Abaküs Yazılım
13. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/19631
Karar No: 2018/2845
Karar Tarihi: 07.03.2018

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2016/19631 Esas 2018/2845 Karar Sayılı İlamı

13. Hukuk Dairesi         2016/19631 E.  ,  2018/2845 K.

    "İçtihat Metni"


    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

    K A R A R

    Davacı, davalıdan 187.000,00-TL"ye daire satın aldığını, dairenin 130 m² civarında olduğunun söylendiğini, gerek kredi başvurusu sırasında düzenlenen ekspertiz raporunda, gerekse DASK poliçesinde dairenin yüzölçümünün 130 m² olarak belirtildiğini, satım işleminden sonra evin 87 m² olduğunu ve gerçekte terasın kapatılarak taşınmaza dahil edilmesi suretiyle genişletildiğini öğrendiğini, bu hali ile aldatıldığını ileri sürerek satış sözleşmesinin hile nedeni ile iptaline, satış bedeli olan 187.000,00 TL"nin şimdilik 80.000,00 TL"sının satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 20.05.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucunu 187.000,00 TL"ye yükseltmiştir.
    Davalı, 30 gün içerisinde ayıp ihbarının yapılmadığını, davacının taşınmazın bu halini bilerek satın aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; davalı tarafından temyiz edilen hükmün Dairemizin 16.04.2015 gün, 2014/19757 Esas, 2015/12356 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine, bu kez davacı karar düzeltme talebinde bulunmuş; Dairemizin 03.12.2015 gün, 2015/27166 Esas, 2015/35408 Karar sayılı ilamı ile, Dairemizin ilk bozma kararı kaldırılarak, bu sefer başka bir gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmiş; mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
    1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacının yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
    2-Davacı, davalıdan bağımsız bölüm satın aldığını, kendisine 130 m2 olarak satılmasına rağmen, taşınmazın 87 m2 olduğunu, gerçekte terasın kapatılarak taşınmaza dahil edilmesi suretiyle genişletildiğini ve bu durumun kendisinden gizlenmesi suretiyle aldatıldığını ileri sürerek satış sözleşmesinin hile nedeniyle iptaline ve satış bedelinin iadesine karar verilmesi istemiyle eldeki davayı açmıştır.
    Mahkemece, bozma öncesi yapılan yargılama sonucunda, davacının taşınmazın 130 m2 olduğuna inanarak satın aldığı, yapılan eklentiler nedeniyle genişletildiğinden haberdar olunca süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, bu konuda aydınlatılmadığı ve kandırıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilen kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.04.2015 gün, 2014/19757 Esas, 2015/12356 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş, davacının karar düzeltme talebi üzerine Dairemizin 03.12.2015 gün, 2015/27166 Esas, 2015/35408 Karar sayılı ilamı ile ‘’...Dava, Borçlar Kanunu kapsamında satış sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki, tapu sicili alenidir. Davacı taşınmazı tapudan satın alırken tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü tutarını bilecek ve öğrenebilecek durumdadır. Resmi kayıtlarda yer alan taşınmaz yüzölçümü tutarı kendisinden saklanmış ya da hile ile gizlenmiş de değildir. 6098 Sayılı Borçlar Kanunu"nun 244/2 maddesinde “Satılan taşınmaz, resmî bir ölçüme dayanılarak tapu siciline yazılmış olan yüzölçümü tutarını içermiyorsa; satıcı, özellikle üstlenmiş olmadıkça tazminat ile yükümlü değildir.” ibaresi bulunmaktadır. Somut olayda, davalı satıcının dava konusu taşınmazın tapu siciline yazılmış yüzölçümü miktarından daha fazlasını üstlendiği de kanıtlanmış değildir. Hal böyle olunca bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle ve davacının kandırıldığından bahisle davanın kabulü yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken zühulen “...Dava konusu taşınmazın kullanım alanının resmiyette var olandan az olduğuna ilişkin husus davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp niteliğinde olup, taşınmazın davacıya tesliminden sonra kısa sürede yapılacak bir inceleme ile anlaşılabileceği gözetildiğinde, açık ayıp olarak kabul edilmesi gerekir. Davalı tarafından dava konusu bu ayıpları gizlemek için de herhangi bir hileye başvurulmadığı gibi davacının bu ayıplardan bağımsız bölümü teslim aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceği kuşkusuzdur. Bu halde davacı tarafından 19.11.2012 tarihinde açılan davada süresinde ayıp ihbarı sorumluluğunun yerine getirilmediği, çoğun içinde azı da olduğu kabul edilerek, bir an için kapatılan teras çatısının alçıpan olmasının taşınmazdan beklenen faydayı azaltan ve ilk bakışta anlaşılamayacak mahiyette gizli ayıp teşkil edeceği değerlendirilecek olur ise dahi, yargılamada dinlenen davacı tanıklarının dairenin satılmasından sonraki ilk hafta içerisinde eve gelen ustaların durumu tespit edip bildirdiklerini beyan etmeleri karşısında; Borçlar Kanunu 223/2-son cümle hükmü gereğince derhal ihbar yükümlülüğünün de yerine getirilmediğinin anlaşılması karşısında, davanın reddine karar verilmesi gerekirken; yazılı gerekçe ile davanın kabulü usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulmasını gerektirir...” gerekçesiyle bozulduğu yeniden yapılan inceleme sonucunda anlaşıldığından, Dairemizin 16.04.2015 gün, 2014/19757 Esas, 2015/12356 Karar sayılı bozma kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı açıklanan gerekçe ile bozulmalıdır...’’ gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmuş ancak gerekçede her iki bozma ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Halbuki, son bozma ilamında belirtilen gerekçeye göre davanın reddi gerekir. Gerekçede, ilk bozma ilamında belirtilen gerekçelere de yer verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirir.
    Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/son maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesinin düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.





    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi