
Esas No: 2020/2424
Karar No: 2020/3112
Karar Tarihi: 19.06.2020
Cumhurbaşkanına hakaret - Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2020/2424 Esas 2020/3112 Karar Sayılı İlamı
16. Ceza Dairesi 2020/2424 E. , 2020/3112 K.
"İçtihat Metni"
I-TALEP;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.03.2020 tarih ve 2020/29464 sayılı yazısı ile; Cumhurbaşkanına hakaret suçundan sanık ... hakkında açılan kamu davasının sanık hakkındaki şikayetten vazgeçilmesi nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu"nun 223/8. maddesi gereğince düşürülmesine dair Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05/02/2019 tarihli ve 2016/534 esas, 2019/86 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 16. Ceza Dairesinin19/07/2017 tarihli ve 2017/1046 esas, 2017/4805 karar sayılı ilâmında, "...Cumhurbaşkanına hakaret suçu, takibi şikâyete bağlı suçlardan olmayıp resen soruşturulması ve Adalet Bakanının izin vermesine bağlı olarak da kamu davası yoluyla yargılama yapılması mümkündür. Kovuşturmanın Adalet Bakanlığının “olur”una tâbi kılınması söz konusu suçun takibinin şikâyete bağlı olduğu anlamına gelmemektedir. Cumhurbaşkanının feragati şahsî hakların kullanımı açısından sonuç doğurucu olup, kamu davasının düşürülmesini gerektirmez..." şeklinde belirtildiği,
Dosya kapsamına göre, katılan müdafiinin 08/08/2016 havale tarihli davadan feragat etme dilekçesine istinaden sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş ise de, sanığa isnad edilen eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299. maddesinde düzenlenen Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturduğu, bu suçun kovuşturulmasının ise aynı maddenin 3. fıkrası gereğince Adalet Bakanının iznine tabi olduğu, bahse konu suçla ilgili olarak şikayet veya başkaca bir soruşturma veya kovuşturma şartının aranmadığı, Adalet Bakanlığının 17/05/2016 tarihli “ Olur”u ile de sanığın farklı zamanlarda sarfettiği hakaret içeren sözlerinin Cumhurbaşkanına hakaret eylemi olarak değerlendirilerek Türk Ceza Kanunu’nun 299/3. maddesi uyarınca kovuşturma izni verildiği anlaşılmakla, takibi şikâyete bağlı olmayan suç bakımından yazılı gerekçeyle davanın düşürülmesine karar verilmesinde,
Kabule göre de; Mahkemesince, sanığın dava konusu ifadelerini mağdur Cumhurbaşkanı ..."ın Cumhurbaşkanı seçilmeden önce sarf etmesi, bu nedenle dava konusu eylemin 5237 sayılı Kanun"un 125. maddesinde düzenlenen takibi şikayete bağlı hakaret suçunu oluşturması ve mağdurun da şikayetten Cumhurbaşkanlığına seçildikten sonra vazgeçmesi nedenleriyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş ise de; mağdurun Cumhurbaşkanı seçilmeden önce de Başbakanlık görevini ifa ettiği, 5237 sayılı Kanunun 131. maddesinde yer alan, "(1) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." şeklindeki düzenleme gereğince başbakana hakaret suçunun da görevinden dolayı işlenmesi durumunda takibi şikayete bağlı olmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 27/02/2020 gün ve 94660652-105-71-6383-2019-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.
II-OLAY;
Cumhurbaşkanına hakaret suçundan açılan kamu davasında katılan sıfatı ile davaya müdahil olmasına karar verilen ..."ın 02.10.2015 tarihli dilekçesinde özetle; sanık ..."ın "mayıs, haziran, temmuz, ağustos" aylarında Cumhurbaşkanına umama açık yerlerde hakaret ettiğini, ..., ..., ... ..."ın da buna şahit olduğuna dair yaptığı ihbara istinaden, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/8706 soruşturma sayılı dosyası ile sanık hakkında soruşturmaya başlanılmıştır.
02.10.2015 tarihinde müşteki sıfatı ile Cumhuriyet Savcılığında uzaktan akrabası olduğunu da beyan eden ... ..."ın verdiği ifadesinde özetle; sanığın umuma açık yerlerde Cumhurbaşkanına yönelik hakaretlerde bulunduğunu, hakaretlerin tarihini tam olarak hatırlamadığını ancak; en son 3 ay içerisinde ve çarşıda denk geldiğinde hakaret ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2015 tarih, 2015/272 sayılı kararı ile müştekinin şüpheli hakkında aynı iddialarda bulunduğu belirtilen 2015/7422 sayılı soruşturma dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan birleştirilmesine karar verilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2016 tarih, 2015/7422 soruşturma, 2016/43 karar sayılı ayırma kararı ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yürütülen soruşturmanın tefrik edilerek 2016/939 soruşturma numarasına kaydına karar verilmiştir.
