10. Hukuk Dairesi 2015/5616 E. , 2015/10665 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : . İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasa"nın 79/10. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re"sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunun 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunun 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi yada çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki;
sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
Eldeki dosyada, davalıya ait işyerleri olan 389498, 391274, 471563, 485932, 422023, 1088746, 679470, 1088743, 481280, 6528844, 1050274 sicil nolu iş yerlerinden davacı adına 24.08.1996-01.09.1996, 05.04.1997 - 30.04.1997, 01.03.2001 - 22.11.2001 dönemler ve dava dışı 510838 sicil nolu işyerinden 01.11.1990 - 31.08.1991 tarihleri arası bildirim haricinde, dönemler halinde tam ve kısmi süreli olarak kesintisiz bildirim yapıldığı, davacıya bildirim yapılmayan 01.03.2001 - 22.11.2001 tarihleri içerisinde 24.09.2001 - 14.10.2001 tarihleri arası 18 gün izin kullandırıldıldığı, bordro tanıklarının beyanından davacının, şoför olarak sürekli ve kesintisiz olarak davalı işyerinde çalıştığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda anlatılanlar ışığında incelenen dava dosyasında, davacı, 05.05.1986 - 28.02.2009 tarihleri arası davalı işyerinde şoför olarak aralıksız çalıştığını, bildirilmeyen sürelerin tespitini talep ettiği, Mahkemece, bilirkişi raporuna itibar edilerek 01.08.1986 - 28.02.2009 tarihleri arası 24.08.1996 - 01.09.1996, 05.04.1997 - 30.04.1997, 01.03.2001 - 22.11.2001 tarihleri arası dönemler haricinde bildirilmeyen sürelerin tespitine, 24.08.1996 - 01.09.1996, 05.04.1997 - 30.04.1997, 01.03.2001-22.11.2001 dönemler yönünden hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, kabul edilen dönemler ve prime esas kazanç yönünden verilen karar yerinde görülmekle birlikte 24.08.1996 - 01.09.1996, 05.04.1997 - 30.04.1997, 01.03.2001 - 22.11.2001 dönemler açısından hak düşürücü süre nedeniyle red kararı verilmesi yerinde görülmemiştir. Zira davacının 05.05.1986 - 28.02.2009 tarihleri arasındaki blok çalışma iddiası ve Dairemizce de uygun görülen çalışma süresinin sonu dikkate alındığında hak düşürücü sürenin geçmediği, bordro tanıklarının beyanları ve izin belgeleri dikkate alındığında bu dönemler yönünden de çalışmanın kesintisiz ve sabit olduğu anlaşılmakla, bilirkişi raporu dikkate alınarak 24.08.1996 - 01.09.1996, 05.04.1997 - 30.04.1997, 01.03.2001 - 22.11.2001 dönemler yönünden hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, 01.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.