13. Hukuk Dairesi 2017/9980 E. , 2018/2719 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, Kuzey Ankara Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında imzalanan 07/12/2005 tarihli İmarlı Arsa ve Tesis Sözleşmesini kamulaştırma tehdidi ile imzaladığını, sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini, kur"a sonucunda kendisine isabet eden dairelerden T9-3 12E6 numaralı dairenin kendisine vaat edilen bölgede inşa edilen dairelerden olmadığını, kur"a aşamasında hak sahiplerinin eşitliğe aykırı olarak gruplara ayrıldığını, kur"aya tabi tutulan konutlar arasında fahiş değer farkı bulunduğunu, kur"a işleminin iptali için ... 2. İdare Mahkemesi"nde açtıkları davanın reddedildiğini, davalının kamu gücünü kötüye kullanarak sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek, davalının sözleşme aykırı ifa, proje çerçevesinde davacıya düşmesi gereken proje dağıtım payının tespit edilerek hak sahiplerine verdiği dairelerin değerleri arasında fark ve teslimde gecikme/eşitsizlik nedeniyle oluşan zararın tespiti ve bu zarar nedeniyle şimdilik 9.000,00 TL, teslimde gecikme nedeniyle şimdilik 999,00 TL olmak üzere 9.999,00 TL"nin zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Belediye Başkanlığı, inşaat alanının tamamının 1. etap olup, 12. bölgenin de bu etap içerisinde olduğunu, sözleşmeye uygun şekilde konutun verildiğini, etabın kendi içinde bölgelere ayrıldığını, davacıya yapılan tahsis işleminin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, sözleşmede şerefiye farkının alınmayacağına yönelik düzenleme bulunması ve dairenin teslim edilmesi gereken tarihine ilişkin bir kanıtın davacı yanca sunulmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir
1-Davacı, eldeki dava ile davalı ile imzaladıkları sözleşme gereğince kendisine 1. etap konutlarından daire verileceğinin taahhüt edilmesine rağmen kura çekiliş listesine göre kendisine teslim edilecek dairenin 12. etapta olduğunu, kendisine vaad edilen bölgeden yer verilmediğini, kuraya tabi tutulan konutlar arasında fahiş fiyat farkı bulunduğunu ileri sürerek, taahhüt edilen 1. etap konutları ile kendisine verilen 12. etap konutları arasındaki bedel farkını, proje dağıtım payı zararını ve geç teslim nedeniyle uğradığı zararın tazminini istemiş, davalı inşaat alanının tamamının 1. etap olduğunu, etabın kendi içinde bölgelere ayrıldığını, şerefiye payının alınmayacağına yönelik düzenleme nedeniyle proje dağıtım payı zararının istenemeyceğini, aralarında teslim tarihinin kararlaştırılmadığını savunmuştur. Mahkemece teslim tarihinin taraflar arasında kararlaştırılmaması, davacının bu iddiasına yönelik delil sunmaması ve sözleşmede şerefiye farkının alınmayacağına yönelik düzenleme bulunması nedeniyle davacının tüm teleplerinin reddine karar verilmiş ise de; davacının dava dilekçesindeki talepleri arasında yer alan 1. etaptan yer verimesi gerekirken 12. etaptan yer verildiği iddiası üzerinde hiç durulmamıştır. Taraflar arasında imzalanan 07.12.2005 tarihli sözleşmede "davalı belediyenin, davacıya 1. etap konut adalarında üretilecek 120 ve 100 m2"lik 2 adet daireyi anahtar teslimi vereceğini" taahhüt ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi kurulu raporunda davanın yalnızca verilmesi vaad edilen 100 m2"lik konuta ilişkin olduğu, etap farkına ilişkin iddianın ise şerefiye farkı zararının kapsamında olduğu yönünde rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda bilirkişi kurulunca etap ile ilgili savunmalar ve iddialar üzerinde yeterince durulmaksızın mahkemenin takdirine bırakıldığı, mahkemenin de bu hususu hiç değerlendirmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, davalı ve davacının etapla ilgili savunması üzerinde durularak, inşaat alanının tamamının kaç etaptan oluştuğu, kendi içinde bölgelere ayrılıp ayrılmadığı, davacıya verilen taşınmazların hangi etapta yer aldığının tespit edilebilmesi için gerektiğinde mahallinde keşif yapılarak uzman bilirkişi marifetiyle açıklamalı, taraf, hâkim ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirme sonucu karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.