
Esas No: 1991/43
Karar No: 1991/44
Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 1991/43 Esas 1991/44 Karar Sayılı İlamı
Hukuk Bölümü 1991/43 E. , 1991/44 K.- 1- UYUŞMAZLIĞIN ÇÖZÜMÜ, 2247 SAYILI KANUNUN 1. MADDESINE GÖRE ANLAŞMAZLIĞI ÇIKARAN YARGI DÜZENININ DIŞINDAKI BIR YARGI DÜZENININ DIŞINDAKI BIR YARGI DÜZENININ GÖREV ALANINA GIRMESI HALINDE, UYUŞMAZLIK MAHKEMESI’NIN GÖREVLI YARGI YERINI BELIRLEME YETKISI VARDIR.
- 2- BABASININ SAVAŞTA ŞEHIT DÜŞTÜĞÜNÜN TESBITI ISTEMIYLE AÇILAN DAVANIN AYİM’DE GÖRÜLMESININ GEREKTIĞI HK.
- ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ KANUNU (1602) Madde 20
"İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir.
Davacı : M.G. Davalı : Milli Savunma Bakanlığı O L A Y : Davacı ,babası 1305 doğumlu Durmuş oğlu Mustafa’nın Kafkas cephesi meydan muharebesinde şehit düştüğünün Çanakkale Valiliği Merkez İlçe Nüfus Müdürlüğü 1 numaralı eski/ türkçe ölüm defterinde 7535 sıra numarasında ve 17 Nisan 335 tarihiyle kayıtlı olduğunu, ancak Milli Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğünce ve Çanakkale Askerlik Şubesince yapılan araştırmalarda şehit künye defterinde kaydına rastlanmadığını, durumun İçişleri Bakanlığından sorulması üzerine İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün, 1 nolu eskitürkçe ölüm defterinden çıkartılan nüfus kayıt örneğinin aksi sabit oluncaya kadar geçerli olacağına ilişkin 621-135-2112/18204 sayılı cevabi yazılarının emekli Sandığınca yeterli kabul edilmeyerek şehitliğinin belgelendirilemediğini, bu nedenle yetim aylığı bağlanamayacağını bildirdiğini ileri sürerek babasının şehitlik durumunun tespit edilmesi istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır. Davalı idare; şehitlik, maluliyet ve istiklal madalyası aylıklarının hangi hallerde ne gibi belgelerle bağlanacağı konusunun kamu hukukuna dahil kanunlarla belirlendiğini, bu yolda tesis edilen işlemlerin idari işlem niteliğinde olduğunu belritlerek davanın, Danıştay Kanunun 30., Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanununun 21. maddeleri uyarınca idari yargı yerinde çözümleneceğini ileri sürerek görev itirazında bulunmuştur. ÇANAKKALE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ; 10.10.1991 gününde, 176 sayıyla, görev itirazını reddederek, görev itirazına ilişkin dilekçeyi içeren dosyayı Danıştay Başsavcılığına; göndermiş, Danıştay Başsavcılığı da 4.11.1991 gün ve 14 sayılı düşünce yazısıyla 2247 sayılı Kanunun 10. maddesine göre olumlu görev uyuşmazlığı çıkarmıştır.Yargıtay Başsavcılığının düşüncesi de alınarak dosyaya konulmuştur. İNCELEME VE GEREKÇE : Türk Milleti adına karar veren Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü ,Mustafa ŞAHİN’in Başkanlığı’nda: Şükrü Kaya EROL, Ekrem SERİM, Alp Yüksel FIRAT, Ahmet ÇOLAKOĞLU, İrfan ERDİNÇ ve Osman ŞİMŞEK’ in katılmaları ile yaptığı 23.12.1991 günlü toplantıda, Raportör- Hakim Ayten ANIL’ın raporu ile dosyadaki belgeler ile Yargıtay Başsavcılığı ve Danıştay Başsavcılığının davanın çözümünün idari yargı yerine ait olduğu yolundaki yazılı düşünceleri okunduktan; toplantıya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yerine katılan Savcı İsmet GÖKALP ile Danıştay Başsavcısı yerine katılan Savcı M. İlhan DİNÇ’ in yazılı düşünceler doğrultusundaki sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Olayda 4534 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine dayanılarak kendisine şehit yetim aylığı bağlanmasını Emekli Sandığından isteyen davacı, şehitliğin yeterince belgelendirilmediği gerekçesiyle talebin reddi üzerine babasının şehitlik durumunun saptanması için tespit davası açmış; davalı idarenin görev itirazının Asliye Hukuk Mahkemesince reddedilmesi üzerine Danıştay Başsavcılığınca 2247 sayılı Kanunun 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmıştır. Bu tespit davası ilerde açılacak asıl davanın öncüsü durumundadır. Asıl dava, şehitliğin tespitine ilişkin mahkeme kararı ibraz olunarak kendisine yetim aylığı bağlanması isteminin Emekli Sandığınca reddi halinde ortaya çıkacaktır. Bu davada idari bir işlemin iptali istenileceğinden tespitten sonraki asıl davaya idari yargı yerinde bakılacaktır. Bir idari işlem tesisi istemiyle bir idari makama veya idari yargıda açılacak bir davada idare mahkemesine sunulmak üzere,bu