Abaküs Yazılım
Hukuk Bölümü
Esas No: 2016/169
Karar No: 2016/215

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2016/169 Esas 2016/215 Karar Sayılı İlamı

                    T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

            HUKUK BÖLÜMÜ

            ESAS NO      : 2016 / 169

            KARAR NO : 2016 / 215

            KARAR TR  : 11.4.2016

ÖZET: İdari yargı yerinde açılan davanın öncesinde adli yargı yerince verilmiş kesin veya kesinleşmiş bir görevsizlik kararı bulunmadığı anlaşıldığından, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesinde belirtilen koşulların oluşmaması nedeniyle,  aynı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yöntemine uygun bulunmayan BAŞVURUNUN REDDİ gerektiği hk.

 

 

 

 

K  A  R  A  R

 

            Davacılar       : V. S.

            Vekili              : Av. A. B.

            Davalılar        : 1- İçişleri Bakanlığı

                          2- Adalet Bakanlığı

Vekilleri         : Av. M. B. A.

 

O L A Y         : Davacı vekili dava dilekçesinde; “Müvekkil 1997 yılından beri ehliyet sahibi olmasına rağmen Pozantı Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2003/93 E., 2003/188 K. sayılı ilam ile kendisine ehliyetsiz araç kullanma suçundan dolayı ceza verildiğini öğrenmiştir. Müvekkil o tarihe kadar hiç Adana Pozantı’ya gitmemiştir. Müvekkil dosyayı incelendiğinde suçun kendisinin ismi verilerek bir başkası tarafından işlendiğini, kolluk kuvvetlerinin ve mahkemenin yeterli kimlik araştırması yapmadığını, bu şekilde kendisine ceza çıkartıldığını öğrenmiştir. Bunun üzerine müvekkil dosyayı temyiz etmiş iş bu karar Yargıtay Ceza Dairesi 14.10.2004 tarihli kararı ile bozulmuştur.

Müvekkile 06.03.2006 tarihinde adına yapılan tebligat ile Pozantı Asliye Ceza Mahkemesi 2003/78 E.. 2006/16 K. sayılı ilam ile “uyuşturucu madde bulundurmak” suçundan 1 yıl hapis cezası verildiğini öğrenince 2. bir şok yaşamıştır. Derhal Adana Pozantı’ya giden müvekkil dosyayı incelediğinde kendisinin ismini beyan eden kişinin aynı mahallede oturduğu H. B. olduğunu isimli şahıs olduğunu, kolluk kuvvetlerinin ve adli makamların hiçbir kimlik araştırması yapmadan, sadece şüphelinin beyanına göre işlem yaparak kendisine ceza verildiğini öğrenmiştir.

Gerek kolluk kuvvetleri, gerek savcılık gerekse mahkeme olayın oluşumunda ağır kusurludur. Şöyle ki;

Polis tarafından ifadesi alman H. B. 06.06.2003 tarihli ifadesinde isminin V.S.olduğunu beyan etmiş, anne-baba isimlerinin H.-Z., Ankara doğumlu, Y.-S.-K. Köyü, nüfusuna kayıtlı olduğunu belirtmiş, “hasta olduğum için bilgileri tam hatırlamıyorum demiştir. Polis tarafından üzerinde kimliği olmayan ve kimlik bilgilerimi tam hatırlamıyorum diyen kişinin beyanları doğru kabul edilerek ifade alınmıştır.

Aynı gün Pozantı Cumhuriyet Başsavcılığında ifade veren H.B. isimli şahıs savcılıkta verdiği ifadede nüfusa kayıtlı yeri Y.-M.-D. Mahal Köyü olarak çelişkili (polis ifadesinde nüfusa kayıtlı yer olarak Y.-S.-K. Köyü olarak bildirilmişti) şekilde vermesine rağmen tamamen yakalanan şahsın beyanına göre hareket edilmiş, bu çelişkili beyandan hiçbir şekilde şüphelenilmeden ve gerçek kimlik araştırması yapılmadan 2003/60 sayılı iddianame ile müvekkil aleyhine kamu davası açılmıştır.Bu arada V.S: diye tutuklanan H. B. isimli şahıs babası C. B.’un kefaleti ödemesi ile serbest kalmıştır.

Bu iddianame ile açılan kamu davası Pozantı Asliye Ceza Mahkemesi 2003/78 E. sayılı dosyası ile görülmüş, kendini V.S. olarak tanıtan H.B.aracı H.B. isimli şahıstan aldığını beyan ettiği için, bu davada H. B. isimli şahıs gerçek kimliği ile bu sefer davada mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmiştir.

