Abaküs Yazılım
5. Ceza Dairesi
Esas No: 2014/10170
Karar No: 2019/11927
Karar Tarihi: 19.12.2019

Nitelikli dolandırıcılık - ikna suretiyle irtikap - görevi kötüye kullanma - kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği - Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/10170 Esas 2019/11927 Karar Sayılı İlamı

5. Ceza Dairesi         2014/10170 E.  ,  2019/11927 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
    SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, ikna suretiyle irtikap, görevi kötüye kullanma, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği
    HÜKÜM : Mahkemenin hüküm fıkrasındaki numaralandırması esas alındığında;
    A) Sanık ... hakkında mağdur ..."a yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında eyleminin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkumiyet,
    B) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında mağdur ..."ya yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan ayrı ayrı beraat,
    C) Sanık ... hakkında ikna suretiyle irtikap suçundan mahkumiyet,
    D) Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ..."ye yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle ayrı ayrı mahkumiyet,
    E) Sanıklar ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan ayrı ayrı mahkumiyet,
    F) Sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ... Petrol"e yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle ayrı ayrı mahkumiyet,
    G-) Sanıklar ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan ayrı ayrı mahkumiyet

    Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
    Mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının, gerek Ceza Genel Kurulu gerekse Özel Dairelerin yerleşmiş kararlarında "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 gün ve 65–69, 22/10/2002 gün ve 234–366, 04/07/2006 gün ve 127–180, 03/05/2011 gün ve 155–80, 21/02/2012 gün ve 279–55, 15/04/2014 gün ve 599-190, 28/03/2017 gün ve 214-206 sayılı Kararlarında “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 gün ve 41–54 sayılı Kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ..."ın mağdur ..."ya yönelik olarak işledikleri iddia olunan nitelikli dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan, bu nedenle hükümleri temyiz etme hakkı bulunmadığı anlaşılan Hazinenin usulsüz olarak bu suç yönünden de davaya katılmasına karar verilmesi hükümleri temyiz hakkı vermeyeceğinden, vekilinin hüküm fıkrasının B bendinde kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK"nın 317. maddesi uyarınca REDDİYLE, incelemenin sanık ... müdafin müvekkili hakkında hükmün B bendinde kurulan beraat hükmü açısından vekalet ücretine, sanıklar ..., ... ve... müdafilerin müvekilleri hakkında hükmün A, C, D, E, F ve G bentlerinde verilen mahkumiyet hükümlerine, katılan ... vekilinin sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan hükmün A bendinde verilen mahkumiyet hükmüne, katılan ... vekilinin ise sanıklar ... ve ... hakkında hüküm fıkrasının D ve E bentlerinde kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla SINIRLI OLARAK YAPILMASINA karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
    03/07/2010 tarihli iddianamenin 5. paragrafında sanık ... hakkında isnat edilen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, yine aynı iddianamenin 8. paragrafında sanıklar... ve ... haklarında isnat edilen görevi kötüye kullanma, 18/10/2011 tarihli iddianamede ise sanıklar... ve...haklarında isnat edilen görevi kötüye kullanma ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından açılan kamu davaları ile ilgili olarak mahallinde bir hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
    A-)Sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan hükmün A bendinde, sanıklar... ve...hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan ise hükmün E bendinde verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Sanık ..."a isnat olunan ve hükmün A bendinde verilen mahkumiyet hükmü ile ilgili olarak suç tarihi itibarıyla nitelikli dolandırıcılık suçunun 765 sayılı TCK"nın 504/5. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen beş yıllık asli ve yedi yıl altı aylık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 28/05/2004 ile hüküm tarihi arasında bu sürelerin dolduğu, sanıklar... ve...hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan hükmün E bendinde verilen mahkumiyet hükümleri ile ilgili olarak ise Karabük SGK İl Müdürlüğünün 05/03/2007 tarihli haciz bildirimi 12/03/2007 tarihinde Yenice Tapu Sicil Müdürlüğüne tebliğ edildiği halde, ipotek yönünden bu haczin, 19/03/2007 tarihinde taşınmaz üzerine başka bir borçtan dolayı konulan ipotek işleminde, işleme alınmayarak gösterilmemesi biçimindeki eylemin 5237 sayılı TCK"nın 257/2. maddesinde tanımlanan ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, bu suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırına göre aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen on iki yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, suç tarihi olan 19/03/2007 ile inceleme günü arasında soruşturma izni alınmasıyla ilgili durma süreleri de eklendiğinde zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükümlerin 5237 sayılı TCK"nın 7/2 ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK"nın 223/8. maddeleri uyarınca adı geçen sanıklar hakkında hüküm fıkrasının A ve E bentlerine konu olan hükümlerle ilgili açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
    B-)Sanık ... hakkında hükmün B bendinde kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Sanık müdafin temyiz talebinin vekalet ücretine yönelik olduğu gözetilerek buna hasren yapılan incelemede;
    Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir." biçimindeki düzenleme nazara alınarak, kendisini vekille temsil ettiren ve beraatine karar verilen sanık ... lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
    Kanuna aykırı ve sanık müdafin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının B bendine "Kendisini vekille temsil ettiren sanık ... için karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 2.640 TL"nin Hazineden alınarak kendisine verilmesine," ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    C-)Sanık ... hakkında ikna suretiyle irtikap suçundan hükmün C bendinde verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
    Ancak;
    1-İkna suretiyle irtikap suçunun; kamu görevlisinin, görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna etmesi ile oluştuğu, bu suçta eylemlerin, mağdurun kamu görevlisine sağladığı çıkarın

