11. Hukuk Dairesi 2018/1619 E. , 2019/3369 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/06/2017 tarih ve 2015/197 E- 2017/242 K. sayılı kararın ayrı ayrı asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi"nce verilen 11/01/2018 tarih ve 2017/1226 E- 2018/6 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi ayrı ayrı asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun"un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin "PINAR MADRAN SU" ibareli 32. sınıf ürünleri içeren tescilli markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin ise müvekkilinin tanınmış markasıyla iltibasa sebebiyet verecek biçimde 32.sınıf mallar yönünden "BİRDAĞ MADRAN+ŞEKİL " unsurlu marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa başvuru konusu ibare ile müvekkili markası arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, ayrıca başvurunun 556 sayılı KHK"nın 7/1-f maddesi uyarınca yanıltıcılık taşıdığını, YİDK kararının hukuka uygun olmadığını ileri sürerek, söz konusu YİDK kararının iptaline ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada ise davacı ... vekili, müvekkili kurumun 32.sınıfta ilki1994/2199 sayılı olmak üzere çok sayıda “MADRAN” ibareli markasının bulunduğunu, halen de Madran dağından çıkan şişe suyunu pazarladığını, davalı şirketin ise “BİRDAG MADRAN” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, markanın davalı adına tescil olunmasının KHK’nın 7/1-f maddesi uyarınca yanıltıcı olacağını ileri sürerek YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPMK vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili asıl ve birleşen davaya sunduğu cevap dilekçelerinde, "MADRAN" ibaresinin su emtiası bakımından ünlü bir coğrafi yer adı olduğunu, herhangi bir kişinin tekeline bırakılamayacağını, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, başvuru konusu ibarenin yanıltıcı nitelik de taşımadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, "MADRAN" ibaresinin markalarda tali unsur olarak yer aldığı, markalar arasında iltibas bulunmadığı ve başvuru konusu işaretin yanıltıcı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri ayrı ayrı istinaf etmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesinde; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
(1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK"nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK"nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl ve birleşen dosya da davacılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair davalı TPMK YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’nın 7/1-f maddesinde yer alan “Mal veya hizmetin niteliği, kalitesi veya üretim yeri, coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar,” mutlak tescil engelleri arasında kabul edilmiştir.
Dairemizin emsal 2017/1908-2018/7410 ve 206/10668-2018/3060 sayılı kararlarında da ifade olunduğu üzere, MADRAN ibaresi Aydın ili Bozdoğan ilçesi MADRAN Dağından çıkartılan meşhur bir kaynak suyunun adıdır. Yine MADRAN ibaresinin Çine Belediyesi adına TPMK nezdinde kaynak suları için C2013/014 sayılı coğrafi işaret olarak tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Marka başvuru aşamasında dahi, ürünlerin coğrafi kaynağı, üretim yeri, niteliği ve kalitesi yönünden halkı yanıltabilecek nitelikte olan marka başvurularının reddi gerekmektedir. Somut olay yönünden, Bölge Adliye Mahkemesince, emsal içtihatlarımızda da yer aldığı üzere, "Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz)” malları yönünden, davalının daha önce MADRAN bölgesi suyu ile anılan malların üretimi veya bu nitelikteki malların pazarlanması faaliyetiyle uğraştığı veya böyle bir faaliyet izninin bulunduğu konusunda bir iddia ve ispatının bulunmaması karşısında, işaretin davalı şirket adına tescili KHK’nın 7/1-f maddesi uyarınca halkı yanıltıcı nitelikte kabul edilerek asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeye dayalı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle temyiz eden asıl ve birleşen dosya davacıları yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dosya davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yer alan gerekçelerle, asıl ve birleşen dosya davacılar vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK"nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine,
02/05/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.