13. Hukuk Dairesi 2016/1990 E. , 2018/3366 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı bankadan konut kredisi kullanarak aldığı dairenin Van ilinde meydana gelen depremde hasar gördüğü ve yıkım kararı alındığını, halen krediyi ödediğini, davalı banka ile arasında kurulan kredi sözleşmelerine bağlı olarak davalı banka tarafından sigorta şirketi taraf kılınarak 22.04.2010 başlangıç,22.04.2011 bitiş tarihli Zorunlu Deprem Sigortası yapıldığını DASK poliçesi yenilenmeden deprem meydana geldiğini, DASK sigortası yenilenmediği için meydana gelen zararı DASK kapsamında tazmin edemediğini, DASK sigortasının yenilenmemesinden davalının kusuru bulunduğu, meydana gelen zararın bankanın kusuru nedeniyle karşılayamadığı için üzüntü duyduğunu, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın deprem tarihi olan 23.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, DASK işlemlerinin sigorta şirketi tarafından yapıldığını, poliçenin yenilenip yenilenmemesi hususunun sigorta şirketi ve davacı malikinin sorumluluğunda bulunduğunu, sigortayı yenileme yükümlülüklerinin olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava DASK poliçesinin yenilenmemesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından davacıya ait konut için davalı bankadan 26.01.2011 tarihinde konut kredisi kullanıldığı, 22.04.2010-22.04.2011 tarihleri arasında davacı ile ... Sigorta A.Ş arasında zorunlu deprem sigorta poliçesi düzenlendiği, bu tarihten sonrası için herhangi bir zorunlu deprem sigorta poliçesinin mevcut olmadığı anlaşılmış, Van ilinde 23.10.2011 ve 09.11.2011 tarihlerinde meydana gelen deprem nedeniyle dava konusu taşınmaz hasar görmüştür.
Davacı ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinin 16. maddesinde ‘‘....Müşteri ve Kefil/Kefiller, açılacak kredi sebebiyle Banka’ca belirlenecek şartlar üzerinden kredi taksitleri ve krediden doğan her türlü borç tamamıyla geri ödeninceye kadar Bankanın gerekli göreceği her türlü tehlikelere/rizikolara karşı Bankaya rehnedilen her türlü taşınmazları tüm masraf ve primleri kendisine ait olmak üzere, dilediği bir sigorta şirketi nezdinde Banka lehine sigorta yaptırmayı/yapılmasını ayrıca ipotek tesis edilen taşınmaz için Zorunlu Deprem Sigortası’nı yaptırmayı, süresi biten poliçeleri yenilemeyi, daha önce sigorta yapılmış olması ve bu sigortanın vade, tutar ve diğer özelliklerinin Bankaca belirtilen şartları haiz olması halinde sigorta poliçelerini Bankaca bir zeyilname ile ciro ve devretmeyi, süresi sona eren poliçelerin yenilenmesinde Banka’nın yetkili olduğunu, poliçelerde Banka’nın dain ve mürtehin sıfatıyla kayıtlı olmasını, teminatların değerinde her ne sebeple olursa olsun tamamen veya kısmen değer kaybı halinde sigorta bedelinin Bankaca sigorta şirketinden alınmasını ve kredi borçlarına mahsup edilmesini, sigorta şirketi ile tazminat konusunda anlaşmazlığı çözümü için Banka’ca açılacak dava ve takip masraflarının tümünün kendilerine ait olduğunu, sigortanın yaptırıldığı sigorta şirketine ihbar, prim ödeme vs. tüm yükümlülükleri yerine getireceğini, aksi takdirde doğan her türlü zarardan dolayı Banka’ya karşı sorumlu olduğunu, sigorta bedelini karşılamadığı takdirde kalan miktar için talep tarihinden itibaren 5 işgünü içinde Bankaca kabul edilecek yeni teminat vermeyi veya bu miktarı def’aten ödemeyi, ipotek edilen taşınmazın hasara uğraması halinde Bankanın sigorta sözleşmesi hükümleri doğrulusunda sigorta bedelini almak için gerekli her türlü işlemi müşterinin rızası olmaksızın açmaya ve bedelini almaya yetkili olduğunu kabul ve taahhüt ederler.