Sanık 11.02.2016 tarihli dilekçesi ve ekinde sunduğu belgelerde özetle; kendisine iftira atıldığını, müştekinin ... ve ruhsatsız kum ocağı çalıştırdığını, bu hususta soruşturma ve davalarının bulunduğunu, 14.08.2015 tarihinde kum ocağına yönelik şikayeti yaptığından bahisle yolunu keserek kendisine saldırdığını, adli raporunun olduğunu ve rapordan anlaşılacağı üzere hakaret edecek durumda olmadığını, bu olayda verdiği ifadelerinde Cumhurbaşkanına hakeret ettiğine dair bir beyanının da olmadığını, Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/547 sayılı dosyasında müştekinin sanık olarak yargılandığını, maddi gücü iyi olduğundan siyasi nüfuzunu kullanan müşteki ile arasında husumet olduğunu, tefrik kararının kendisi dinlenilmeden verildiğini, müşteki ve tanıklar ile kamera kaydı yapılmak sureti ile yüzleşmek istediğini, diğer dava dosyalarının incelenmesini, müştekinin menfaatleri icabı Cumhurbaşkanının makamını kullanarak suç işlediğini ve iftira attığını bu nedenle şikayetçi olduğunu belirterek, 2015/7174 sayılı soruşturma kapsamındaki bir kısım belgeleri, 14.08.2018 tarihli adli rapor formunu, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/7174 sayılı soruşturması kapsamında 14.08.2015 tarihli müştekinin ... ve şüphelinin ise ... olarak belirtildiği, hakaret suçuna yönelik, şüphelinin gıyapta hakaret ettiği iddiasında bulunmuş ise de ihtilat unsurunun oluşmadığının ve not olarak müşteki hakkında şüpheli sıfatı ile iddianame düzenlendiğinin belirtildiği görülen takipsizlik kararını, Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/7422 sayılı soruşturma dosyasına yönelik bazı belgeleri, Kırıkkale Valiliğinin kum ocağının ruhsatının bulunmadığına, tesiste bir faaliyetin olmadığına, Karakeçili Belediye Başkanlığının kum ocağına yönelik ilgili firmaca ruhsat başvurusunda bulunulmadığına, Kırıkkale İl Özel İdaresinin ilgili firmanın maden ruhsatının bulunmadığı ancak maden hammadde üretim izni verildiğine dair yazılarını ve resimleri de içerir kolluk evraklarından bir kısmını sunduğu görülmüştür.
Cumhuriyet Savcılığında tanık sıfatı ile yemini yaptırılarak 08.03.2016 tarihinde alınan beyanında belirtildiği şekilde ..."ın özetle; "...Kendisi benim çok uzaktan akrabam olur. Ancak tarihini hatırlamadığım bir zamanda ancak bu yıl içerisinde sayın Cumhurbaşkanını kast ederek bana hitaben ermeninin peşinden gidiyorsunuz, bu şerefsizin peşinden niye gidiyorsunuz, yahudi demek suretiyle hakaret etti. Bu ve benzeri cümleleri bir kaç defa tekrar etti ve duydum. Bunları konuşurken açık alanda cami avlusunda, kahvehanelerde bu kelimeleri konuşuyor. Şu anda isimlerini veremeyeceğim ancak Karakeçili halkından bir çok kişinin bulunduğu ortamda bunu söylüyor..." demiştir.
Cumhuriyet Savcılığında 08.03.2016 tarihinde tanık sıfatı ile yemini yaptırılarak alınan beyanında ..."ın ise özetle belirttiği şekilde; "... Cumhurbaşkanın Başbakan olduğu dönemde kendisine hitaben vatan haini dediğini bizzat duydum. Bu olay açık alanda oldu. Ancak tam nerede oldu şu an hatırlamıyorum. Kendisinin sayın cumhurbaşkanı cumhurbaşkanı olduktan sonra ona hakaret ettiğini bizzat duymadım.
Ancak tüm Karakeçili de şüphelinin Cumhurbaşkanına hakaret ettiği konuşuluyordu. Konuşulanları duydum sadece benim kendi kanaatime göre şüpheli psikolojikmen sorunlu birisidir.." demiştir.
