10. Hukuk Dairesi 2015/6176 E. , 2015/10986 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava, aidiyet ve hizmet tespitine ilişkindir.
Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı vekili, davacının ...a"ki inşaatlarda 01.09.1980 tarihinden 1984 yılına kadar çalıştığını, davacının soyadının Gökşin olarak kurum kayıtlarına yanlış yazıldığını, hizmetlerinin ise eksik bildirildiğini, bu nedenle ... adına davalı işyerinde belirtilen çalışmaların davacıya aidiyetine ve 01.09.1980 ile 1984 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece ... adına geçmiş olan 01.09.1980 tarihinden başlamak 13.12.1981 tarihinde sonra ermek üzere toplam 229 günlük çalışmanın davacıya ait olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-)Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Yasanın Geçici 7. maddesi kapsamında uygulama alanı bulan 506 sayılı Yasanın 79/10 maddesidir. 506 sayılı Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında dava konusu somut olayda;
Davacının nüfus kayıtlarının incelenmesinde doğum yerinin Hasankale olduğu, ancak ... adına düzenlenen 01.12.1979 ve 13.12.1979 işe başlama tarihli işe giriş bildrigelerinde, doğum yerinin ... olduğu anlaşıldığından, doğum
yerlerinin farklılığı hususunun neden kaynaklandığı yöntemince araştırılmalı, davacının açık ceza evinde hükümlü olduğu, ... davalı ile yaptığı protokol üzerine askeri tesis inşaatında çalıştığının tanıklarca belirtilmesi karşısında, ... belirtilen tarihlerde davalı işyeriyle aralarında herhangi bir protokol yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise hangi mahkumların bu işyerinde çalıştırıldığı sorulmalı, dosyada mevcut dönem bordrolarında ismi bulunan ve mahkemece resen seçilecek tanıkların davaya konu uyuşmazlık ile ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı, aynı çevrede iş yapan başka işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler, komşu işyeri tanıkları re’sen saptanarak dinlenilmeli, davacının aidiyete ilişkin talebi yönünden varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Kaldı ki, davacının 01.09.1980 tarihinden 1984 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığının tespitine yönelik talebine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadan ve mahkemece herhangi bir hüküm kurulmadan davanın kabulüne karar verilmesi de, isabetsizdir.
2-)Mahkeme hükmünün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinin b bendinde (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388. maddesinde) tanımlanan unsurları taşıması ve “tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri” yönündeki hükümlerinin kararın yazımında dikkate alınması gerekir.
Hizmet tespiti davalarında, Kurumun feri müdahilliğine ilişkin hükmün geçmişe yürütüleceği yönündeki düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmemiş olması, ayrıca ve özellikle 448. madde kapsamında, Kurum bakımından taraf oluşumu gerçekleştiğinden tamamlanmamış işlemden söz edilemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında, 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı ve bu nedenle Kurumun "davalı" olarak gösterilmesi gerektiği anlaşılmakla, bu hususun mahkemece göz önünde bulundurulmaması isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacı ve davalılardan ..."ya iadesine, 04.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.