5. Ceza Dairesi 2015/10834 E. , 2019/11931 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Edimin ifasına fesat karıştırma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan cezaların miktarına göre koşulları bulunmadığından sanıklar ... ve ... müdafin duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 318. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Tebliğname başlığında yer alan kamu davasının reddi ve düşme kararlarına yönelik temyiz talebi bulunmadığı gözetilerek ve Dairemizin 2018/13143 Esasında kayıtlı Mersin 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/271 Esas ve 2018/316 Karar sayılı dosyası ile temyize konu bu dosya arasında suç ve sanıklar yönünden fiili, hukuki bağlantı olduğundan birlikte ele alınarak yapılan incelemede;
Suç tarihleri itibarıyla yürürlükte bulunan 19/12/2002 tarihli ve 24968 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanan Yapım İşleri Muayene ve Kabul Yönetmeliğinin 4. maddesinde muayene ve kabul komisyonlarında görevlendirilecek olanların tamamının teknik eleman olmasının zorunlu olduğunun hüküm altına alındığı, yapılan işlerin kabul sürecinde görev yapan kamu görevlisi sanıkların muayene ve kabul ile görevlendirildikleri işlerin uzmanı olmadıkları yönünde savunmada bulundukları nazara alınarak; katılan kurumdan sanıkların görevlerine ve eğitim durumlarına ilişkin detaylı bilgi alınarak muayene ve kabul işlemlerini yaptıkları işlerin niteliği de gözetilmek suretiyle teknik eleman olarak kabul edilip edilmeyeceklerinin karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi, belirlenen zarar miktarlarının yapılan işlerin bedeline oranı göz önüne alınarak suç kasıtları üzerinde durulması, kamu görevlisi olmayan sanıkların bağlantılı eylemlerinin de birlikte değerlendirilmesi sonrasında sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
Suça konu edimlerin yapım işlerine ilişkin olması nedeniyle sanıkların eylemlerinin TCK"nın 236/2-d maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ancak; 5237 sayılı TCK"nın 236. maddesinde edimin ifasına fesat karıştırma halleri yasa koyucu tarafından tahdidi olarak sayılmış olup, maddede sayılan seçimlik hareketlerin ya da faillik durumunun genişletilmesinin anılan Yasanın 2. maddesindeki kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinde bir kuşku bulunmadığından, her ne kadar bir kısım öğretide özgü suç olarak kabul edilmese de madde metni gerekçesiyle birlikte incelendiğinde; 2. fıkranın “a” ve “b” bentlerinde yüklenici konumundaki kişiler ve temsilcileri ile edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri, “c”, “d” ve “e” bentlerinde ise edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlileri suçun faili olabileceğinden, dolayısıyla söz konusu suçun özel faillik niteliği taşıyan kimselerce işlenebileceğinde bir tereddüt bulunmadığının kabulü gerektiğinden, 5237 sayılı TCK"nın 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan ve TCK"nın 236/2-d maddesi uyarınca edimin ifası sürecinde görev alan kamu görevlisi tarafından işlenebilen edimin ifasına fesat karıştırma suçuna iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alındığında; TCDD müfettişlerince ... tarafından doğrudan temin yoluyla yapılan işlere ilişkin dosyalar arasından sondaj usulüyle seçilen 84 adet işin incelenmesi sonucunda düzenlenen 10/08/2007 tarih ve 2007/260-2, 262/3 sayılı soruşturma raporuna istinaden yapılan suç duyuruları üzerine ...,...,...,...,...,...,...,... Asliye Ceza Mahkemelerinde edimin ifasına fesat karıştırma suçlarından çok sayıda kamu davası açıldığının UYAP sistemi üzerinden yapılan sorgulama neticesinde anlaşılması karşısında; söz konusu davaların akıbetlerinin araştırılması, derdest ise birleştirilmeleri, karara çıkmış ve kesinleşmiş ise onaylı örneklerinin getirtilerek incelenmesi sonrasında suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve mükerrer dava olup olmadığının saptanması, ayrıca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde sanıklara verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra kesinleşen dava dosyalarından verilen cezaların mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde kararlar verilmesi,
Sanık ..."ın hükümden sonra 16/04/2019 tarihinde öldüğü UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşıldığından, bu husus mahallinde araştırılarak sonucuna göre 5237 sayılı TCK"nın 64 ve 5271 sayılı CMK"nın 223/8. maddeleri uyarınca bir karar verilmesi lüzumu,
Kabule göre de;
Sanık ..."in adli sicil kaydında görünen ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini gösterir onaylı örneği getirilerek tekerrür koşullarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
TCK"nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işlediği kabul edilen kamu görevlisi sanıklar hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması,
Anayasa Mahkemesinin 24/11/2015 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı TCK"nın 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin Kararının değerlendirilmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, bir kısım sanıklar ve müdafileri ile sanık ..."ın eşinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca hükümlerin BOZULMASINA 19/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.