Cumhuriyet Savcılığında 08.03.2016 tarihinde tanık sıfatı ile yemini yaptırılarak alınan beyanında ..."ın ise özetle belirtildiği şekilde; "... Kendisi ile akrabalık bağım uzaktan akrabalık tarzındadır.Kendisi ile bizim ailemiz arasında siyasi bir rekabet vardı. Her seferinde de kendisi kayıp etti. Daha sonra sayın cumhurbaşkanının partisinden olduğumuzdan Başbakanlığı döneminde kendisine hitaben bize "ermeni köyünden, ermeni dölü, dinsiz, hırsız," diyerek hitaplarda bulundu. Bu şahıs cumhurbaşkanı seçildikten sonra da aynı sözleri söyledi. Kendisi cami önünde bildiri okudu. Yukarıda söylemiş olduğum kelimeleri çay ocağında da halkın yanında kullandı..." demiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli sıfatı ile 08.03.2016 tarihinde verdiği ifadesinde sanığın özetle suçlamaları kabul etmediği ve beyanların yalan ve iftira olduğunu, 14.08.2015 tarihinde kum ocağına yönelik şikayeti nedeni ile müştekinin kendisine saldırdığını ve hakaret ettiği iddiası ile şikayette bulunduğunu, bu konuda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, bu soruşturmada alınan ifadesinde de bu iddialarından bahsetmediğini, Ankara"da oturduğunu sıklıkla Karakeçili"ye gidip gelmediğini beyan ettiği görülmüştür.
Sanığın 09.03.2016 tarihli Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçesinde de benzer beyanlarda bulunarak özetle; kendisine iftira atıldığını, müşteki ve tanıklardan iftira ve suç uydurmaları nedeni ile şikayetçi olduğunu, kum ocağına yönelik yaptığı şikayet nedeni ile müştekinin kum ocağının kapatıldığını, 14.08.2015 tarihinde aralarında başkaca bir olayın geçtiğini, bu nedenle müşteki hakkında iddianame tanzim edildiğini ve Kırıkkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/547 esas sayılı dosyasında yargılamanın yürütüldüğünü, kendisinin Ankara"da ikamet ettiğini, tanıklar ve müşteki ile karşılaşmadığını, yalan söylediklerini, ifadelerinde yer, zaman ve mekan belirtilmemesinin de bunun iftira olduğunu gösterdiğini, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, tanık ... ..."ın yatalak hasta olduğunu, ifadeye tekerlekli sandalye ile geldiğini, kendisi ile hiç karşılaşmadığını, hastane masrafları nedeni ile bu şekilde ifade verdiğini, tanık ..."ın ..."in petrol istasyonunun ortağı olduğunu, hakkında ... ile birlikte soruşturma yürütüldüğünü, tanık ..."ın müştekinin kardeşi ve kum ocağının ortağı olduğunu, şahısların adliyeye karşı suç işlediklerini, 14.08.2015 tarihinde gerçekleşen olayda bir hakaretinin olmadığını, zaten sağlık durumunun buna el vermediğini, bu hususun sunduğu adli rapordan anlaşılacağını, şahısların yaptıkları suçlama ile Cumhurbaşkanlığı makamını suistimal ettiklerini, haklarında şikayetçi olduğunu beyan etmek sureti ile daha önce sunduğu görülen belgeler ile bunların haricinde Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 04.03.2016 tarih, 2016/301 soruşturma ve 2016/1244 karar sayılı müştekinin ..., şüphelinin ..., suç tarihinin 08.01.2016 olduğu hakaret suçuna yönelik aralarındaki başkaca bir olaya yönelik yürütülen soruşturmada müştekinin soyut beyanı dışında bir delil elde edilemediğinden verilen kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve not olarak şüphelinin araştırılmasını istediği iddialara yönelik olarak evrakın tefrik edilerek 2016/1979 sayılı soruşturma dosyasına kaydedildiği belirtilen kararı, Valilik makamına yaptığı şikayet dilekçesi ile 14.08.2015 tarihli olay kapsamında verilen takipsizlik kararını, 30.08.2015 tarihinde kollukta ..."ın şüpheli, ..."ın ve ..."ın ise bilgi alma ifade tutaklarının, 14.08.2015 tarihli şüpheli sıfatı ile ..."ın kolluk ifadesinin ve 2004 yılı seçiminde Belediye başkanı adayı olmak istediğine dair formu ibraz ettiği görülmüştür.
