10. Hukuk Dairesi 2020/11478 E. , 2021/10053 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtilen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekilince temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 10.04.2014 tarih ve 53 sayılı inceleme raporuna göre işyerinde çalıştığı iddia edilen... ve ... isimli kişilerin davacıya ait market işyerinde çalışmadığının tespiti ile kurumca bunun aksine yapılan işlemlerin iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, aşamalarda talebini açıklayarak istemin kurum işleminin iptali ve kurum denetmeni tarafından düzenlenen tutanağın iptaline yönelik olduğunu beyan etmiştir.
Mahkemece 21. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında davanın kabulüne; davalı Kurum tarafından tanzim edilen davaya konu 10/04/2014 tarih ve 53 sayılı inceleme raporunun iptaline, kurum sataşmasının bu şekilde giderilmesine şeklinde karar verilmiştir.
Uyulan bozma ilamında “...raporda davacının işyerinde çalışmadığını iddia ettiği yukarıda ismi sayılan kişiler dışında da bazı sigortalılar için tespit olduğu halde, mahkemece 10.04.2014 tarihli inceleme raporunun tümüyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda, mahkemece dava sonucunda verilecek karar, kuruma hizmetinin bildirilmediği iddia edilen kişilerin de hak alanını ilgilendirdiğinden, davacı tarafa yöntemince söz konusu kişilerin davaya dahil edilmesi için süre verilmesi, anılan kişilerin gösterdiği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, belirtilen eksiklikler giderilmeden sadece davalı Kurum hakkında yargılamanın sürdürülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, öncelikle söz konusu kişiler davaya dahil edildikten sonra gösterdiği deliller de toplanarak, bordro tanıklarını dinlemek, Kurumdan, Belediyeden sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına başvurmak, söz konusu işyerinin kapasitesini, büyüklüğünü, bu kadar işçi çalıştırmaya uygun olup olmadığını emniyet, Belediye veya Kurum vasıtasıyla araştırarak” karar verilmelidir denilmiştir.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
Bozmaya uyulduğu belirtildiği halde, bozma gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Eldeki dosyada, 11778.019 sicil sayılı davacı ... adına tescilli market işyerinde kurum müfettişi tarafından durum tespiti sonucu sigortasız çalıştığı tespit edilen bir kişi bulunmadığı; ancak, işyeri kayıt ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede irsaliyeli faturalarda teslim alan olarak ya da kasa Z raporlarında kasayı kullanan kişi olarak isimleri geçtiği için fatura ve yazar kasa fişlerinde belirtilen tarihlere göre bir kısım kişilerin bu dönemlerde işyerinde kayıt dışı olarak çalıştıklarının tespit edildiği sonucuna varıldığının 10.04.2014 tarih 53 sayılı SGK inceleme raporunda belirtildiği, bu kişiler için kimlikleri tespit edilebilenler bakımından resen işe giriş bildirgesi ve aylık prim hizmet belgesi düzenlenerek, hizmetlerinin hizmet cetvellerine işlendiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan araştırma sonucu, Kurum tarafından işyerinde sigortasız olarak çalıştığı iddia edilen kişilerden ...ve ...’ın yazar kasa sistemini kuran ve gerekli ayarlamaları yapan ... Bilişim AŞ nin yetkilisi oldukları, bordro tanıklarınca da bu kişilerin çalışmadıklarının beyan edildiği;...’nın mahkemece dinlenildiği ve kendisinin kuruma bildirilen şekilde çalışması olduğunu beyan ettiği, ...ve ...’ın davaya dahil edilmek üzere kimlik bilgilerinin araştırıldığı, ancak hem kurumdan hem Nüfus Müdürlüğü hem de kolluk vasıtasıyla yapılan araştırmada açık kimlik bilgileri bulunmadığı için ilgili kişilere ulaşılamadığı anlaşılmıştır. SGK tarafından 01.03.2017 tarihli yazı ile Kurumca düzenlenen 2014/53 sayılı rapor gereği işverenden 28.04.2014 tarihli yazı ile sigortalı işe giriş-çıkış belgeleri ile APHB talep edildiği bildirilmiştir.
Mahkemece, 10.04.2014 tarih ve 53 sayılı inceleme raporunun iptali yönünde hüküm kurulmuştur. Ancak bu raporun içeriği incelendiğinde, yukarıda belirtilen ve mahkeme tarafından fiilen çalışıp çalışmadığı konusunda araştırma yapılan kişiler dışında da birçok kişinin sigortalılığının tespit edildiği,kurum tarafından bunların bir kısmı açısından işlem yapıldığı, hatta kurum yazısı ekinde gönderilen belgelerden tespit edilen hizmetlerin hizmet cetvellerine işlendiği anlaşılmaktadır. Mesela, dava dışı ...’nin daha önce davacı işyerinden ilgili dönemde kuruma bildirilen sigortalı hizmeti görünmediği halde, inceleme raporuna istinaden 26.03.2013-10.01.2014 arası hizmetinin 11778 sicil numaralı davacı adına tescilli işyerinden hizmet cetveline işlendiği, bu kişinin Kuruma işverence sigortasının bildirilmediği yönünde daha önce şikayet dilekçesi vermiş olduğu, teftiş aşamasında dinlenen ...dahil bir kısım sigortalıların ...’nin işyerinde fiilen çalıştığını beyan ettiği, ama bu ve buna benzer şekilde ilgili inceleme raporu ile sigortalı çalışması tespit edilen diğer kişiler davaya dahil edilip beyanları alınmadan raporun tümden iptaline karar verildiği görülmektedir.
Yapılacak iş, davacının Kurum işlemlerinin iptali istemine yönelik itirazları, Kurumun işlemleri ve ilgili işlemlerin davacıya tebliğine dair kayıt ve belgeler getirtilerek, Kurumdan inceleme raporunda sigortalı olarak çalıştığı belirlenen kişilerden hangileri hakkında ne işlem yapıldığı, hangileri için resen işe giriş bildirgesi ve aylık prim hizmet belgesi düzenlendiği sorulmalı, 10.04.2014 tarihli raporun ve buna dayalı olarak Kurumca yapılan işlemlerin iptali, bu kişilerin de hak alanını ilgilendireceğinden kimliği belirlenebilenler davaya dahil ederek beyanları alınmalı, aynı çevrede iş yapan başka işverenler veya bu işverenlerin çalıştırdığı kişiler, komşu işyeri tanıkları da saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, her tür kanıttan yararlanmak suretiyle yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usûl ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.09.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.