
Esas No: 2021/4338
Karar No: 2022/1352
Karar Tarihi: 23.02.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/4338 Esas 2022/1352 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Sanık, görev aldığı zaman zarfında gerçeğe aykırı bilgiler yazarak sahte raporlar düzenlemiş ve bu raporların doğrultusunda birden fazla mağdurun telefonlarının üç ay süre ile dinlenilmesine karar vermiştir. Sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan 5 yıl 6 ay 20 gün, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılması ile ilgili karar, Yargıtay 11. Ceza Dairesince incelenip, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan hükmün TCK'nın 132/1. maddesi gereğince 1 yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile öngörüldüğü ancak TCK'nın 6352 sayılı kanun ile yapılan değişikliği ile bu cezanın bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına çıkarıldığı belirtilerek bozulmuştur. Mahkeme yeniden yargılamaya girmeksizin sanık hakkındaki davanın TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar vermiştir. Kanun maddeleri açıklaması; TCK'nın 132/1. maddesi: haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu, TCK'nın 137/1-a maddesi: ceza miktarında yarı oranında artırım öngören suçun nitelikli hali, TCK'nın 53/1-2-3 ve 63. madd
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Haberleşmenin gizliliğini ihlal
Hüküm : TCK’nın 6352 sayılı Kanunun 79. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 132/1-2, 137/1-a, 43, 62, 53/1-2-3, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Adıyaman İl Jandarma Komutanlığında 14.08.2008-02.07.2010 tarihleri arasında İl Merkez Jandarma Komutanı olarak görev yapan yüzbaşı rütbesindeki sanığın, 07.11.2008, Ocak 2009, 20.01.2009 ve Mart 2009 tarihli teknik takip talep formlarına gerçeğe aykırı bilgiler yazıp, görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak düzenlediği sahte raporlara dayalı talepleri doğrultusunda, CMK’nın 250. maddesi ile yetkili Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinden, katılanın da aralarında yer aldığı birden fazla mağdurun telefonlarının üç ay süre ile dinlenilmesine, tespit edilmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ve kayda alınmasına dair 07.11.2008, 21.01.2009, 05.02.2009 ve 16.03.2009 tarihli önleme dinlemesi kararları aldığı iddialarına konu olayda;
Mahalli mahkemece sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan 5 yıl 6 ay 20 gün ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin 05.02.2019 tarihli mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay 11. Ceza Dairesince incelenip, 22.06.2020 tarihli, 2020/531-2020/3361 sayılı ilamla; resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün onanmasına, haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan kurulan hükmün ise “…a)TCK'nın 132/1. maddesinin 1. cümlesinde, haberleşmenin gizliliğinin ihlal halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası, aynı maddenin 2. cümlesinde, gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleştiği takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 79. maddesi ile TCK'nın 132/1. maddesinde yapılan değişiklikle, anılan maddenin 1. cümlesindeki ceza miktarı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve gizlilik ihlalinin haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşmesi halinde, hükmedilecek temel cezanın, aynı maddenin 2. cümlesi gereğince bir kat artırılacağının belirtilmiş olması karşısında, TCK'nin 7/2. maddesi gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanık lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm tesisi gerektiği gözetilmeden, suç tarihi itibariyle sanık lehine olan düzenleme nazara alınmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı, b) 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” nedenlerine dayalı olarak bozulmasına karar verildiği ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucu mahalli mahkemece 04.02.2021 tarihli, 2020/399-2021/96 sayılı kararla sanığın haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmü kurulup, anılan kararın sanık müdafii ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.06.2021 tarihli tebliğnamesi ile dosyanın Dairemize gönderildiği belirlenerek yapılan incelemede:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 79. maddesi ile yapılan değişiklikten önce ve suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 132. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde haberleşmenin gizliliğini ihlal başlığı altında ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile yaptırıma bağlanmış olup, TCK’nın 137/1-a maddesindeki hükmolunacak cezada yarı oranında artırım öngören suçun nitelikli hali de TCK’nın 66/3. maddesi uyarınca dikkate alındığında, TCK'nın 66/1-e maddesi gereğince anılan suçun asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl, aynı Kanun'un 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı süresinin ise 12 yıl olduğu; 07.11.2008, 21.01.2009, 05.02.2009 ve 16.03.2009 tarihlerinde gerçekleştirildiği iddia olunan eylemlerle ilgili olarak, TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık kesintili dava zamanaşımının, sanık hakkında Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma izni verilmesinin talep edildiği 08.06.2010 ile soruşturma izni verilmesine ilişkin 05.07.2010 tarihli, 2010/37 sayılı kararın kesinleştiği 26.10.2010 ve yine sanık hakkında Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma izni verilmesinin talep edildiği 19.08.2010 ile soruşturma izni verilmesine ilişkin 05.10.2010 tarihli, 2010/46 sayılı kararın kesinleştiği 06.01.2011 tarihleri arasında duran süreler de eklendiğinde, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar dolduğu anlaşıldığından, CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar da bulunmadığından, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, sair yönleri incelenmeksizin hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanık hakkındaki davanın TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince DÜŞMESİNE, 23.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.