
Esas No: 2020/11583
Karar No: 2022/1886
Karar Tarihi: 14.03.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/11583 Esas 2022/1886 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacı, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından gözaltında ve tutuklu kalmıştır. Yargılama sonunda ek kovuşturmaya yer olmadığına hükmedilmiştir. Davacı, tazminat talebinde bulunmuş ve mahkeme, davacının 1.560,82 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminat isteğini kabul etmiştir. Ancak, davacının gerçek maddi zararı ve manevi tazminat miktarı yanlış hesaplanmıştır. Bu nedenle, mahkeme kararı bozulmuştur.
Kanun Maddeleri:
- 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesi: Tutuklama tarihi itibariyle açılan dava
- 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi: Yargıtay incelemesi sonucu verilen bozma kararının sonuçları
- 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi: İsteme aykırılık halleri
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Tazminat talebinin dayanağı olan ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/393 Soruşturma sayılı soruşturma dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından 27.11.2012 – 29.01.2013 tarihleri arasında 63 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda ek kovuşturmaya yer olmadığına hükmedildiği, bu hükmün 11.07.2015 tarihinde verilerek itiraz olmaksızın kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla;
Davacının 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın kovuşturmya yer olmadığına dair verilen karar tarihinden işleyecek yasal faiz talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece 1.560,82 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın kovuşturmya yer olmadığına dair verilen karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Davacının ortağı olduğu şirketlerin gelir durumu ile davacının şahsi zararı birbirinden bağımsız olarak değerlendirilerek, davacının tazmin edilebilir gerçek maddi zararının ortaya çıkartılması gerektiği ve tutuklu kaldığı dönemde şirketlerinde çalıştığı takdirde alabilecek olduğu maaş, huzur hakkı gibi maddi karşılıklara dair bir alacağının olup olmadığı, tutuklanması nedeniyle kesinti yapılıp yapılmadığı araştırılarak bu yönde itibar edilecek belge sunulamaması halinde, dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.11.2015 tarih, 2014/12-123 Esas – 2015/380 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında maddi zararın hesaplanmasında, gelir kaybının asgari ücrete göre hesaplanan miktardan az olması halinde vergi dairesi ya da başka bir kuruma bildirilen miktara bağlı kalınmasının hak ve nasafet ilkesine uygun olmayacağı, en azından temel ihtiyaçları karşılayan, davacının tutuklu kaldığı dönem için, net asgari ücret üzerinden hesaplanan miktarın maddi tazminat olarak ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
2-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar davacının elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, davacı lehine belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunması,
3-Gerekçeli karar başlığında, dava türü olarak “Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat” yerine “Yakalama veya tutuklama sonrası KYO veya beraat kararı verilmesi halinde tazminat” olarak yazılması, “04.12.2014” olan dava tarihinin “11.07.2014” olarak yazılması,
Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak, BOZULMASINA, 14/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.