Cumhuriyet Başsavcılığınca 09.03.2016 tarih 2016/939 sayılı fezleke ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kovuşturma izni verilmesi istenilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 11.03.2016 tarihli, HSYK 3 Daire başkanı iken görevden alındığını ve avukatlık yaptığını beyan ettiği..."na yönelik isnatlarda da bulunduğu görülen dilekçesinde sanığın özetle; ..., ..., ..., ... hakkında şahsına karşı iftira, suç uydurma, yalancı tanıklık, adliyeye karşı iftira, yetkili makamları yanıltma, Cumhurbaşkanına karşı makamı işledikleri suçlara alet etme suçlarından işlem yapılmasını isteği ayrıca 22.03.2016 tarihli dilekçesi ile de ..., ..., ..., ... ve Av... hakkında suç duyurusunda bulunduğu görülmüştür.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/939 soruşturma ve 2016/103 karar sayılı, 08.04.2016 tarihli, ihbar eden müşteki/şüphelilerin ..., ..., ..., ..., ... olarak belirtildiği görülen ayırma kararı ile ..."ın ihbarı üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, ... ... tarafından ..., ..., ... ... ve ... ..."ın kendisine yönelik olarak iftira, yalancı tanıklık, suç uydurma suçlarını işlediklerini iddiasında bulunulması üzerine yapılan soruşturmada her iki soruşturma usulünün farklı olması sebebiyle, şüpheli ..."ın Cumhurbaşkanına Hakaret suçunun mevcut soruşturma evrakı üzerinden yürütülmesine, şüpheliler ..., ..., ... ... ve ... ..."ın iftira, yalancı tanıklık, suç uydurma suçlarına yönelik evrakın ise soruşturma defterinin 2016/3203 numarasına kayıt edilmesine karar verilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığının 08.04.2016 tarihli müzekkeresi ile Avukat..."na yönelik yapılan isnadın görev suçu olması nedeni ile sanığın dilekçelerinin ilgili büroya gönderildiği görülmüştür.
Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında sanık hakkında 17.05.2016 tarihinde kovuşturma izni verilmiştir.
Soruşturma kapsamında 30.05.2016 tarihinde ..."ın tanık sıfatı ile Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanında özetle; olaydan sonra sanığın yaklaşık bir ay önce evinin önünde gelerek ifadesini geri alması karşılığında para vaadinde bulunduğuna ve süreçte de aralıklarla bu teklifini yenileyerek kendisini rahatsız ettiğinden şikayetçi olduğuna ancak tanığının bulunmadığına yönelik beyanda bulunmuştur.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.06.2016 tarihli üst yazısı ekinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen 07.06.2016 tarihli dilekçe ve eki belgeler ile dosyasının incelenmesini isteyen sanığın özetle; Avukat..."na soruşturma izni verilmesini ve kendisine kumpas kurulduğundan itibarının iade edilmesini istediği; süreçte sunduğu belgelerin yanı sıra ayrıca kovuşturma izni verilmesine dair oluru, Avukat..."na yazdığı mektubu ve bunun teslim edildiğine dair evrakı, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/939 soruşturma, 2016/103 karar sayılı 08.04.2016 tarihli ayırma kararını da içerir evrakların bulunduğu; bu kapsamda sanığa Cumhuriyet Başsavcılığınca Cumhurbaşkanına hakaret suçundan hakkında kamu davası açıldığının, 2016/3203 sayılı soruşturma kapsamında ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğinin bildirildiği ve Adalet Bakanlığına iddianame örneğinin gönderildiği görülmüştür.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2016 tarihli 2015/8707 soruşturma, 2016/1439 esas ve 2016/1348 iddianame numaralı, şikayetçinin ..., şüphelinin ..., 02.10.2015 şikayet, 14.08.2015 suç tarihli iddianamesi ile aralarında geçmişten itibaren anlaşmazlıkların bulunduğu ve akraba oldukları belirtilen şüphelinin, bu anlaşmazlıklarla ilgili olarak Karakeçili Kaymakamlığına ve Belediye Başkanlığına daha önceden yaptığı müracaatlardan sonuç alamaması üzerine emanete kayıtlı bulunan Karakeçili Kaymakamlığına ve Belediye Başkanlığına bilgi ve belge istemek babında sunduğu el yazılı dilekçe de şikayetçiyi hedef alan cümleleri nedeni ile hakaret suçunu işlediğinden TCK"nın 125/1, 53/1 maddelerinden cezalandırılmasının istenildiği görülmüştür.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/3203 Soruşturma ve 2016/3070 karar sayılı, iftira, suç uydurma, yalancı tanıklık, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, hakaret, tehdit, cumhurbaşkanına hakaret suçlarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında özetle; müşteki şüphelilerden ...’