16. Hukuk Dairesi 2017/1035 E. , 2020/3998 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu ...Köyü çalışma alanında bulunan 107 ada 20 parsel sayılı 593,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, bahçe vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., temyize konu 107 ada 20 parsel sayılı taşınmaz ve diğer bir kısım taşınmazlar hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve adına tescili istemiyle davalı ... ve diğer taşınmazların tapu malikleri aleyhine dava açmıştır. Yargılama sırasında eldeki dava, ana dava dosyasından tefrik edilerek mahkemenin yeni esasına kaydedilmiştir. Mahkemece tefrik sonrası yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne, çekişmeli 107 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 10,31 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile bu kısmın davacıya ait 107 ada 18 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar ..., Hazine temsilcisi, ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297. maddesinde, mahkeme kararının neleri ihtiva edeceği ayrıntılı olarak belirtilmiş olup, anılan yasa hükmüne göre, tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin karar başlığında gösterilmesi zorunludur. Somut olayda; davacı ..., davaya konu edilen 107 ada 20 parsel sayılı taşınmaz ile diğer bir kısım taşınmazlar hakkında birlikte dava açmış ve yargılama sırasında 107 ada 20 parsel maliki ... aleyhine açılan dava ana davadan tefrik edilerek eldeki dosyanın esasına kaydedilmiştir. Böyle olduğu halde, ana dosya davalıları Hazine, ... ve ..."ın karar başlığında gösterilmek sureti ile aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Öte yandan; Mahkemece, çekişmeli 107 ada 20 parsel sayılı taşınmazın 10,31 metrekarelik kısmının davacıya ait 107 ada 18 parsel sayılı taşınmaza dahil olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve uygulama da hüküm vermeye yeterli değildir. Davaya konu bölümün kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, davacıya ait taşınmaz üzerindeki yapının da hangi tarihte kim tarafından yapıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınmamış olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, davaya konu edilen taşınmaz başında, taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ile fen bilirkişinin katılımıyla keşif yapılmalı ve bu keşifte, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, çekişmeli alanda tespit tarihi itibariyle kimin zilyetliğinin bulunduğu, bu alandaki zilyeliğin hangi tarihte ve ne zaman başladığı, ne şekilde sürdürüldüğü, davacıya ait taşınmaz üzerindeki yapının ne zaman yapıldığı, kadastro tespit tarihi itibariyle yapınının sınırlarının ne olduğu ve çekişmeli alanda 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesindeki koşulların davacı yararına oluşup oluşmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana hangi nedenle üstünlük tanındığı, karar yerinde açıklanmalı; fen bilirkişisinden, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; hükümde ifraz edilen kısma yönelik olarak fen bilirkişi raporuna atıf yapılmadan ve davalıya ait taşınmazdan 10,31 metrekarelik kısmın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline şeklinde hüküm kurulması gerekirken, hüküm fıkrasının anlaşılmasına olanak vermeyen ifade ile infaza elverişli hüküm kurulmamış olması da isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalılara iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.