Yargılama sonucunda müvekkile uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 1 yıl hapsine kara verilmiştir. Kararın kendisine tebliği ile yargılamadan haberdar olan müvekkil dosyayı incelediğinde dosyada bulunan Sağlık Kurulu Raporu’ndaki resimden komşusu H.B.’un kendisinin ismini verdiğini, kolluk kuvvetlerinin ve adli makamların gerçek kimlik araştırması yapmaya bile gerek duymadan, yakalanan kimliksiz bir kişinin çelişkili kimlik beyanlarına göre kendisine dava açılıp ceza verildiğini öğrenmiştir. Müvekkil aleyhine verilen bu karar müvekkilin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2006/8828 E. sayılı dosyası ile bozulmuş, yeniden yapılan yargılama ile müvekkil beraat etmiştir.

Her iki olayda da gerek kolluk kuvvetlerinin gerekse savcılık ve mahkemelerin gerekli titizliği göstermediği, usulüne uygun kimlik tespiti yapmadan olayla hiç alakası olmayan masum biri hakkında ceza verdiği ortadadır. Üzerinde kimlik bulunmayan,kimlik bilgilerini hatırlamayan,polis ve savcılık sorgusunda, farklı kimlikleri beyan eden, bu kimlik bilgilerinin kendisine ait olduğunu ispatlayamayan sanığın gerçek kimlik bilgilerinin tespiti yoluna gidilmemiştir. Oysa üzerinde kimlik bulunmayan ve kimlik bilgilerini hatırlamadığını kendisi beyan eden sanık için yapılacak işlem nüfus kayıt örneklerinin getirtilmesi ve sanığın kan bağı olan kişilere resen teşhisinin yaptırılmasıdır. Sanığın gerçekte beyan ettiği kişi olup olmadığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Aksi halde suç işleyen her şahıs başkasının kimlik bilgilerini vererek olayımızda olduğu gibi masum kişilerin yargılanıp ceza almalarına sebebiyet verilecektir.

Müvekkil bu hata yüzünden ikamet ettiği Ankara’dan Pozantı’ya defalarca gitmek zorunda kalmış,sırf usulüne uygun kimlik tespit yapılmaması sebebiyle işlemediği bir suçtan ceza almamak için kendini mahkemelerde aklamaya çalışmak mecburiyetinde bırakılmıştır.Müvekkil gerek ailesi ,gerekse çevresi karşısında zor duruma düşmüş, bu insanlara karşıda kendisinin suçsuz olduğunu anlatmak zorunda kalmıştır. Böylesine ağır bir suçlama sebebiyle ceza almış görülmek müvekkilin iş hayatını da olumsuz etkilemiştir. Haksız ceza kararları siciline işlenmiş, daha yüksek ücretli iş imkanlarını adli sicilinde “Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak” suçundan hapis cezası çıktığı için kaçırmıştır. Müvekkilin başına gelen bu olaylar basma da yansımış, sanal ortamda dahi kendine yer bulmuştur.

Müvekkil bütün bu yaşananlardan dolayı maddi- manevi yıpranmıştır. Söz konusu işlemler davalı İçişleri Bakanlığı için adli kolluk faaliyeti, Adalet Bakanlığı için de yargısal işlem faaliyeti kapsamında olduğundan adli yargıda müvekkilin manevi kayıplarının bir nebze giderilmesi için iş bu davayı açıyoruz.

Netice ve Talep: Yukarıda arz edilen sebeplerle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalılardan 06.06.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 35.000,00 TL manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini saygılarımla talep ederim.” demek suretiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.

Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi: 12.4.2013 gün ve E:2012/310, K:2013/183 sayılı kararı ile özetle; “Açılan dava; davalı İçişleri Bakanlığına bağlı polis memurlarının gereği gibi görev yapmayarak davacı hakkında haksız olarak soruşturma yapılmasına, bunun sonucunda mahkemeye dava açılmasına, davacı hakkında mahkumiyet kararı verilmesine, bu nedenlerle davacının manevi zarar görmesine sebebiyet verildiği iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.

2577 sayılı yasanın 2.maddesine göre idari eylem ve işlemlerden dolayı zarar görenlerin açtıkları tam yargı davalarının idari yargı yönünden bakılması gerekir.” şeklindeki gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir.

İşbu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 18.12.2013 gün ve E:2013/17823, K:2013/20144 sayılı ilamı ile özetle; “Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektiriri nedenlere göre davacının, davalılardan içişleri Bakanlığı"na yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.

