15. Hukuk Dairesi 2016/4450 E. , 2017/4097 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-karşı davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinden yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik kısmi itirazın iptâli, karşı dava ise takipte istenilen işlemiş faizden borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine dair verilen karar, davalı-karşı davacılar vekili tarafından asıl davada verilen karar yönünden temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı-karşı davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Taraflar arasında, sözlü olarak Döşemealtı belediye binası ve çevresinde yapılan inşaat işlerine ilişkin hafriyat işleri yapılması konusunda eser sözleşmesi yapılmıştır. Asıl davada, davacı taşerondan temlik alan, davalı ise yüklenicidir. Davacı, bakiye iş bedelinin ödenmediğini iddia etmektedir. Davalı ise yapılan işlerin bedelinin ödendiğini, bakiye 47.673,63 TL"nin ise eksik bırakılan işlerin giderilmesi halinde ödeneceğini beyan ederek asıl davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, yerinde keşif yapılarak bir kök ve bir ek rapor alınmış, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; dava açılmadan önce Antalya 5. Asliye Ticaret Mahkemesi"nin 2012/404 Değişik iş sayılı dosyasında yapılan keşif sonucunda alınan tespit raporu ile mahkemece keşif üzerine alınan rapor ve itiraz üzerine düzenlenen ek raporda işin yapıldığı alan miktarlarının farklı tespit edildiği ve davalı yükleniciler tarafından da yapılan iş miktarına itiraz edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece iş miktarına yönelik raporlar arasındaki çelişki giderilmeden keşif sonucu alınan kök rapora göre hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ayrıca, dava dilekçesi harçlandırma formunda dava değeri 90.409,20 TL olarak gösterilmiş ve bu miktarın harcı yatırılmıştır. Harçlandırılan değer, takip talebindeki asıl alacağın itiraz edilen kısmına karşılık gelmektedir. Bu durumda takip talebindeki işlemiş faiz alacağı yönünden usulen açılmış bir davanın varlığından söz edilemez. HMK"nın 26. maddesi uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup fazlasına karar veremez. Mahkemece kurulan hüküm takip öncesi işlemiş faizi de kapsadığından HMK"nın 26. maddesine aykırıdır.
Bu durumda mahkemece; HMK 281/son maddesine göre yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan mahallinde ölçüm de yapılarak alınacak rapor ile kazı alanlarının yeniden tespiti ile taraflar arasında yazılılı sözleşme olmadığı ve bedel konusunda da anlaşma bulunmadığı anlaşıldığından sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 481. maddesi gereğince herhangi bir güncelleme yapılmaksızın ve içerisinde KDV ve yüklenici kârı da bulunacağından bu kalemler eklenmeksizin işin yapıldığı yıl 2012 mahalli piyasa rayicine göre imalât bedelinin belirlenmesi ve önceki raporlar arasındaki çelişki ve taraf itirazları da giderilecek şekilde mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp kanıtlanan ödemelerin mahsup edilerek ve icra takibine yapılan itirazın kısmi olduğu da dikkate alınarak asıl davada sonucuna uygun bir karar verilmesi, takipte işlemiş faizin tahsili talep edilmiş ise de davada asıl alacağın itiraz edilen kısmı kadar harç ödenerek dava açıldığından işlemiş faize de hükmedilmemesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile hükmün davalı-karşı davacılar yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davalı-karşı davacılar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı-karşı davacılara geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 23.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.