkemece teslimi ve talebi aşar şekilde tescile karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacının dayandığı muvafakat senedi içeriğinden, kentsel dönüşüm programı kapsamında davacının sahibi olduğu 53,02 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazına karşılık 112,5 metrekare yüz ölçümlü konut alacağını, bu konutun satış bedelinin 18.371,99 TL değil, ileride yapılacak ihale sonucunda ortaya çıkacak bedelden davacının payına düşen miktar olarak hesaplanacak değer olduğunun görüldüğü " gerekçesiyle davalı T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığının istinaf taleplerinin kabulü ile Bursa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28/03/2017 tarih, 2014/807 Esas, 2017/346 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, kentsel yenileme projesi çerçevesinde davalı TOKİ tarafından yaptırılan dairelerin teslimi sırasındaki bedel uyuşmazlığından kaynaklanmaktadır.
Taraflar arasında imzalanan Muvafakat Senedi başlıklı sözleşmenin Konut Sözleşmesi Esasları başlıklı 2.1. Maddesinde; "Kentsel dönüşüm Proje Alanında bulunan tapulu arsaların her 2 metrekarelik hissesine karşılık aynı proje alanında TOKİ tarafından üretilecek konutların brüt 3 metrekarelik hissesi eş değer tutulacaktır. Ancak, Toki tarafından üretilecek konutlar için yapılacak ihale sonucunda ortaya çıkacak yapı birim maliyeti dikkate alınarak borçlanma miktarı kesinleştirilecektir."
Borçlanma Esasları başlıklı 2.3.2 maddesinde ;"konut sözleşmelerinin gerçekleşmesi için taşınmaz sahiplerinin 2.3.1 de ifade edilen, sözleşme yapılmaya hak kazanılmış konut hisseleri, konut tam büyüklüğüne tamamlanacağından; "Toplam konut büyüklüğü"nden "hak kazanılmış konut" büyüklüğü (2.1) çıkarılır ve "borçlanılacak konut hissesi" ortaya çıkar. Taşınmaz sahiplerinin konut hisseleri (m2). TOKİ tarafından yapılacak ihale sonucunda kesinlecek olan yapı birim m2 malivet bedeli ile çarpılarak: taşınmaz sahibinin "borçlanma miktarı hesaplanır. 2.3.1 e göre tüm taşınmaz sahiplerinin borçla alacakları, TOKİ ihalesi sonrası kesinleşecek bedele göre hesaplanacaktır. Taşınmaz sahibi bir adet konut için sözleşme yapıyor ise borcunu 72 ayda, birden fazla konut için sözleşme yapıyor ise ilave konutun borcunu defaten öder. Borçlanma bedeli, TOKİ"ye bakiye borcun ve taksit tutarının vade süresince her altı ayda bir, bir önceki 6 aylık dönemdeki memur maaş artış oranına göre artış uygulayarak taksitlerle ödenecektir." düzenlenmesi yer almaktadır.
İlk derece mahkemesince keşif yapılmış ve dava konusu dairenin yer aldığı inşaatın tamamlanmış olduğu dairenin halihazırda teslimin yapılmadığı keşfen tespit edilmiştir.
İlk derece mahkemesinde hükme esas alınan raporda; Toki tarafından yapılan ihalenin kesinleşme tarihi 3. Bölge İnşaatının 7285 Ada 10-13-21-25 ve 34 parseller-7288 Ada 1-2-4Parseller ile 4442 Ada 45 no.lu parseller üzerinde her bir blokda 86 daire olmak üzere 9 Blokda toplam 774 Adet konutun çevre düzenlemesi ve alt yapısı dahil yapımı işinin İpek İnşaat firmasına ihale edilmek suretiyle yaptırılmış olduğu, bu bölge inşaatları için ihalenin kesinleşerek sözleşmeye bağlandığı tarihin 26.12.2008, öngörülen teslim tarihinin 29.08.2010 tarihi olduğu tespiti yapılarak yukarıda yer alan taahhüt senedi kriterlerine göre borçlanma bedeli 29.210,99 TL olması gerektiği rapor edilmiştir.
Bu durumda; ilk derece mahkemesince, borçlanma bedeli, muvafakat senedi hükümlerine göre ihale sonucundaki yapı yaklaşık maliyetlerine göre bedel uyuşmazlığının 29.210,00 TL olarak tespiti yerindedir.
Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK"nin 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HMK"nın 373/2. maddesi uyarınca dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.