    yasal olduğunu zannetmesi, yasa dışı çıkar sağladığını bilmemesi, kamu görevlisinin yalan beyanlarıyla mağduru kandırması, mağdurun, yaptığı ödemenin yasal olarak yapılması gerektiğine inanması, failin iknası sonucu rızasının fesada uğraması ve meşru zeminde bulunması, ödemeye mecbur olmadığı bir parayı ödemek zorunda olduğunun kendisine bildirilmesi şeklinde olması gerektiği, somut olayda ise Yenice İlçesi Tapu Sicil Müdür vekili olan sanığın, 2007-2008 yıllarında tapu işlemi yaptırmak üzere Tapu Dairesine gelen işlem sahiplerinin Ziraat Bankası veya Mal Müdürlüğü veznesine yatırmaları gereken tapu harçlarını, şahıslara karşı hileli hareketlerle herhangi bir ikna edici söz ya da davranışlarda bulunmadan, kendisi yatırmak üzere elden alması ve bu paralardan 38.889,72 TL"yi hiç yatırmaması, 14.444,92 TL"yi ise gecikmeli olarak yatırması şeklinde kabul edilen somut olayda ikna suretiyle irtikap suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı, bankaya ya da Maliyeye yatırılmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan paralar üzerinde kendisinin yararına olarak zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma şeklindeki eylemlerinin TCK"nın 155/1, 43/1. maddelerinde tanımlanan zincirleme biçimde güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu nazara alınmadan suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
    2-02/12/2016 tarihli Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve TCK"nın 155/1. maddesi kapsamındaki güveni kötüye kullanma suçunun da uzlaşma kapsamına alınmış olması, 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle 5271 sayılı CMK"nın 253. maddesinin 24 ve 25. fıkralarındaki uzlaştırma bürosuna ilişkin düzenlemeler dikkate alınıp, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7/2. maddesi de gözetilerek, uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
    Kabule göre de;
    a-)Mağdurların ekonomik durumlarının araştırılmasından sonra TCK"nın 250/4. maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde uygulama yapılması,
    b-)Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete"nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK"nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
    c-)Yüklenen suçu TCK"nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında TCK"nın 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
    D-)Sanıklar... ve...hakkında görevi kötüye kullanma suçundan hükmün D bendinde verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
    Sanık ..."ın, mağdur ... hakkında 17.000 TL"lik icra takibi yapıldığı sırada mağduru kurtarmak vaadiyle 10.000 TL para aldığı ancak bu parayı mağdurun borcuna karşılık olarak ödediği, geri kalan 7.000 TL"lik kısmını ise bir daha icra takibinin gelmemesi ve gayrimenkulünü icradan kurtarması amacıyla