idari makamı veya mahkemeyi bağlayıcı nitelikte bir belge elde etmeye yönelik tespitlerin adli yargı yerlerinden değil, idari yargı yerlerinden istenmesi gerekir. Tespiti istenilen durum ya da hukuki ilişkinin özel hukuku ilgilendirmesi halinde tespit davasının adli yargı yerinde açılması mümkündür. Çünkü, bu tür tespit davaları genellikle ilerdeki bir eda davasının öncüsü olmaktadır. Bu itibarla, bu olayda davacının açtığı tespit davası hakkında esasa ilişkin kararın idari yargı yerinden verilmesinin gerektiği açıktır. Ancak, olayda şehiden vefat hususunun tespiti istenilen kimse asker kişidir. Şehitlik olgusu askerlik görevi sırasında meydana gelmiştir. 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 2658 sayılı Kanunla değişik 20. maddesinde; “ Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Türk Milleti adına; askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların ilk ve son derece mahkemesi olarak yargı denetimini ve diğer kanunlarda gösterilen görevleri yapar. Ancak, askerlik yükümlülüğünden doğan uyuşmazlıklarda; ilgilinin asker kişi olması şartı aranmaz. Bu kanun uygulamasında asker kişiden maksat: Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli bulunan veya hizmetten ayrılmış olan subay, askeri memur, astsubay, askeri öğrenci, uzman çavuş, uzman jandarma çavuş, erbaş ve erler ile sivil memurlardır.” denilmektedir. Davacıların istemlerinin anılan madde karşısında değerlendirilmesinden; şehiden öldüğü ileri sürülen kişinin asker kişi olduğu ve davacının bu asker kişinin varisi olarak ona tebaan iş bu davayı açtığı, ölümün ise savaşta ve dolayısıyla da askeri hizmet sırasında meydana geldiği ve şehiden öldüğü ileri sürüldüğü anlaşılmakta, böylece 20. maddede öngörülen asker kişiyi ilgilendirme, askeri hizmete ilişkin olmak koşulunun gerçekleştiği ortaya çıkmaktadır. AYİM burada, ya adli yargıda olduğu gibi kanunda açık bir hükümle düzenlenmemiş olmasına rağmen, tespit davalarının ayrı bir dava türü olarak idari yargıda kabul edilebileceği sonucuna ulaşacak ve önüne gelen tespit davalarını karara bağlayacak; ya da askeri idari yargıda müstakil bir tespit davası açılamayacağını belirterek kanunda yer alan idari dava türlerinden hiçbirisine uymayan, bu nedenle de inceleme kabiliyeti bulunmayan davayı reddedecektir. Böylece, AYİM, davacının tespitini istediği şehitlik durumunun, kendisine şehit yetim aylığı bağlanması isteminin reddi yolundaki idari işlemin iptali istemiyle açılacak iptal davası ile birlikte mi, yoksa önceden açılmış tespit davasında mı inceleneceği sorununa bir çözüm getirecektir. Olayda anlaşmazlığın adli yargı yeri ile Danıştay arasında meydana gelmesi her iki mahkemenin kendilerini görevli görmelerine karşın, açıklanan nedenlerle görevin AYİM’ e ait olması karşısında Uyuşmazlık Mahkemesi’nin yetki alanının belirlenmesi üzerinde durulması gerekmiştir. 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun 1. maddesi hükmüne göre Uyuşmazlık Mahkemesi davaların çözümünde adli, idari ve askeri yargı yerleri arasında meydana gelen görev ve hüküm uyuşmazlıklarında görevli yargı yerini tayin etmekle yükümlü kılınmış olduğuna göre görev uyuşmazlığı çıkaran yargı yerlerinin dışında kalsa bile Uyuşmazlık Mahkemesi bu durumda görevli yargı yerini belli etme yetkisine sahiptir. Çünkü Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacı mahkemelerin görevini tayin eden yasa kurallarının yargılama usulüne ve kamu düzenine ilişkin bulunması nedeniyle davaya görevli olmayan mahkemelerce bakılmasını önlemektir. Bu nedenle, davanın çözümü idari yargı düzeninde yer alan AYİM’ e ait olduğundan, Danıştay Başsavcılığının olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmasına ilişkin başvurusunun kabulüyle, Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararının kaldırılması gerekmektedir. SONUÇ :Anlaşmazlığın, niteliğine göre davanın çözümü Askeri Yüksek ASKERİ YÜKSEK İDARE MAHKEMESİ’nin görev alanına girdiğinden, Danıştay Başsavcılığının başvurusunun kabulüyle Çanakkale Asliye Hukuk Mahkemesinin 10.10.1991 gün ve 176 sayılı görevlilik kararının kaldırılmasına, Üyelerden: Ahmet ÇOLAKOĞLU ve Alp Yüksel FIRAT’ ın KARŞI OYLARI VE OYÇOKLUĞUYLA 23.12.1991 gününde KESİN OLARAK karar verildi. Davacının şehit yetim aylığı bağlanması için Emekli Sandığı