ın 02.10.2015 tarihinde müşteki şüphelilerden ... ..."ın Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiası kapsamında 2016/939 soruşturmaya başlanıldığı, süreçte müşteki ... ..." a ait 11.03.2016 ve 22.03.2016 tarihli şikayet dilekçeleri de belirtilmek sureti ile müsnet suçlar ile Cumhurbaşkanına Hakaret suçlarına yönelik soruşturmanın birlikte yürütülemeyeceğinden Cumhurbaşkanına hakaret suçunun soruşturma evrakı üzerinden, diğer suçların ise 2016/3203 numaralı soruşturma evrakı üzerinden yürütülmesine dair karar verildiği, Avukat... ile ilgili olarak soruşturma evrakının ilgili büroya gönderildiği, ... tarafından diğer müşteki şüpheliler hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı aracı kılınmak suretiyle 07.05.2016 tarihinde iftira, yalancı tanıklık, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma, tehdit ve hakaret suçlarından suç duyurusunda bulunulması üzerine evrakın 2016/4426 soruşturma numarasına kaydının yapıldığı ve mevcut soruşturma evrakı ile hukuki ve fiili bağlantısının bulunması nedeniyle birleştirilmesine karar verildiği, müşteki/şüpheli ... tarafından diğer müşteki şüpheliler hakkında Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı aracı kılınmak suretiyle 30.05.2016 tarihinde iftira, yalancı tanıklık, cumhurbaşkanına hakaret, kumpas, adliyeye karşı saldırı fiillerinin işlendiğini belirtilerek suç duyurusunda bulunulduğu belirtilen soruşturma kapsamında somut olayda her iki taraf açısından iftira suçunun unsurları oluşmadığından, müşteki/şüpheli ... ... tarafından diğer müşteki şüphelilerin şuç uydurdukları, yalancı tanıklık yaptıkları, kendisini tutuklatmak istemek suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu işledikleri, tehdit ve hakarette bulunduklarını yine şüphelilerin makamı suç uydurduklarına dair somut delil elde edilemediği, Cumhurbaşkanlığı makamını suç uydurmaya alet etmek sureti ile Cumhurbaşkanına hakaret ettiklerini iddiasına yönelik ise suçun unsurlarının oluşmadığı, müşteki şüpheli ... ... hakkında ise Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kamu davası açıldığı, müşteki şüpheli ... tarafından müşteki şüpheli ... ...’ın para karşılığı kendisine yalancı tanıklık yapması teklifinde bulunduğuna ilişkin müştekinin soyut iddiası dışında kamu davası açılmasını gerektirecek somut bir delil elde edilemediğinden şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair 24.06.2016 tarihinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği görülmüştür.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/939 soruşturma, 2016/2235 esas ve 2016/2091 numaralı 24.06.2016 tarihli, ihbar edenin ..., mağdurun ..., suç tarihinin 02.10.2015 ve öncesi olduğu belirtilen iddianamesi ile özetle belirtildiği şekilde; "İhbar eden ... tarafından, şüphelinin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ..." a yönelik olarak her ortamda "Din düşmanı, ermeni dölü, hırsız" gibi ifadeler ile hakarette bulunduğunu, tanık olarak ifadesine başvurulan ..." ın tarihini hatırlamadığı bir dönemde şüphelinin "ermeninin peşinden gidiyorsunuz, bu şerefsizin neden peşinden gidiyorsunuz, yahudi" dediğini, tanık ..."ın ise "ermeni köyünden, ermeni dölü, dinsiz, hırsız" dediğini belirttiği, şüphelinin ise suçlamayı kabul etmediği, ihbar eden ve tanıklardan ..."ın ... kum ocağı çalıştırmaları sebebiyle şikayette bulunduğunu, bu şüphelilerin işlerine engel olarak kendisini gördüklerini bu nedenle Cumhurbaşkanına hakaret ettiği iddiasında bulunduklarını kendisine iftira atıldığını beyan ettiği, ancak soruşturma dosyası ve soruşturma dosyasına ekli tanık beyanları dikkate alındığında, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 17.05.2016 tarihli oluru ile şüpheli hakkında Kovuşturma İzninin de verildiği" belirtilerek 5237 sayılı TCK"nun 299/1-2, 53, 58 maddeleri uyarınca sanığın cezalandırılması istenilmiştir.
Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulüne karar verilmesine müteakip Cumhurbaşkanı vekili Av. ... ..."a iddianame ve duruşma gününü bildirir davetiyenin tebliğ edildiği, 08.08.2016 havale tarihli dilekçe ile de şikayetçi olunmadığının ve davaya katılma talebinde bulunulmadığının bildirdiği görülmüştür.
