
Esas No: 2020/1749
Karar No: 2022/2913
Karar Tarihi: 13.04.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2020/1749 Esas 2022/2913 Karar Sayılı İlamı
12. Ceza Dairesi 2020/1749 E. , 2022/2913 K."İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal, tehdit, hakaret
Hükümler : 1- Katılan sanık ... hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan TCK'nın 134/2, 29, 62, 51, 51/3, 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Sanık ... hakkında tehdit suçundan TCK'nın 106/1-1, 29, 62, 50/1-a, 52/4. maddeleri gereğince mahkumiyet
3- Sanık ... hakkında hakaret suçundan TCK'nın 129. maddesi gereğince ceza vermekten vazgeçilmesine
Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan katılan sanık ...'nin mahkumiyetine ve hakaret suçundan sanık ... hakkında ceza vermekten vazgeçilmesine ilişkin hükümler, katılan sanık ... müdafii tarafından, tehdit suçundan sanık ...'ın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık ... ve katılan sanık ... müdafileri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Temyiz dilekçesinin kapsamına göre; sanık ... müdafinin sanık ... hakkındaki tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz ettiği ve katılan sanık ... hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü katılan sıfatı ile temyiz etmediği belirlenerek yapılan incelemede:
A) Sanık ... hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ... ve katılan sanık ... müdafilerinin, sanık ... hakkında hakaret suçundan kurulan ceza vermekten vazgeçilmesine ilişkin hükme yönelik katılan sanık ... müdafinin temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, incelenen dosya kapsamına göre;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.11.2021 tarihli, 2018/513 - 2021/525 sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere; 1412 sayılı CMUK'un 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafinin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma olanağı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.
İncelenen dosyada; Dairemizin 25.04.2018 tarihli ve 2017/10755 Esas - 2018/4828 Karar sayılı ilamının (3) numaralı bölümündeki (a) harfi ile gösterilen bozma nedeninin sanık ... aleyhine olması karşısında, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 326/2. maddesine göre sanık ...’ın bozma ilamına karşı diyeceklerinin tespiti gerekirken, sanık ...’a duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmesi ve sanık ... müdafinin beyanlarının alınması ile yetinilerek karar verilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kabul ve uygulamaya göre de:
a) Uyulmasına karar verilen bozma ilamında vurgulandığı üzere, sanık ...'a yüklenen suçların işleniş biçimine, zamanına, gerçekleşme şekillerine göre; uzlaştırma kapsamına giren hakaret suçunun, bu kapsama girmeyen tehdit suçuyla birlikte işlendiği dikkate alındığında, 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve TCK'nın 106/1. madde ve fıkrasında tanımı yapılan tehdit suçunun uzlaşma kapsamına alınması, tehdit suçuyla birlikte işlenmesi nedeniyle CMK'nın 253/3. madde ve fıkrasına 26.06.2009 tarihli 5918 sayılı Kanunun 8. maddesiyle eklenen ve 09.07.2009 tarihinde yürürlüğe giren “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü gereğince suç tarihi itibariyle uzlaşma hükümleri uygulanamayan hakaret suçu açısından da 6763 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca uzlaştırma önerisinde bulunulmasının gerektiğinin anlaşılmış olması karşısında, TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası uyarınca; “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre tehdit ve hakaret suçları açısından uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, sonucuna göre sanık ...'ın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, katılan sanık ... hakkındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ile sanık ... hakkındaki hakaret suçlarından uzlaştırma işlemleri yerine getirilip, tehdit suçundan uzlaşma teklifinde bulunulmaksızın düzenlenen uzlaştırma raporuna dayalı olarak sanık ...’ın tehdit suçundan yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
b) Hakaret suçunun haksız bir fiile tepki olarak işlenmesi nedeniyle ceza vermekten vazgeçilmesi halinde TCK’nın 129/1 ile CMK'nın 223/4-c madde ve fıkraları gereğince “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilmesi gerekirken, sanık ... hakkında hakaret suçundan TCK’nın 129/1. madde ve fıkrası uyarınca “ceza vermekten vazgeçilmesine” şeklinde karar verilmesi suretiyle CMK'nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,
