
Esas No: 2021/3004
Karar No: 2022/1465
Karar Tarihi: 28.02.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/3004 Esas 2022/1465 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Sanıkların taksirle yaralama suçundan mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, bir önceki davada olduğu gibi aynı eylem nedeniyle tekrar yargılama yapılması nedeniyle \"Non bis in idem\" ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Aynı durumun görevi kötüye kullanma suçundan yargılanan sanık için de geçerli olduğuna karar verilmiştir. Kanun maddelerine göre, aynı fiil nedeniyle aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa sonradan açılan davanın reddine karar verilir. Bu nedenle mahkumiyet hükümleri bozulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir. Kanun maddeleri; 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4, 5271 sayılı CMK'nın 223/8, 223/9, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddeleridir.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Taksirle yaralama suçundan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümler, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ..., sanık ... ve sanık ... tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
A-Sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanıklara isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylem, TCK'nın 89/1. maddesinde yaptırıma bağlanmış olup, anılan suç 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık zamanaşımına tabidir. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, bu süre 67/4. maddesi uyarınca en fazla yarısına kadar uzayacağından, suç tarihi olan 05/11/2007 tarihinden itibaren 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen 12 yıllık zamanaşımı inceleme tarihinden önce 05.11.2019 tarihinde gerçekleşmiş olmakla, dosya içeriği itibariyle de, 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar bulunmadığından, hükmün gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davasının isteme aykırı olarak DÜŞMESİNE,
B-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;
06.07.2007 tarihinde mağdur ...'nın ... Devlet Hastanesinde yapılan ameliyatı sırasında fenalaşması nedeniyle ameliyathanede bulunan gaz sisteminde sorun olduğu şüphesi üzerine hastane tarafından İl ... Müdürlüğüne yapılan ihbar neticesinde görevlendirilen müfettiş tarafından savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, bunun üzerine sanıklar hakkında soruşturma izni alınarak soruşturmaya başlandığı ve görevi kötüye kullanma suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 04.11.2008 tarihli ve 2008/343 soruşturma, 2008/128 iddianame numarası ile iddianame tanzim edildiği, iddianamenin kabulü ile sanıkların ... Asliye Ceza Mahkemesinde yargılandığı, yapılan yargılama sonucunda sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında 01.04.2010 tarihinde beraat kararı verildiği, bu kararın Yargıtay 4. Ceza Dairesi tarafından 04.02.2013 tarihinde onanarak kesinleştiği, sanık ...'un ise 05.09.2013 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın da Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından 20.06.2019 tarihinde onanarak kesinleştiği,
Dairemiz tarafından incelemeye konu dosyada ise sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında taksirle yaralama suçuna ilişkin ... Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2010 tarihli ve 2007/1076 soruşturma, 2010/64 iddianame numaralı iddianamesi ile, sanık ...'un hakkında ise 2010/562 soruşturma, 2010/139 iddianame numaralı iddianame ile dava açıldığı, açılan davaların birleştirilmesi üzerine sanıkların taksirle yaralama suçuna ilişkin yargılamasının yapılması neticesinde mahkumiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu aşamada sanıkların aynı eylemi nedeni ile mükerrer yargılama yapılıp yapılmadığının tespitini yapmak gerekmektedir. Sanıkların her iki davaya konu olan eylemi ameliyathanede yanlış bağlanan gaz sistemine ilişkindir. İlk yargılamada bu sistemin kurulumuna yönelik hatadan sorumlu olduğu düşünülen sanıklar hakkında görevi kötüye kullanmadan yargılama yapılmıştır. Tek başına sistemin hatalı kurulması suç oluşturmamakla birlikte mağdur ...'ın yaralanması neticesinde hatalı bağlanma hususu suç teşkil edebilecektir. Bu aşamada ise meydana gelen sonuç ile sanıkların eylemleri arasında illiyet bağı kurulduğu takdirde suç vasfı değişerek aynı davada ek savunma verilmesi yolu ile taksirle yaralamadan yargılamalarının yapılması gerekmektedir. İlliyet bağı kurulamadığı takdirde ise görevi kötüye kullanma suçundan yargılamaya devam edilmesi söz konusu olacaktır. Ancak mevcut durumda sanıklar iki faklı soruşturma üzerine açılan iki farklı dava ile aynı eylemlerinden ötürü iki ayrı suçtan yargılanmıştır. Bu durum ise bir dava şartı olan "Non bis in idem" olarak da bilinen mükerrer yargılama yapıldığı sonucunu doğurmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.12.2019 tarihli ve 2016/10-842 E.-2019/699 K. sayılı kararında: "Kanunlarda açıkça yazılı olmamakla birlikte uygulamada yeri bulunan ve bir hukuk normu olarak doktrinde de kabul edilen "Non bis in idem" ilkesi, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunmayan 1412 sayılı CMUK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.", karar tarihi itibariyla yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223. maddesinin yedinci fıkrasında ise; "Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık hakkında önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa, sonradan açılmış olan davanın reddine karar verilecektir.
"Non bis in idem" ilkesine uluslararası sözleşmelerde de yer verilmiş olup konu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin 7 numaralı Ek Protokolünün "Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı" başlıklı 4. maddesinin ilk fıkrasında; "Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkûm edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı aynı devletin yargısal yetkisi altındaki yargılama usulleri çerçevesinde yeniden yargılanamaz veya mahkûm edilemez." şeklinde ifade edilmiştir.
Adil yargılama, ceza muhakemesi hukukunda sanığa ve mağdura tanınan hakların tümü ve insan hakları ihlal edilmeden yapılan yargılama olarak tanımlanmakta olup soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamında geçerli olan bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Daha önce soruşturma veya kovuşturmaya tabi tutulmuş olan bireyin, aynı fiilden dolayı tekrar soruşturmaya veya kovuşturmaya tabi tutulması ve hatta buna tâbi tutulabileceği endişesi taşıması adil yargılanma hakkı ilkesine aykırılık oluşturmaktadır. Anayasamızın 36. maddesinde güvence altına alınan bu ilkenin temelinde insan onurunun korunması yatmaktadır. Kişinin daha önce soruşturma ve kovuşturmaya tabi olduğu fiilden dolayı, önceden kanunla belirlenmiş istisnai şartlar gerçekleşmeden tekrar şüpheli veya sanık statüsüne sokulması, insan olmasından kaynaklanan varlığını yani onurunu zedeleyici niteliktedir." şeklinde belirtildiği üzere hukuk sistemimizde mükerrer yargılama yasağı bulunmaktadır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların temyiz incelemesine konu dosya kapsamındaki eylemleri nedeni ile başka suç nitelendirmesi ile daha önceden yargılandıkları, sanıklar ..., ..., ... ve ...'in beraat ettikleri, sanık ...'un ise yargılama neticesinde mahkumiyetine hükmedildiği ve hükümlerin Yargıtay tarafından onandığı anlaşılmakla, sanıkların aynı eylemden dolayı haklarında açılmış bir dava ile yargılamalarının yapıldığı, incelemeye konu davanın mükerrer olduğu göz önünde bulundurulduğunda, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi;
Kanuna aykırı olup, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ..., sanık ... ve sanık ...'ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 28/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.