Müşteri ve/veya kefiller tarafından vade tarihinde yenilenmeyen poliçelerin Bankaca yenilenmesi yetkisi, Banka için hiçbir mecburiyet teşkil etmez ve bundan dolayı bankaya hiçbir sorumluluk yüklenemez...’’ hükmü yer almaktadır.
Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; depremde hasar gören konutun zorunlu deprem sigortasına tabi olduğu, deprem sigortası poliçesinin vadesinden önce yenilenmesi yükümlülüğünün sigortalıya, poliçenin yenilenmesi hususunda sigortalıyı bilgilendirme ve sigortalıya bildirimde bulunma yükümlülüğünün ise kredi kullandırılan bankada olduğunu, sözleşmenin 16. maddesinde poliçenin yenilenmesi yükümünün sigortalıya ait olduğu vurgulandığını, bankanın yenileme yetkisine sahip bulunmasının banka açısından bir mecburiyet oluşturmadığının açıkça belirtildiğini, sözleşmede bildirim yükümlülüğünün düzenlenmediğini, Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 5.maddesinin 2. fıkrasında bankanın bildirim yükümlülüğünün açıkça düzenlendiği, davalı bankanın bildirimde bulunduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle Zorunlu Deprem Sigorta Poliçesinin yapılmaması ile ilgili olarak davacı ve davalının eşit oranda kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Mahkeme ise, davacı ile davalı banka arasında imzalanan 26.01.2011 tarihli konut finansmanı kredi sözleşmesinde davalı bankanın söz konusu rizikoyu üstlendiğine veya zorunlu deprem sigortası poliçesinin yenilenmesi konusunda taahhüt altına girdiğine dair her hangi bir hüküm bulunmadığı, bireysel kredilerle bağlantılı sigorta uygulama esasları yönetmeliğinin (Zorunlu Sigortalar) başlığı altında düzenlenen 5.maddesinin 2.Fıkrasında yer alan "Zorunlu sigortalarda kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğu kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirimde bulunma, bilgilendirme sorumluluğu ise kredi kuruluşuna aittir." hükmü, ihlali hukuka aykırılık teşkil edecek ve dolayısıyla davalı bankanın haksız fiile dayanan tazminat sorumluluğunu doğuracak bir davranış normu niteliğinde olmadığı, sigorta yaptırmak suretiyle konutunu tehlikelere karşı korumak mal sahibine ait olduğu, başkasının mal varlığı menfaatini sigorta yaptırmayı hatırlatma suretiyle korumak ve gözetlemek şeklinde bir yükümlülük ve bu yükümlüğün ihlali durumunda tazminat ile sorumlu olmak şeklinde bir düzenleme söz konusu olamayacağı gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan Hayat Sigortası Hazine Müsteşarlığı"nın 17.01.2009 tarih ve 27113 sayılı Resmi Gazete’de yayınladığı Bireysel Kredilerle Bağlantılı Sigortalar Uygulama Esasları Yönetmeliği’nin 5. maddesinin 2. fıkrasında zorunlu sigortalarda kredi süresi içerisinde yenileme sorumluluğunun kredi kullanana, yenilemeye ilişkin bildirim yapma ve bilgilendirme sorumluluğunun ise kredi kuruluşuna ait olacağı düzenlenmesi yer almaktadır.
Her ne kadar, DASK sigortasını yapan başka bir sigorta şirketi olsa da, davalı bankanın zorunlu olan bu sigortanın da yenilenmesi için davacıya bilgilendirme yapması gerektiğinden, davalı bankanın burada kusuru vardır. Ne var ki, davacı sigortalının da zorunlu olan DASK sigortasının süresinin dolup dolmadığını takip etme ve sigortayı yeniletme konusunda kendisine düşen özen yükümlülüğünde müterafik kusuru vardır. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular göz önüne alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.