Kanuna aykırı olup, sanık ... ve katılan sanık ... müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA,
B) Katılan sanık ... hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan sanık ... müdafinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Aksi kanıtlanamayan savunmaya ve dosyada mevcut delil durumuna göre, sanık ...'ın, resmi nikahlı eşi ile aralarının kötü olduğunu, ciddi bir ilişki düşündüğünü ve kendisine değer verdiğini söylemesi nedeniyle onunla arkadaş olup, birlikte olmalarına rağmen ilerleyen süreçte adı geçen sanığın evliliğini devam ettirerek, eşinden gizli olarak görüşmeye devam etmek istemesinden dolayı kandırıldığını anlayan katılan sanık ...'nin, sanık ...'a, artık görüşmek istemediğini söylemesine rağmen sanık ...’ın, 11.01.2014 günü telefonla kendisini arayıp, tekrar buluşma teklifine olumlu yanıt vermeyince; “Sen o.ospusun, düzgün biri olsaydın benimle ilişkiye girmezdin, yalancı, onursuz” şeklinde, onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen sözler söylemesinin ardından, sanık ...'la beraber oldukları dönemde cep telefonuna kaydettiği sanık ...'ın bilgisi dahilinde çekilen sanık ...'a ait biri tamamen çıplak toplam üç adet fotoğrafı, aynı gün saat 12.42'de, “Çok üzgünüm bunu yapmak zorundayım, midem bulandı bu iki yüzlü yalancıdan, ilk değilmiş, son da olmaz, belki de biliyorsunuz, konuşamayacak kadar kötüyüm, mecbur kaldım evlendim, hiç sevmedi dedi. İnandım, ama ikimiz de safız, bilin istedim”, “Kimbilir ne yalan söyleyecek”, “Ankara'ya birlikte gittik, Apo da vardı, avukata bile götürdü utanmadan beni, kör olmuşum, çok sevdim, ama hikayenizi öğrenince uutandım sizden, afedersiniz”, “Özlediğinde bak sevgilim diyerek kendi çektirdiği fotoğraflardı, özür dilerim”, “Çok dikkatli olun, tehlikeli bir adam, şeytan gibi, cenazedeymiş, korktum daha önce size yazmaya” biçimindeki mesajlarla birlikte sanık ...'ın resmi nikahlı eşi olan tanık ...'ın cep telefonuna gönderdiği ve tanık ... tarafından da gönderilen mesajların okunup, fotoğrafların görüldüğü olayda;
Katılan sanık ...'nin, sanık ...'ın cinsel ve fiziksel mahremiyetine ilişkin özel fotoğraflarını, onun rızası olmaksızın, sanık ...'ın resmi nikahlı eşi olan tanık ...'a göndermesi biçiminde sübut bulan eyleminin, TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğuna ve ilk haksız eylemin katılan sanık ...’den kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinden katılan sanık ... lehine TCK’nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünün uygulanmasına ilişkin yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık ... müdafinin katılan sanık ...’nin suç işleme kastının bulunmamasından dolayı beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sübutu kabul edilen eyleminden dolayı katılan sanık ... tarafından giderilmesi gereken maddi bir zararın tespit edilmediği dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; adli sicil ve arşiv kaydı bulunmayan, suçunu ikrar eden, duruşma tutanaklarına yansıyan herhangi bir olumsuz tutum ve davranışı da belirlenemeyen katılan sanık ... hakkında, 6008 sayılı Kanunun 7. maddesiyle CMK'nın 231. maddesinin altıncı fıkrasına eklenen, “Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” düzenlemesi de gözetilip, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının gerekip gerekmediğine karar verilmesi gerekirken, hükmolunan 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasının TCK’nın 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilirken gösterilen; “Sanığın suçu işledikten sonra ve yargılama sürecinde gösterdiği davranışlar nazara alınarak tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizde olumlu bir kanaat oluştuğundan” şeklindeki gerekçeyle çelişki oluşturacağı da düşünülmeden, “Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile yargılama sürecindeki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu bir kanaate varılmadığından” biçiminde, kanun metnindeki ifadelerin tekrarına dayanan soyut ve yetersiz ibarelerle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
2- Yargılama giderlerinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eşit olarak katılan sanık ... ve sanık ...’dan alınmasına karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup, katılan sanık ... müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 13.04.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.