Mahkemenin 2016/534 esasına kayden yürütülen kovuşturma kapsamında müşteki sıfatı ile ifadesi alınan ve davaya müdahilliğine karar verilen ... ... ifadesinde özetle olay tarihinde ... ve ... ile birlikte iken sanığın Cumhurbaşkanına yönelik "ermeninin peşinden gidiyorsunuz, ermeni köyünden, ermeni, din düşmanı, hırsız" şeklinde sözler ile hakaret ettiğini beyan etmiştir.
Sanığın talimat ile alınan ve duruşmadan vareste tutulmak istediğini belirttiği savunmasında beyanla özetle suçlamayı kesinlikle kabul etmediği, kendisine kumpas kurulduğunu, ... ve ruhsatsız kum ocağı çalıştırması nedeni ile yaptığı şikayet nedeni ile ihbarda bulunması nedeni ile kendisine iftira atıldığını, bu kapsamdaki belgeleri ibraz ettiğini, tanık ..."ın vefat ettiğini, kumpas davasına yönelik hakim, savcı ve avukatın tutuklandığını, şahıslar ile yüzleşmek istediğini, mahkeme huzurunda katılma kararına yönelik itirazda bulunarak yaptığı savunmasında ise özetle; ..."ın ihbarcının kardeşi, ..."ın teyzesinin oğlu, tanık ..."ın ise ihbarcı ile birlikte petrol istasyonu işlettiğini, müdahil hakkında kum ocağına ilişkin olarak şikayette bulunduğunu ve yargılamasının devam ettiğini, bu nedenle hakkında ihbarda bulunulduğunu, suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
Tanık ..."ın yemini yaptırılarak alınan beyanında "sanık müdahilin amcasının oğludur, ikisi farklı partilerde siyaset yapıyorlar, her iki parti ülke gündeminde birbirinden aşırı muhalif görülmektedir, bu yüzden araları açıldı, ben başlangıçta her ikisi ile de görüşmekteydim, bu esnada sayın Cumhurbaşkanımız Başbakan idi, henüz Cumhurbaşkanı seçilmemişti, bu dönem içerisinde sanığın daha önce ifademde beyan ettiğim gibi "vatan haini" dediğini duydum, dediğim gibi bu sözü söylediğinde Cumhurbaşkanımız henüz başbakan idi, Cumhurbaşkanı seçilmemişti" "Cumhurbaşkanımız Cumhurbaşkanı seçilmezden önce sanıkla bir araya geldiğimizde hakaret sözleri söylediğini duydum, bu konuşma tanık Halil"in anlattığı şekilde ölen tanık ..."ın bürosunun yanında çay ocağında geçmiştir, konuşmalar yanda bulunan yoldan duyulacak şekilde değildi, yoldan geçenler bu konuşmayı duyamazdı, sadece masadakiler bu konuşmayı duyabilirdi, ben Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra sanıkla bir araya gelmedim, bu yüzden daha sonra konuşma yapıp yapmadığını bilmiyorum, sonraki konuşmaları bu şekilde duymadım, demiştir.
Tanık ..."ın da yemini yaptırılarak alınan beyanında özetle belirtildiği şekilde; "sanık ve müdahil benim uzaktan akrabam olurlar,... gerek Cumhurbaşkanı olmadan önce, gerekse Cumhurbaşkanı olduktan sonra sanık Cumhurbaşkanımız için ermeni dölü, dinsiz, hırsız şeklinde sözler söyledi, bana sorulduğu gibi sanığın siyasi sosyal görüşleri benim ilçe başkanlığını yaptığım partinin görüşleri ile uygun değildir, tamamen muhalif niteliktedir, bu konudaki beyanı doğru değildir, benim ilçe başkanı olduğum partiden belediye başkanlığı adaylığı söz konusu olmamıştır, dediğim gibi sözleri Cumhurbaşkanı olmadan evvel ve sonra söylemiştir, diğer tanık Cumhurbaşkanımız Cumhurbaşkanı seçildikten sonra sanığın konuşmalarına tanık olmamış olabilir, ben de birkaç kez duyduktan sonra sanıkla bir daha görüşmedim, bu yüzden ondan sonrası konuşmalara ben de tanık olmadım, ancak Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra da bu sözleri söylediğini kesin olarak biliyorum, bu konuşmaları daha sonra ölen tanık ..."ın muhtarlık yaptığı bürosunun önünde, yol kenarında açık alana masa konmak suretiyle gelen gidenin oturduğu, çay içtiği yerde bu konuşmalar olmuştur, konuşmalar masa içerisinde olduğu için yoldan geçenlerin duyması söz konusu değildir, ancak masada oturanlar duyabilirdi... demiştir.
Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca 29.07.2016, Ankara Batı 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.07.2016 ve Ankara Batı 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.09.2016 tarihli yazıları ekinde sanık tarafından sunulan dilekçe ve eki belgelerin dosyasına gönderildiği görülmüştür.
14.03.2017 tarihli duruşma zaptında "Kırıkkale 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/547 Esas sayılı dava dosyasının derdest olduğu, bu dosyadaki sanığın müşteki, müdahilin de sanık olarak yargılandığı, hakaret, basit yaralama ve tehdit suçunun söz konusu olduğu, derdest olduğu görüldü." şeklinde incelenen ve süreçte celp edilen dosya kapsamında ise kovuşturmada sanık ..."ın müşteki ... ile aralarında uzun zamandır husumet bulunduğunu, kendisinin sürekli sahte dilekçeler ile şikayet etme gibi bir alışkanlığının olduğunu, çarşı merkezinde kendisine ve cumhurbaşkanına hakaretler ettiğini duyunca olay günü kendisi ile kalabalığın önünde konuştuğunu, hakaret ve tehdit etmediğini, itmediğini; müşteki ..."in ise kendisini darp ettiğini, hakarette bulunduğunu, hastanede yattığını, tehdit edildiğini, bu nedenle ilçeyi terk ettiğini beyan ettikleri, olaya yönelik iddianamede ise ... ..."ın 14.08.2015 tarihinde ... ..."ın yanına gelerek kendisini şikayet edip etmediğini sorduğu, şikayet ettiğini söylemesi üzerine de kendisini itekleyerek düşürdüğü, basit tıbbı müdahale ile giderecek şekilde yaraladığından hakaret, basit yaralama ve tehdit suçlarından cezalandırılmasının istenildiği anlaşılmıştır.
Tanık ..."ın 20.10.2016 tarihinde vefat ettiğine dair nüfus kaydı celp edilmiştir.
05.02.2019 tarihinde yapılan duruşmada TCK"nın 125/1, 73/4, CMK"nın 223/8
maddeleri gereği şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşmesine dair sanığın yüzüne karşı, mağdur vekilinin yokluğunda istinaf yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Karar başlığında katılan olarak ..."ın gösterildiği görülen Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2019 tarih, 2016/534 esas, 2019/86 karar sayılı kararın gerekçesi şöyledir;
"İhbar eden katılan ... tarafından, sanık ... ..."ın Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ..."a yönelik olarak her ortamda "Din düşmanı, ermeni dölü , hırsız " gibi ifadeler ile hakarette bulunduğunu, tanık olarak ifadesine başvurulan ..."ın tarihini hatırlamadığı bir dönemde sanığın "ermeninin peşinden gidiyorsunuz, bu şerefsizin neden peşinden gidiyorsunuz, yahudi" dediğini, tanık ..."ın ise "ermeni köyünden, ermeni dölü, dinsiz, hırsız" dediğini belirttiği iddiasıyla sanığın cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın dava konusu ifadelerine ..."ın Cumhurbaşkanı seçilmeden önce sarf ettiği, bu nedenle dava konusu eylemin TCK"nın 125. maddesindeki suçu oluşturacağı, bu suçun takibi şikayete bağlı suçlardan olması, mağdurun şikayetçi olmaması, vaki şikayetten cumhurbaşkanlığına seçildikten sonra vazgeçmesi nedenleriyle açılmış bulunan kamu davasının düşmesi yönünde hüküm kurmak gerekmiştir"
Kararın Cumhuriyet savcısınca görüldüsü 13.03.2019 tarihinde yapılmıştır. 29.03.2019 tarihli kesinleşme şerhinde kararın istinaf edilmediğinden 21.03.2019 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.
Mağdur vekilinin 12.04.2019 tarihli dilekçesi ile suç tarihinde Başbakanlık görevini icra etmekte olan Cumhurbaşkanına karşı görevinden dolayı hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olmadığından düşme kararı verilmesi hukuka aykırı olduğundan, kesinleşen kararın kanun yararına bozulması hususunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulmuştur.
Cumhuriyet savcısının kesinleşen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğundan kanun yararına bozulması hususundaki 11.12.2019 tarihli görüşüne müteakip Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.02.2020 tarihli yazısı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından kesin kararın Kanun Yararına bozulmasının istenilmesi üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir.
