
Esas No: 2021/8342
Karar No: 2022/1602
Karar Tarihi: 02.03.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/8342 Esas 2022/1602 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Sanık, mağdurun özel görüntülerini ifşa ederek özel hayatın gizliliğini ihlal etmiş ve mağdura tehditler savurarak onu korkutmuştur. Ancak uzlaşma teklifi sonuçsuz kaldığı için dosya mahkemeye geri gönderilmiştir. Uzlaşma süreci de sonuçsuz kalmıştır. Suçun zamanaşımı süresi, uzlaşma teklifi verildiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Bu nedenle sanık hakkındaki suçlamalar zamanaşımı sebebiyle düşmüştür. Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan bilirkişi raporunda adli emanetlerdeki verilerin suçla bağlantılı olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle adli emanetler sanıklara iade edilmiştir. Karar, TCK'nın 134. maddesi (özel hayatın gizliliğinin ihlali) ve TCK'nın 106. maddesi (tehdit) ile ilgilidir. CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca sanık beraat etmiştir. Ancak CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığı açıklanmıştır. TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kan
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit
Hüküm : CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince beraat
Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve tehdit suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 21.10.2020 tarihli ilamında yer alan; “…Karar tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1-1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; ‘Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’ hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre TCK'nın 106/1-1. madde, fıkra ve cümlesindeki tehdit suçu açısından sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması…” biçimindeki bozma nedenine uygun olarak, yerel mahkemece, dosyanın 17.12.2020 tarihinde uzlaştırma bürosuna gönderildiği, katılanın 28.01.2021 tarihli uzlaşma teklif formuna göre uzlaşma teklifini kabul etmediği, uzlaştırmacı tarafından taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığına dair raporun düzenlenip, uzlaştırma işlemleri kapsamında düzenlenen evrak asıllarının 10.02.2021 tarihli yazıyla 12.02.2021 tarihinde Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştıma Bürosuna gönderilmek üzere Ankara Batı Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığına verildiği, Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 25.02.2021 tarihinde havale edilen ve Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığı Uzlaştıma Bürosunun 30.03.2021 tarihli yazısıyla mahkemesine iade edilen evrakların, hâkim tarafından 02.04.2011 tarihinde havale edilerek, dosyaya konulduğu belirlenerek ve Ceza Muhakemesi Uzlaştırma Yönetmeliğinin zamanaşımı başlıklı 34. maddesinin; “(1) Şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek büroya verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez. (2) Uzlaşma teklifine süresi içerisinde cevap verilmemesi ya da teklifin reddedilmesi hâlinde uzlaştırma girişimi sonuçsuz kalmış sayılır. (3) Tarafların veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin uzlaştırma müzakerelerine katılmaktan imtina etmesi, müzakereler sırasında taraflardan birinin yazılı veya sözlü olarak uzlaşmadan vazgeçtiğini bildirmesi üzerine düzenlenen raporun büroya verildiği tarihten itibaren dava zamanaşımı ve kovuşturma koşulu olan dava süresi yeniden işlemeye başlar.” şeklindeki hükümleri gözetilerek, yapılan incelemede:
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre;
Sanık ...'nin, mağdur ... tarafından aralarındaki ilişkinin sona erdirilmesine tepki olarak, mağdurun fiziksel mahremiyetine ilişkin özel görünütlerini, 05.12.2011 tarihine kadar facebook hesabında yayımladığı, mağdura, “Seni çevreye rezil edeceğim, bilgisayarımda ve cep telefonumda başka resimler ve videolar var, bunları ailene ve arkadaşlarıma göstereceğim, seni rezil edeceğim, sen bundan sonra bana döneceksin, ben seni herkese peşkeş çekeceğim" diyerek, mağdurun cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle mağduru tehdit ettiği iddialarına konu olayda;
Sanığa isnat edilen ve daha ağır bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan eylemler, TCK’nın 134. maddesinin 2. fıkrasında özel hayatın gizliliğini ihlal, TCK’nın 106. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde tehdit başlıkları altında yaptırıma bağlanmış olup, TCK'nın 66/1-e maddesi gereğince anılan suçların asli dava zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu, TCK’nın 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesen nedenlerin varlığı halinde süre yeniden işlemekte ise de, zamanaşımını kesen en son işlem olan mahkumiyet kararının verildiği 07.11.2013 tarihinden itibaren TCK'nın 66/1-e maddesinde öngörülen 8 yıllık zamanaşımının, CMK’nın 253/21. maddesi gereğince “Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu” tarih ile uzlaştırma raporunun uzlaştırma bürosuna verildiği tarih arasında duran süre de eklendiğinde, temyiz inceleme tarihinden önce gerçekleştiği anlaşıldığından, CMK'nın 223/9. maddesindeki derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartlar da bulunmadığından, mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; sanık hakkındaki davaların TCK'nın 66/1-e ve CMK'nın 223/8. maddeleri gereğince isteme aykırı olarak ayrı ayrı DÜŞMESİNE, Beypazarı Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan 27.12.2011 tarihli bilirkişi raporu ile Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim edilen 07.02.2012 tarihli uzmanlık raporundaki tespitlere göre; adli emanetin 2011/135 sırasında kayıtlı LG marka bilgisayar kasasındaki sabit disk ve Nokia marka cep telefonuna takılı bulunan Nokia marka 1 GB Micro SD kart ile adli emanetin 2012/30 sırasında kayıtlı CD ve fotoğrafların DOSYADA DELİL OLARAK SAKLANMASINA, sanığa isnad edilen suçlarla bağlantılı veriler içermediği tespit edildikten sonra adli emanetin 2011/135 sırasında kayıtlı LG marka bilgisayar kasasının, sanığa ait Philips marka cep telefonu ve bu telefona takılı bulunan Sandisk marka 1 GB Micro SD kart ile sanığa ait Nokia marka cep telefonunun sahibine İADESİNE, 02.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.