Davacının davalılardan Adalet Bakanlığı"na yönelik temyizine gelince; dava, haksız eyleme dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, İdare Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle, yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, Pozantı Sulh Ceza Mahkemesinin 2003/93 E. 2003/188 K. sayılı ve Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/78 E. 2006/16 K. sayılı ilamları ile başkası tarafından işlenen fiiller nedeniyle, failin, adını vermesinden dolayı yargılanarak haksız yere cezalandırıldığını, söz konusu olaylarda görevli kolluk, savcılık ve mahkeme çalışanlarının ağır kusurlu olduklarım belirterek manevi tazminat talep etmiştir.

6100 sayılı Kanunun 46 ve 47. maddeleri ile 6110 sayılı Kanun ile değişik 2802 sayılı Kanunun 93/A maddesi gereğince, dava konusu tazminat talebinin ilgili hakim ve savcıların ağır kusurundan kaynaklanan eylemlere dayandığı iddia edilerek Adalet Bakanlığı aleyhine dava açıldığına göre, bu davada görevli mahkeme Yargıtay ilgili hukuk dairesi olduğundan, mahkemece bu yönde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiş; kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda ilk bentte gösterilen nedenle davalılardan İçişleri Bakanlığı yönünden temyiz itirazlarının reddine (2) nolu bentte gösterilen nedenle davalılardan Adalet Bakanlığı yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre; davacının, davalılardan Adalet Bakanlığına yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.” şeklindeki gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi: Yargıtay’ın bozma ilamına uyduktan sonra 3.6.2014 gün ve E:2014/161, K:2014/308 sayılı kararı ile özetle; “Davanın yargı yolu dava şartı nedeniyle usulden reddine ilişkin mahkememizden verilen 12.04.2013 tarihli 2012/310 Esas, 2013/183 Karar sayılı kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay 4.Hukuk Dairesi tarafından incelenerek ihdas edilen 18.12.2013 tarihli 2013/17823-20144 sayılı ilamı ile; İçişleri Bakanlığına yönelik temyiz itirazları reddedilmiş, Adalet Bakanlığı’na yönelik davayı Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde bırakılması gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

Bu nedenle Adalet Bakanlığı aleyhine açılan davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.” şeklindeki gerekçesiyle davanın Adalet Bakanlığı yönünden reddine karar vermiştir.

Davacı vekili işbu karardan sonra 5.11.2014 tarihli dilekçeleri ile Adalet Bakanlığı aleyhine açılan davanın Yargıtay Hukuk Dairesine, İçişleri Bakanlığı aleyhine açılan davanın ise Ankara İdare Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmuş, davacı vekilinin bu talebi üzerine söz konusu dava dosyası Ankara 9. İdare Mahkemesi’nin 2014/2279 Esas sırasına kaydedilmiştir.

Ankara 9. İdare Mahkemesi: 30.12.2014 gün ve E:2014/2279, K:2014/1614 sayılı kararı ile özetle; davada Adana İdare Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın yetki yönünden reddine karar vermiş ve dava dosyasının bekletilmeksizin yetkili Adana İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.

Bu aşamadan sonra dava dosyası Adana İdare 1.Mahkemesinin 2015/113 Esas sırasına kaydedilmiştir.

Adana 1. İdare Mahkemesi: 2.4.2015 gün ve E:2015/113, K:2015/771 sayılı kararı ile özetle; “bakılan davanın davacı tarafından, öncelikle Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, akabinde anılan mahkemenin 3.6.2014 tarih ve 2014/161, K:2014/308 sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliğine karar verilerek anılan mahkemece dava dosyasının doğrudan Mahkememize gönderildiği görülmekte ise de; farklı yargı kolları arasında görevsizlik kararı verilmesi üzerine dava dosyalarının doğrudan gönderilmesinin mümkün olmadığı, ancak görevsizlik kararının davacıya tebliğinden ve kararın kesinleşmesinden itibaren 30 gün içerisinde İdare Mahkemesine hitaben yazılmış ve iki nüsha düzenlenmiş dilekçe ile dava açılabileceği, dolayısıyla dava dilekçesinin bu haliyle 2577 sayılı Kanunun 3.maddesi hükmüne uygun düzenlenmediği görülmektedir.

Öte yandan; 2577 sayılı Kanuna uygun dilekçe ile davanın yenilenmesi halinde hasım mevkiine İçişleri Bakanlığı’nın alınması gerektiği de açıktır.

Açıklanan nedenlerle; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3.maddesi hükmüne uygun olmadığından, aynı Kanunun 15.maddesinin 1.fıkrasının (d) bendi uyarınca bu kararın tebliğini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde davanın konusu netleştirilerek yeniden dava açılmak üzere dava dilekçesinin reddine” şeklinde karar vermiştir.