III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırılması istenilen sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda atılı eylemi Cumhurbaşkanının göreve başlamasından önceki tarihte gerçekleştirdiğinin kabulü ile şikayetten vazgeçme nedeni ile kamu davasının düşürülmesine dair verilen kararın hukuka uygunluğu ile suç vasfına yönelik değerlendirmenin yerindeliği hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Yasal Mevzuat şöyledir;
5237 sayılı TCK"nın;
Hakaret
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/15 md.) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.
Soruşturma ve kovuşturma koşulu
Madde 131- (1) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır...
Cumhurbaşkanına hakaret
Madde 299- (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
(3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.
Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez.
Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir.
Sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların yukarıda sayılan, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur. Yüksek Ceza Genel Kurulu da aynı görüştedir(23.6.2009 t,2009/7-69,176 sy).
Ancak ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 tarih 260/281 sayılı kararında da açıklandığı üzere; olaya ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmişse, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozmaya gidilemez.
Düşme kararına yönelik yapılan kanun yararına bozma isteminin 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca incelenmesi gerekir. (03.06.1936 gün ve 129-11 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarih 2010/8-2 esas ve 2010/68 sayılı kararı )
Cumhurbaşkanına hakaret suçu doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı olan kişiye karşı işlenmekte ise de, suçla korunan ve bu nedenle ihlal edilen hukuki değer Devletin siyasal iktidar yapısıdır(..., Siyasi İktidar Düzeni ve Fonksiyonları Aleyhine Cürümler, İst 1967 s. 10). Ceza himayesinin konusu Devlet kuvvetlerinin korunmasıdır.(..., Türkiye Barolar Birliği Dergisi 1991/1, Manzini V trattato di diritto penale İtaliano, IV (Torino,1926 s. 198). Suçun faili herkes olabilir. Cumhurbaşkanlığı sıfatı seçimle değil ant içmekle başlar. Suçun görevin devamı sırasında işlenmesi gerekli olduğu gibi görevden kaynaklanması şart değildir (CGK 02.04.1990 tarih 84/106 sy karar). Bu nedenle Cumhurbaşkanının, 5271 sayılı CMK"nın 234/1-b/1 maddesi gereğince mağdur/müşteki sıfatıyla duruşmadan haberdar edilme hakkı bulunduğundan duruşma gününün anılan makama bildirilmesi yasal zorunluluktur (CMK madde 175/2, 233/1).
Diğer yönden Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 gün ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövmek şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Hakaret suçu, kamu görevlisine karşı görevinden ötürü işlenmesi hali haricinde, soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine tabi suçlar arasındadır.
Şayet suç; kamu görevlisine karşı görevinden ötürü işlenmişse, o zaman suçun soruşturulması ve kovuşturulması resen yapılacaktır. Söz konusu nitelikli halin uygulanabilmesi için hakaretin kamu görevlisinin yaptığı görev dolayısıyla işlenmesi gerekmektedir. Hakaretin görev sırasında yapılması durumunda, bu hakaret görevinden ötürü yapılmamışsa nitelikli halden değil, şikayete bağlı ve uzlaşma kapsamında olan TCK’nın 125. maddesinin birinci fıkrasından cezalandırması yoluna gidilecektir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hakaret oluşturduğu iddia edilen sözlerin, muhatabın Cumhurbaşkanı seçilmeden önce işlendiğinin kabulü ile TCK 125. maddesindeki suçu oluşturacağı gerekçesi ile şikayet şartının gerçekleşmediğinden düşme kararı verildiğinin anlaşılmasına göre;
Ancak ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 tarih 260/281 sayılı kararında da açıklandığı üzere; olaya ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmişse, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozmaya gidilemez.
Sanığa isnad edilen eylemin, bazı tanık beyanlarına üstünlük tanınarak muhatabın Cumhurbaşkanı seçilmesinden önce işlendiği değerlendirilerek Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturmadığının kabul edilmesine göre, maddi olguya yönelik kanıtların takdir ve değerlendirmesinde yanılgıya düşüldüğünden söz edilerek bu kabul yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunma olanağı bulunmadığının kabulü gerekmektedir.
Ancak kabule göre; Başbakana yönelik görevinden dolayı hakaret suçunun, 5237 sayılı TCK"nın 131/1.maddesi uyarınca takibi şikayete tabi olmadığından resen takibi gerektiren suça yönelik şikayetten vazgeçilmesi nedeni ile düşme kararı verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde düşme kararı verilmesi kanuna aykırıdır.
V-SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu yönüyle yerinde görüldüğünden, Kırıkkale 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2019 tarihli ve 2016/534 esas, 2019/86 karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309/4-c maddesi uyarınca yeniden yargılanmamak ve sanığın aleyhine sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, diğer işlemlerin yapılabilmesi için dosyasının mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.