10. Hukuk Dairesi 2015/9191 E. , 2015/10187 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, hukuki nitelikçe; dava dışı ....Mobilya Tekstil San ve Tic A.Ş."nin süresinde ödenmeyen 2005, 2008 ve 2009 yılları arasındaki prim borcunun, işveren şirketin üst düzey yöneticisi olduğundan bahisle davacıdan tahsili için, 6183 sayılı Kanunun 58. maddesi kapsamında, 09.04.2014 tarihinde tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, Ticaret Sicil kayıtlarına göre, davacının 26/06/2007-03/11/2008 tarihleri arasında borçlu şirketin yönetim kurulu üyeliği yaptığını, ancak Ticaret Sicil kayıtlarına göre şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili şahsın ... olduğu, davacının şirket borçlarından sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
01.10.2008 tarihinden önce tahakkuk eden prim borçları nedeniyle davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 80/11. maddesinde; “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.” hükmü öngörülmüştür. Anılan madde hükmüne göre, tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan bir kişinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olabilmesi için; primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili, üst düzey yöneticisi olması zorunludur.
Türk Ticaret Kanununun 317. maddesi uyarınca;... A.Ş."in idare ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak, yetkili idare meclisince yerine getirilmektedir. Her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi durumunda;... A.Ş. yönünden primlerin
ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya mali işlerinde doğrudan söz sahibi veya yetkili olmayan, karar organında yer almayan kişilerin işverenle müşterek sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
Anılan Kanun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup, 01.10.2008 tarihinden sonra tahakkuk eden prim borçları hakkında 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi ile “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” şeklinde düzenlenme getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.
Eldeki davada, çözümlenmesi gereken husus, davacının prim borçlarının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, üst düzey yönetici veya kanuni temsilci sıfatıyla prim borçlarından sorumlu tutulup tutulamayacağı hususudur.
Yukarıda açıklanan yasal çerçeve doğrultusunda, somut olay değerlendirildiğinde;
a)Ticaret Sicil kayıtlarına göre, davacının 26/06/2007-03/11/2008 tarihleri arasında borçlu şirketin yönetim kurulu üyeliğini yaptığı, ancak şirketi temsil ilzam yetkisi bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemece 01.10.2008 öncesi döneme ilişkin prim borçları yönünden verilen iptal kararı isabetlidir.
b)01.10.2008-03.11.2008 tarihleri arasındaki dönem yönünden ise, prim sorumluluğu için, yönetim kurulu üyesi olmak yeterli olup, bu döneme ilişkin istemin reddi yönünde hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.