15. Hukuk Dairesi 2017/2403 E. , 2017/4270 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : ...Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı kooperatifle düzenlenen 18.11.1994 tarihli sözleşme gereği yapılan imalatların bedelinin tahsili talebiyle ... Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2010/399 Esas sayılı dosyası ile kısmî dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda bilirkişi raporu ile alacağının 293.533,65 TL olarak belirlendiğini, bu kararın Yargıtay tarafından onanmak suretiyle kesinleştiğini, ileri sürülerek bakiye 246.000,00 TL alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ise, ilk davanın sadece hüküm altına alınan 47.500,00 TL açısından kesinleştiğini, o davada verilen bozma kararında sondaj usulü yerine fiili imalâtların metrajları belirlenerek hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiği ancak mahkemece bozmaya uygun rapor aldırılmadığını, metraj usulüne göre düzenlene tek raporun 2008/435 Değişik iş sayılı dosya kapsamında düzenlenen rapor olduğunu, ilk karara esas alınan raporun inşaata çıplak gözle bakan bir kişinin kendi yorumuna dayanan tamamlama yüzdesi esas alınarak düzenlendiğini, sundukları faturalara göre 269.000,00 TL bedelli bir kısım işlerin davacı yüklenici işten el çektikten sonra davalı iş sahibi kooperatifçe tamamlandığının anlaşıldığını, bir takım hayali imalâtların hakedişlere dahil edildiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, “kesinleşen hükme dayanak olan rapora göre davacının toplam alacağının 293.533,65 TL olduğu, bu raporun oluşa ve bilimsel kriterlere uygun olması, taraf itirazları değerlendirilmesi sonucu alınması ve Yargıtay denetiminden geçerek bu görüşün kesinleşmiş olması karşısında, önceki ilâmda hükmedilen 47.500,00 TL düşülmek suretiyle, davacının bakiye alacağının 246.033,65 TL olduğu açıkça anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği,” belirtilerek temyize konu hüküm kurulmuş, davalı vekilince temyiz yoluna başvurulmuştur.
Davacı, kesinleşen ... Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2010/399 Esas sayılı dava dosyasında hükme esas alınan 30.01.2012 tarihli bilirkişi kurulu 2. ek raporuna dayanılarak bakiye alacağın tahsilini istemiştir. Mahkemece de araştırma ve inceleme yapılmadan ve yeni bir rapor alınmadan kısmi davada alınan bilirkişi raporunda saptanan iş bedeli dikkate alınarak taleple bağlı kalınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki, ... Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2010/399 Esas sayılı dosyasında mahkemece verilen 01.03.2012 tarih ve 2012/84 sayılı karar davalı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 17.04.2013 gün ve 2012/4631 Esas 2013/2666 Karar sayılı kararıyla onanmışsa da, onama ilâmında "davada talep edilip hüküm altına alınan miktara göre" açıklamasına yer verilerek onamanın sadece ilk davada hüküm altına alınan miktarla sınırlı olduğuna işaret edilmiştir. Bu durumda kısmî davada alınan bilirkişi raporunun ve dolayısıyla belirlenen alacak tutarının kesinleştiğinden söz edilemez.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 2007/15-2007/614 Esas ve 2007/696 Karar sayılı kararında da ilk davada alınan bilirkişi raporunun açılan ek davada kesin delil olamayacağı, ancak takdiri delil mahiyetinde olduğu vurgulanmış, "Bundan ayrı, daha önce açılan kısmî davada alınan bilirkişi raporu daha sonra açılan ikinci davada hâkimi bağlamaz. Zira bilirkişi raporunun kesinlik kazanması ve kazanılmış hak teşkil etmesi verildiği ilk dava içindir. Bilirkişi raporu takdiri delillerden olup, kısmî davada alacağın dava edilen miktar kadar olduğunun ispat edilmesi yeterlidir. Açılan ikinci davaya konu edilen alacağın miktarının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Bu nedenle ilk davada alınan bilirkişi raporu bu davadaki alacak miktarının da ispatı için yeterli sayılamaz." yönündeki görüş benimsenmiştir. Dairemizin muhtelif kararlarında da bu içtihat doğrultusunda kararlar verilmiştir. Açıklanan bu durum karşısında davacının bakiye alacağını da kanıtlaması gerekir.
Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, dava konusu alacakla ilgili olarak davalı iş sahibinin eldeki davada ileri sürdüğü teknik nitelikli itirazları da göz önünde tutularak, gerekirse mahalline keşif de yapılmak suretiyle davacının istemekte haklı olduğu alacak tutarının belirlenmesine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılması, ulaşılacak sonuca uygun bir karar verilmesinden ibarettir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan, eksik incelemeyle verilen karar, usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davalı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 04.12.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.