Genel Müdürlüğüne yaptığı başvuru, murisi olan babasının şehitliği tevsik edilmediğinden bahisle ret edilmiş ve yetim aylığı bağlanmasını teminen babasının şehitlik durumunun saptanması için ilgilinin adli yargı yerinde açtığı tespit davasının devamı sırasında davalı idarenin yaptığı görev itirazının mahkemece reddi üzerine Danıştay Başsavcılığınca 2247 sayılı Kanununun 10. maddesi uyarınca olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılmış bulunmaktadır. Şehitlik, maluliyet ve yetim aylıklarının hangi hallerde ve ne gibi belgelerle nasıl bağlanacağı 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununda gösterilmiştir. Söz konusu yasa özel hukuk ilişkilerini değil kamu hukuku ilişkilerini düzenlediğine göre bu yasanın uygulanması sonucu tesis edilen idari işlemlere karşı açılan davalarında idari yargı yerinde görülmesi gerekecektir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda tespit davaları açık ve genel bir hükümle düzenlenmemiş olmasına rağmen bu davalar adli yargıda bir dava türü olarak görülmektedir. Tespit davaları bir eda davasının öncüsü durumundadır. İdari işlemin tesisi için bir idari makama veya idari yargıda açılacak bir davada idare mahkemesine ibraz edilmek üzere bu makam veya mahkemeleri hukuken bağlayacak nitelikte bir belge elde edebilmek amacıyla açılacak tespit davasının adli yargı yerinde görülmesine olanak bulunmamaktadır. Ancak, idari yargıda tespit davası olarak müstakil bir dava türü de mevcut değildir. İdari yargı yerleri, tespit davalarını inceleme kabiliyeti bulunmadığından bahisle ret edecek veya açılacak iptal davası içinde bir çözüm arayacaktır. Davacı, babasının şehit olduğunun tespiti ile kendisine şehit yetim aylığı bağlanmamasına ilişkin idari işleme karşı dava açtığına göre anlaşmazlığın idari yargı yerinde mi yoksa Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde mi görülmesi gerektiği hususuna gelince; 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Yasasının 2658 sayılı Kanunla değişik 20. maddesi, askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin bulunan işlem ve eylemlerden doğan davaların Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görüleceğini hükme bağlamış ve asker kişilerin tanımını yapmıştır. Böylece idari işlemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Davacının şehit yetim aylığı bağlanması istemi Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce ret edilmiş ve idari işlem davacı hakkında tesis edilmiştir. Davacının babası asker kişi ise de davacı asker kişi olmadığından dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesince incelenemez. Dava konusu da askeri hizmete ilişkin değildir. Askeri hizmete ilişkin işlemler, asker kişinin askeri yeterlik ve yetenekleri, tutum ve davranışları, askeri geçmişi, hak ve ödevleri gibi durumlarının, askerlik hizmetinin amacı, askeri görev yerlerinin özellikleri, askeri kural ve gelenekler gözönünde tutularak değerlendirilmesi sonucu tesis edilen işlemlerdir. Davacının şehit yetim aylığı bağlanması isteminin reddine ilişkin idari işlem, askeri hizmete ilişkin bulunmadığından AYİM’de görülmesi mümkün değildir. Bir an için şehitliğin tespiti isteği asker kişiye ve askeri hizmete ilişkin kabul edilse dahi, şehit yetim aylığı bağlanmaması konusunda Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünce tesis edilen ve idari yargı yerinde görülmesi gereken işleme karşı açılan iptal davasının, tespit davasına tabi şekilde AYİM. de görülmesi de düşünülemez. Bir başka anlatımla idari yargıda görülmesi gerekli iptal davası, bu davanın öncüsü sayılabilecek tespit isteğine bağlı tutularak askeri idare mahkemesince incelenemez. Kaldı ki Danıştay Onuncu Dairesinde, şehit yetim aylığına ilişkin davalar görülmekte ve bu konuda Askeri Yüksek İdare Mahkemesi görevli olduğundan bahisle idare mahkemelerince verilen görevsizlik kararları bozulmaktadır.( Danıştay 10. Dairenin E: 80-87, K:91-59 sayılı kararı). Açıklanan nedenlerle, şehit yetim aylığı isteğinin reddine ilişkin işleme karşı açılan davanın Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde değil İdari Yargı yerlerinde incelenmesi gerekeceği oyu ile karara katılmıyoruz. Üye Üye Alp Yüksel FIRAT Ahmet N.ÇOLAKOĞLU K A R Ş I O Y
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.