    sanık ... adına kaydının yapılmasını sağlamak için mağdur ile görüştüğü, onu ikna ettiği ve taşınmazın diğer sanık ..."ya satışının yapıldığı, bu şekilde mağdurun dolandırıldığı iddiasıyla yapılan yargılamada; söz konusu taşınmazın satış işleminin tapuda geçerli bir satış senedi ile resmi olarak ve tarafların imzasıyla gerçekleştirilmiş olması, taşınmazın tarafların aralarındaki hukuki ilişkilerin sonucu olarak el değiştirdiğine dair sanıkların savunmalarının aksinin ispat edilememiş olması karşısında; şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların beraatlerine karar verilmesi gerektiği nazara alınmadan, nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasından beraatleri yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve yanılgılı değerlendirme sonucu eylemlerinin unsurları oluşmayan görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
    Kabule göre de;
    a-)5237 sayılı TCK"nın 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan TCK"nın 257/1. maddesinde düzenlenen ve kamu görevlisi tarafından işlenebilen suça iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alındığında kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında kamu görevlisi olan sanık ..."ın eylemine ne şekilde iştirak ettiğinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
    b-)Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete"nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK"nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
    c-)Yüklenen suçu TCK"nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında TCK"nın 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
    E-)Sanıklar... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma ve kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçlarından hükmün F ve G bentlerinde verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
    Merkez Mahallesi 127 ada 20 parsel sayılı gayrimenkulün 6 numaralı bağımsız bölümü üzerine 07/07/2006 tarihinde T.Halk Bankası A.Ş. lehine 1. dereceden ipotek tesis edildiği, aynı gayrimenkul üzerine 18/02/2008 tarihinde 2. dereceden İş Bankası lehine ipotek konulduğu, resmi senette ipoteğin derecesi elle 2. derece yazılmasına rağmen, banka nüshasında 1. derece yazıldığı, daha önce Halk Bankasına ait olan ipotek şerhi yevmiye defterine işlenmesine rağmen tescilinin yapılmadığı, işlemleri sanık ..."ın yaptığı, bu sırada taşınmazın sanık ... üzerine satışının yapılarak Bölünmez Petrolcülük A.Ş. lehine 1. derece ipotek tesis edildiği resmi senet suretine yazılarak suret aslının aynı şerh ile onaylanıp Yenice İcra Müdürlüğüne verildiği, ancak bu durumun tapu kayıtlarında yer almadığı, İcra Müdürlüğüne verilen evrakta Halk Bankası ve Türkiye İş Bankası ipotek şerhlerinin gizlendiği, böylece gerçeğe aykırı olarak sahte belge tanzimi suretiyle mağdur ... Petrolcülük A.Ş"nin dolandırıldığı iddiasıyla yapılan yargılamada; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/03/1998 tarih ve 6/8-69 sayılı Kararında açıklandığı üzere, önceden doğmuş borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde, zarar veya borç kandırıcı nitelikte davranışlar sonucu doğmayacağından ve Bölünmez Petrolcülük A.Ş. lehine tesis edilen ipoteğin de önceki borç nedeniyle düzenlendiğinden nitelikli dolandırıcılık suçunun somut olayda unsurlarının bulunmadığı nazara alınmadan, nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasından beraatleri yerine dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve yanılgılı değerlendirme sonucu eylemlerinin görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu kabulüyle yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
    Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden ise;
    İcra Müdürlüğüne gönderilen yazıların eklerinde yer alan söz konusu taşınmaz üzerine konulan ipoteklere ilişkin resmi senetlerin sahte olarak düzenlenmesi, düzenlenen resmi senetlerde önceki konulan ipoteklere yer verilmemesi, ipotek sıralarının sahte olarak değiştirilmesi şeklindeki eylemlerin, YCGK"nın 14/10/2003 gün ve 232-250 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, sahtecilik suçlarında belgenin sahte olup olmadığının, sahte ise iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespitinin hakime ve mahkemeye ait bir husus olması nedeniyle kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna konu edilen resmi senet ve yazılara dair tüm belgelerin aslının getirtilerek huzurda incelenmesi, gerekirse sahteliği ve iğfal kabiliyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması sonrasında hasıl olacak sonuca göre hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan mahkumiyet kararları verilmesi,
    Kabule göre de;
    a-)5237 sayılı TCK"nın 40/2. maddesine göre özgü suç niteliğinde olan TCK"nın 257/1 ve 204/2. maddelerinde düzenlenen ve kamu görevlisi tarafından işlenebilen suçlara iştirak eden diğer kişilerin azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulabilecekleri dikkate alındığında kamu görevlisi olmayan sanık ... hakkında kamu görevlisi olan sanık ..."ın eylemlerine ne şekilde iştirak ettiğinin karar yerinde tartışmasız bırakılması,
    b-)Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden bir suç işleme kararının icrası cümlesinde değişik zamanlarda söz konusu suçu iddianame ve dosya kapsamına göre birden fazla kez işlediği kabul edilen sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren TCK"nın 43/1. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,
    c-)Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve E. 2014/140, K. 2015/85 sayılı iptal Kararının Resmi Gazete"nin 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmiş olması nedeniyle TCK"nın 53. maddesiyle ilgili olarak yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
    d-)Yüklenen suçları TCK"nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık ... hakkında TCK"nın 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
    Kanuna aykırı, sanıklar ..., ... ve... müdafileri ile katılan ... vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin (hüküm fıkrasının C, F ve G bentlerinde belirtilen hükümler yönünden kazanılmış hak hükümleri saklı kalmak kaydıyla) 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek

    CMUK"nın 321 ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 19/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.







    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi