11. Hukuk Dairesi 2018/891 E. , 2019/3271 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22/02/2017 tarih ve 2015/873 Esas 2017/115 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabul kısmen reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 21/12/2017 tarih ve 2017/1119-2017/925 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 11/01/2005 tarihinde kurulan davalı şirketin 31/07/2015 tarihli genel kurul Toplantısında müvekkili ..."ün şirketin diğer ortakları..., ... ve ... ile birlikte yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, şirketin bundan bir önceki genel kurulunun 2010 hesap yılına ilişkin olup 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarına ilişkin olağan genel kurul toplantısı yapılmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği 31/07/2015 tarihli genel kurulda; finansal tabloların incelenmesine imkan verilmediğini, finansal tabloların ve buna bağlı konuların müzakeresi ve oylanması maksadıyla 16/09/2015 tarihine ertelenen toplantıda 2011-2014 dönemi faaliyetleri nedeniyle yönetim kurulunun ibrasına ve yeni HES yatırımlarına başlanmasına karar verildiğini, 16/09/2015 tarihli genel kurulda müzakerelerin bir kez daha ertelenmesini istemiş olmasına rağmen davalı şirketçe müvekkilinin bilgi alma hakkı kısıtlanarak alınan kararların iptali gerektiğini, öte yandan 16/09/2015 tarihli genel kurulda şirket yönetim kurulunun kendi ibralarına ilişkin oylamaya katılarak oy kullandıklarını, bu şekilde alınan ibra kararının batıl olduğunu, müvekkilinin başvurusu üzerine Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ile müvekkiline şirketin defter ve kayıtlarını inceleme izni verildiğini, incelemelerde şirketin olağanüstü boyutlarda borçlandırılmış olduğunun anlaşıldığını, önceki dönem faaliyetlerinden dolayı yönetim kurulunun ibrasına ilişkin belge ve beyanların hileli olup şirket yönetim kurulunun ibrasının iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını belirterek 16/09/2015 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK"nın 446. maddesinde kimlerin iptal davası açabileceğinin düzenlendiğini, madde hükmüne göre, toplantıya katılıp karara olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa yazdıran pay sahiplerinin iptal davası açma hakkı bulunduğunu, bu şartlardan birinin eksik olması halinde dava hakkının ortadan kalkacağını, karara olumsuz oy verilmesi veya alınan karar aleyhine olumsuz görüş açıklanmasının muhalefet olarak kabul edilmeyeceğini, somut olayda davacının muhalefet şerhini genel kurul tutanağına açıkça yazdırıp altını imzalamadığını, davacının toplantı tutanağını muhalefet şerhi nedeniyle değil katip üye sıfatıyla imzaladığını, bu nedenle davacının dava hakkı bulunmadığını, 30/07/2015 tarihinde yapılan genel kurulda davacının talebi ile finansal tablolar ve buna bağlı konuların görüşülmesinin sonraya ertelendiğini, bir aylık ertelemeyi müteakip 16/09/2015 tarihinde davacı temsilcisinin katılımı ile yapılan toplantıda, görüşülmesi ertelenen maddelerin görüşülmesine geçildiğini, davacı temsilcisince hiçbir somut iddiada bulunulmadan bir kez daha erteleme talep edildiğini, talebin TTK 440/2. maddesi hükmü kapsamında reddedildiğini, davalı şirketin tüm hissedarlarının aynı zamanda şirket yönetim kurulu üyesi olup yönetim kurulu üyelerinin katılımı olmaksızın genel kurul yapılması ve ibra kararı alınmasının fiilen imkansız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin 2013 yılında kullandığı 14.500.000 TL"lik banka kredisinin somut bir gerekçeye dayanmadan şirket ortaklığından ayrılmış dava dışı Bayburt İnş. Ltd Şti"ne aktarmasının anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı bir karar olarak değerlendirildiği, şirket sermayesinin 3/4"lük kısmına tekabül eden bu para aktarımının mali ve hukuki dayanağı olmadığı gibi oylamaya sunulan yönetim kurulu faaliyet raporlarında da bu hususun yer almadığının tespit edildiğini, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre şirket öz varlığının başka bir firmaya nakli sonucunu doğuran bu işlemin orta yetenekli bir ortağın bilançoyu inceleyerek anlamasının da mümkün olmadığını, bu nedenle yönetim kurulu faaliyet raporu ile bilançonun ve kâr zarar hesaplarının ibrasına ilişkin genel kurul kararı batıl olup ayrıca muhalefet şerhi ve süre şartı aranmaksızın her zaman geçersizliğinin ileri sürülmesinin mümkün olduğunu, genel kurulun ibra kararının, yöneticilerin ve deneticilerin ibra kapsamındaki faaliyetlerini de onaylama anlamını taşıdığını, yönetim kurulu faaliyet raporları ile bilançonun ve kâr zarar hesaplarının ibrasının yukarıda açıklanan gerekçelerle batıl olduğu saptandığına göre yönetim ve denetim kurulunun ibrasına ilişkin 4 no"lu kararı da sonuç itibariyle geçersiz saymak gerektiğini, ibra kararının alınmasında bir takım pay sahiplerine oy hakkı tanınmadığını, geçerli bir ibra kararının alınabilmesi için oydan yoksun kişilerin ibra kararının alınmasına katılmamış olmaları gerekeceğini, TTK’nın 374/2. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları mümkün olmadığını, yönetim kurulunun ibrasında olumlu oy kullanan ortakların tamamının, oylamaya konu faaliyet raporu döneminde ve hali hazırda şirket yönetim kurulu üyesi olarak görev aldıklarının görüldüğünü, bu nedenlerle TTK"nın 374/2. maddesine aykırı davranılarak yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanması sonucu alınan ibraya ilişkin genel kurul kararının geçersiz olacağından davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 16/09/2015 tarihli genel kurulunda gündemin 3. maddesinin 2011-2012-2013 ve 2014 yıllarına ait yönetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço ve kâr zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin karar ile gündemin 4. maddesinde yönetim kurulu ve denetçinin ibrasına ilişkin alınan kararların geçersiz olduğunun tespitine, alınan diğer kararlar yönünden iptal veya butlanı gerektirir delil bulunmadığından fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK"nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK"nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK"nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK"nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 8,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 29/04/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.