13. Ceza Dairesi 2019/267 E. , 2019/1680 K.
"İçtihat Metni" KANUN YARARINA BOZMA
Hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ..."ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 142/1-b, 143, 116/4 ve 31/3. maddeleri gereğince ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis ve 1 yıl 12 ay hapis cezaları ile cezalandırılmalarına dair Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/04/2013 tarihli ve 2012/70 esas, 2013/512 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı"nın 17/12/2018 gün ve 94660652-105-80-8833-2018-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın 24.12.2018 gün ve 2018/103925 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre,
1-Kayden 20/09/1996 doğumlu olup, suçun işlendiği 17/09/2011 tarihinde 15 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk ... hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiği halde, anılan Kanun’un 31/3. maddesi gereğince indirim yapılarak fazla ceza tayininde,
2-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu"nun 35. maddesinde "(1) Bu Kanun kapsamındaki çocuklar hakkında mahkemeler, çocuk hakimleri veya Cumhuriyet savcılarınca gerektiğinde çocuğun bireysel özelliklerini ve sosyal çevresini gösteren inceleme yaptırılır. Sosyal inceleme raporu, çocuğun, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin mahkeme tarafından takdirinde göz önünde bulundurulur. (2) Derhal tedbir alınmasını gerektiren durumlarda sosyal inceleme daha sonra da yaptırılabilir. (3) Mahkeme veya çocuk hakimi tarafından çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi kararda gösterilir." hükmü yer almasına rağmen, suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... haklarında 5395 sayılı Kanunu"nun 35/1. maddesine göre sosyal inceleme raporu alınmadan veya aynı maddenin 3. fıkrasına göre bu yönde inceleme yaptırılmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeden hüküm kurulmasında,
3-Suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan sürüklenen çocuklar ..., ... ve ..."ın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin diğer bir ifadeyle ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, farik mümeyyiz olmadığının tespiti halinde 5237 sayılı Kanun’un 31/2 maddesine göre suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilemeyeceği, sadece güvenlik tedbirine hükmolunabileceğinin gözetilmemesinde,
4-17/09/2011 tarihli olay teşhis muhafaza altına alma ve teslim tutanağı içeriğine göre, suça konu cep telefonunun suça sürüklenen çocuk ..."ın annesi tarafından kolluk görevlilerine teslim edildiği, katlanın da suça sürüklenen çocukların etkin pişmanlıktan yararlanmalarına rızasının bulunduğunu belirtmesi karşısında; suça sürüklenen çocuklar ..., ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde koşulları oluştuğu halde 5237 sayılı Kanun"un 168/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmemesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
I- Suça sürüklenen çocuklar hakkında 3 no’lu kanun yararına bozma istemi nedeniyle yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamede; Suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan sürüklenen çocuklar ..., ... ve ..."ın işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin diğer bir ifadeyle ceza ehliyetinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği, farik mümeyyiz olmadığının tespiti halinde 5237 sayılı Kanun’un 31/2 maddesine göre suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilemeyeceği, sadece güvenlik tedbirine hükmolunabileceğinin gözetilmeden hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden kanun yararına bozma talep edilmiş ise de;
Suça sürüklenen çocuk ... ve ... hakkında 19.09.2011 tarihli, ... hakkında ise 27.10.2011 tarihli işledikleri suç ile ilgili olarak fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve yönlendirme yeteneğinin yeterince geliştiğine ilişkin Adli raporların dosya içerisinde mevcut olduğu görüldüğünden raporların aldırılmadığına ilişkin ihbarnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmediğinden bu husustaki kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
II-Suça sürüklenen çocuk hakkında 1, 2 ve 4 no’lu kanun yararına bozma istemleri nedeniyle yapılan incelemeye gelince;
1-Kayden 20/09/1996 doğumlu olup, suçun işlendiği 17/09/2011 tarihinde 12 yaşını doldurup, 15 yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından hükmolunan cezalarda, TCK’nın 31/2. maddesi yerine, aynı Kanun"un 31/3. maddesi gereğince indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin olunması,
2-Çocuk Koruma Kanunu"nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu"nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği hırsızlık fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu gözetilmemesi,
3-17/09/2011 tarihli olay teşhis muhafaza altına alma ve teslim tutanağı içeriğine göre, suça konu cep telefonunun suça sürüklenen çocuk ..."ın annesi tarafından kolluk görevlilerine teslim edildiği, katlanın da suça sürüklenen çocukların etkin pişmanlıktan yararlanmalarına rızasının bulunduğunu belirtmesi karşısında; suça sürüklenen çocuklar ...,... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde koşulları oluştuğu halde 5237 sayılı Kanun"un 168/1. maddesi uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle kanun yararına bozma istemleri yerinde görüldüğünden, Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 05/04/2013 tarihli ve 2012/70 esas, 2013/512 sayılı kararın, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 07/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.