8. Hukuk Dairesi 2019/6319 E. , 2019/11840 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 02.10.2014 tarihinde borçlu tarafından müvekkili Bankaya bildirilen adreste haciz yapıldığını, borçlu ile üçüncü kişi arasında yapılan ticari işletme devrinin borcun doğum tarihinden sonra gerçekleştiğini, İİK"nın 280/4 maddesinde düzenlenen karinenin alacaklı yararına olduğunu, borçlu ile üçüncü kişinin faaliyet konularının, adreslerinin, işçilerinin aynı olduğunu, aralarında kirvelik ilişkisi olduğunu, bu akrabalık ilişkisinin de organik bağı ve ızrar kastı ile hareket edildiğine dair karineyi kuvvetlendirdiğini öne sürerek, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, haciz yapılan işyerinin borçlularla bir ilgisinin bulunmadığını, işyerinde bulunan malların borçlu ... tarafından müvekkiline satıldığını ve bedelinin de ödendiğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlular vekili, müvekkileri ile üçüncü kişi arasında akrabalık bağının bulunmadığını, haciz yapılan mobilya mağazasında öncesinde borçlulardan ..."in faaliyet göstermekte iken içerisindeki malları üçüncü kişiye 20.08.2014-21.08.2014 tarihli faturalarla satıp bedelini aldığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu haczin borçlulardan ..."in alacaklı Bankaya bildirdiği adreste gerçekleştirildiği, her ne kadar üçüncü kişi tarafından fatura ve işyeri vergi levhası ibraz edilerek istihkak iddiasında bulunulmuş ise de borçlu tarafından İİK"nin 44. maddesine uygun hareket edilmediği, haciz tarihinde borçlunun ticareti terk etmediği, iş yerini diğer davalıya devrettiği kabul edilse bile söz konusu devir borcun doğum tarihinden sonra olduğu ve İİK"nin 280/4 maddesi gereğince alacaklıyı ızrar kastının aksinin ispatı için yasal işlemlerin yerine getirilmediği, bu durumda söz konusu devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi devralan davalının da BK’nin 179. maddesi gereği işletmenin borçlarından sorumlu olacağı, davalı üçüncü kişi lehine mülkiyet karinesi şartlarının da oluşmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, borçlulardan ...’in takip dayanağı kredi sözleşmelerinde yer alan adresinin mobilya işletmesine ilişkin merkez adresi, haciz adresinin ise şube adresi olduğu, üçüncü kişinin ise haciz adresinde ve borçlunun merkez işyeri adresinde borcun doğum tarihinden sonra 22.08.2014 tarihinde borçlu ile aynı alanda faaliyete başladığı, Mahkemece yaptırılan kolluk araştırmasına göre haciz adresinin borçlu tarafından 2014 yılı Haziran-Temmuz aylarında boşaltıldıktan sonra iki ay kadar boş kaldığı, üçüncü kişinin bundan sonra faaliyete başladığı, borçlu tarafından üçüncü kişi adına düzenlenen 21.08.2014 tarihli 11 adet fatura içeriğine göre aralarında 178.000,00 TL’lik mal alış-verişi olduğu, fatura bedellerinin de 21.08.2014 tarihinde üçüncü kişi tarafından borçlunun banka hesabına yatırıldığı, haciz sırasında borçlunun hazır olmadığı, borçluya ait evrak bulunmadığı ve borçlu ile üçüncü kişi arasında organik bağ bulunmadığı anlaşılmıştır.
Buna göre, mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekir.
Bundan ayrı olarak, devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun ispat edilmesine bağlıdır. Bu bilgilere göre, temyize konu olayda davacı üçüncü kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu, davacı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, muvazaa iddiasını ispat edebilecek herhangi bir delil dosyaya sunulmamıştır.
O halde, Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın reddi yerine oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile kabulüne yönelik hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı üçüncü kişi vekili ve davalı borçlu ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK"nin 366 ve HUMK"un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca İİK"nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 26.12.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.