Davacı vekili süresi içerisinde sadece İçişleri Bakanlığı’nı davalı olarak göstermek suretiyle aynı istemle yeniden idari yargı yerinde dava açmıştır.

Adana 1. İdare Mahkemesi: 5.2.2016 gün ve E:2015/1039 sayı ile özetle; “olayda; tazminat talebi, davacının kimlik bilgilerini kullanan kişinin kimlik tespitinin gereği gibi yapılmaması nedeniyle davacının işlemediği bir suç nedeniyle verilen mahkumiyet kararına dayalı olduğundan, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde, yargısal işlemlere yardımcı işlem niteliğindeki adli kolluk faaliyeti sırasında mevcut olduğu ileri sürülen hataya dayalı olarak tazminat istemine esas olan işlemi yapan mahkemenin dahil olduğu adli yargı yerinin görevli bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 19.maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesine, dosya incelemesinin Uyuşmazlık Mahkemesince karar verilene kadar ertelenmesine” şeklinde karar vermiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 11.4.2016 günlü toplantısında: Raportör-Hakim Selim Şamil KAYNAK’ın, başvurunun reddi yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Uğurtan ALTUN ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada başvurunun reddi gerektiği yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı tarafından, Pozantı Sulh Ceza Mahkemesinin 2003/93 E. 2003/188 K. sayılı ve Pozantı Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/78 E. 2006/16 K. sayılı ilamları ile, başkası tarafından işlenen fiiller nedeniyle, failin, davacının adını vermesinden dolayı yargılanarak haksız yere cezalandırıldığı iddiası ile, söz konusu olaylarda görevli kolluk, savcılık ve mahkeme çalışanlarının ağır kusurlu olduklarını belirtilerek manevi tazminat talep edilmiştir.

Dosya kapsamında yapılan incelemede; Adana 1. İdare Mahkemesince, Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilen idari yargı dosyası içerisinde Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin dosyası ve dahi görevsizlik kararı bulunmakta ise de, bu kararın kesinleşip kesinleşmediği dosya kapsamından anlaşılamadığından Başkanlığımızın 24.3.2016 günlü yazısı ile, Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 3.6.2014 gün ve E:2014/161, K:2014/308 sayılı görevsizlik kararının kesinleşme durumunu gösteren onaylı bir örneği istenilmiş; bunun üzerine anılan mahkemece, kararın tebliğe çıkmadığından dolayı henüz kesinleşmemiş olduğu belirtilmiştir.

2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19. maddesinde “Adli, idari, askeri yargı mercilerinden birisinin kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen bir davayı incelemeye başlayan veya incelemekte olan bir yargı mercii davada görevsizlik kararı veren merciin görevli olduğu kanısına varırsa, gerekçeli bir karar ile görevli merciin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurur ve elindeki işin incelenmesini Uyuşmazlık Mahkemesinin karar vermesine değin erteler.

(Değişik ikinci fıkra: 23/7/2008 – 5791/9 md.) Yargı merciince, önceki görevsizlik kararına ilişkin dava dosyası da temin edilerek, gerekçeli başvuru kararı ile birlikte dava dosyaları Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilir.” hükme bağlanmış, aynı Yasanın 27. maddesinde ise, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, uyuşmazlık çıkarmaya veya görev uyuşmazlıklarına ilişkin istemleri önce şekil ve süre açısından inceleyeceği; yöntemine uymayan veya süresi içinde ileri sürülmemiş istemleri reddedeceği kuralına yer verilmiştir.

Olayda, Adana 1.İdare Mahkemesince, görevli merciin belirlenmesi için 2247 sayılı Yasanın 19.maddesi kapsamında Mahkememize başvurulmuş olmasına karşın, Ankara 6.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevsizlik kararı henüz kesinleşmediğinden, 2247 sayılı Yasanın 19. maddesinde öngörülen “kesin ve kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine” koşulu geçekleşmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, 2247 sayılı Yasanın 19. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan Adana 1.İdare Mahkemesince yapılan başvurunun, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca reddi gerekmiştir.

SONUÇ: 2247 sayılı Yasanın 19. maddesinde öngörülen koşulları taşımayan Adana 1.İdare Mahkemesince yapılan BAŞVURUNUN, aynı Yasanın 27. maddesi uyarınca REDDİNE 11.4.2016 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

 

Başkan

Nuri

NECİPOĞLU

 

Üye

Ali

ÇOLAK

 

 

 

Üye

Süleyman Hilmi

AYDIN

Üye

Yusuf Ziyaattin

CENİK

 

 

 

Üye

Mehmet

AKBULUT

Üye

Alaittin Ali

ÖĞÜŞ

 

 

 

Üye

Yüksel

DOĞAN

 

 

Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi