3. Ceza Dairesi 2019/8661 E. , 2019/7211 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dairemizin 14.02.2019 tarih ve 2018/7171 Esas – 2019/2940 sayılı sanık ... hakkında verilen ONAMA kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 17.03.2019 tarih 2018/83232 sayılı itirazname ile,
“Olay tarihinde sanık ... ve inceleme dışı sanık ..."in, yakın akrabaları olan tanık ..."in düğün merasiminin olduğu, sanıklar..."in aralarında bulunduğu grubun gelinin çeyizini almak için traktör ve diğer araçlarla gelinevinin önüne gittikleri, bu sırada gerek damadın gerekse gelinin yakınlarının evin önünde bir kalabalık oluşturdukları, gelinin evden çıkacağı sırada aralıklarla birçok kez ateşli silahlarla ateş edildiği, bu sırada kalabalık içinde bulunan mağdurlar ... ve ..."ün yaralandıkları anlaşılmıştır. Sanık ..."in tüm aşamalardaki savunmalarında ateşli silah kullandığını kabul etmediği, inceleme dışı sanık ..."in ise kuru sıkı tabancayla ateş ettiğini söylediği olayda, yapılan soruşturma ve kovuşturma sonucunda, toplam kaç kişinin silahla ateş ettiğinin kesin olarak belirlenemediği, kullanılan ateşli silahların ele geçirilemediği, olay yerinde boş/dolu kovan veya mermi çekirdeğinin bulunamadığı, kaç adet silah kullanıldığının ve ateşli silahların niteliklerinin de tespit edilemediği görülmüştür. Öncelikle sanıkların ateşli silahla ateş etmeleri eylemi nedeniyle, haklarında genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçundan açılan davalarda mahkemece mahkûmiyet hükmü kurulmuş, CMK"nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, verilen bu kararlar kesinleşmiştir.
Hakkında olası kasıtla yaralama suçundan dava açılan iki sanık dışında olay yerinde ateş eden başka birinin bulunup bulunmadığı da şüphede kalmış, mağdurlar ... ve ..."ün beyanları ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde hangi mağdurun hangi sanık veya meçhul şüphelinin ateşi sonucu yaralandığı da tereddütsüz olarak tespit edilememiştir. Bu çerçevede sanık ..."in, TCK"nin 37. maddesi kapsamında, fail olarak mağdurları olası kasıtla yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi kanaatimizce mümkün görülmemektedir. 5237 sayılı Kanuna göre; suçun işlenişine yaptığı katkı tek başına yasal tanıma uygun bulunmayan diğer suç ortakları şerik olarak kabul edilmektedir. Şeriklikte azmettirme ve yardım etme biçiminde iki farklı görünüş şekli vardır. Şeriklerin, gerçekleşen yasal tanıma uygun haksızlıktan ancak bağlılık kuralı vasıtasıyla sorumlu tutulmaları mümkündür. Olası kasıtla işlenen suçlarda gerçekleşen neticeye göre faillerin sorumluluğunun belirlenmesi gerektiğinden somut olayda sanık ..."in şerik olarak sorumlu tutulması da mümkün değildir. Bu nedenlerle, sanığın üzerine atılı olası kasıtla yaralama suçlarından ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece yanılgılı değerlendirme ile kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ONANMASINA karar verilmesi Kanuna aykırıdır.” şeklindeki gerekçe ile "Olası kasıtla yaralama eyleminde, oluşan neticeye göre karar verilmesi gerektiği ve TCK"nin 39. maddesinin de uygulanamayacağı anlaşıldığından, sanık ..."in üzerine atılı olası kasıtla yaralama suçlarından ayrı ayrı beraatine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile sanık hakkında anılan suçlardan mahkûmiyet hükmü kurulmasının yasaya aykırı olduğu” belirtilmek suretiyle söz konusu dairemiz ONAMA kararının kaldırılarak, sayılan nedenlerle hükmün BOZULMASI gerektiği belirtilmek suretiyle, 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK"nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler hükmü uyarınca itirazen incelenmek üzere Dairemize gönderilmesi üzerine yapılan incelemede;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TCK’nin 21/2. maddesinde düzenlenen olası kast hükümlerine iştirakın mümkün olup olmayacağına dair TCK’nin gerekçe kısmında “doğrudan işlenen suçların olası kastla işlenmesi durumunda da iştirakın mümkün olabileceği” belirtildiğinden, ayrıca olası kastla işlenen suçlarda netice öngörülmesine rağmen olursa olsun denilerek netice kabul edilip ateş edilmesi durumunda, sanıkların bu neticeyi kabul ettikleri ve düğün yerinde silahlarıyla ateş ederek o yerde bulunan üç bayan mağdurun yaralanmasına sebep oldukları, düğün yerinde kalabalıkta tek bir sanığın ateş etmesi sonucu mağdur veya mağdurlar yaralanınca olası kastla yaralanmanın kabul edildiği, ancak düğünde ikinci bir kişinin de ateş etmesi sonucu, birden fazla mağdur yaralanınca “olası kastta iştirak olmaz” diyerek her iki sanığın beraati yoluna gidilmesi usul, yasa ve kanunun gerekçelerine aykırı olacak, diğer taraftan düğün yerinde birden fazla sanık (maganda) ateşiyle mağdurlar yaralanınca bu sanıkların cezasız kalma durumu söz konusu olacağından;
Dairemizin anılan kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması nedeniyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2019 tarih ve 2018/83232 sayılı itiraz istemi yerinde görülmemiş olduğundan itirazın REDDİ ile 5271 sayılı CMK’nin 308/2. fıkrası uyarınca Dairemizin 14.02.2019 tarih ve 2018/7171 Esas-2019/2940 Karar sayılı Onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 04.04.2019 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Suç tarihinde, köyde yapılan düğün töreninde gelinin evden çıktığı esnada sanıklar ... ve ..."in ele geçirilemeyen tabancalarla, havaya ve yere doğru paralel olarak rastgele ateş etmeleri sonucu mağdurlar ... ile ..."ün yaralandıkları olayda, sanıklar ... ve ..."in olay esnasında ateş ettiklerinin tanık beyanları ile sabit olduğu, ancak sanıkların kullandıkları silahların ele geçirilememesi nedeniyle isabet alan mağdurların hangisinin hangi sanığın tabancasından çıkan kurşunla yaralandığı hususunun tespit edilemediğinin yanı sıra, tanık beyanları, mağdur beyanları ve dosya içindeki bilirkişi raporundan da hangi sanığın kullandığı silah neticesinde yaralandıklarının da kesin biçimde belirlenememesi karşısında; olası kastla işlenen suçlarda gerçekleşen neticeye göre faillerin sorumluluğun belirlenmesinin gerekmesine ve bu tür suçlarda kural olarak iştirakin de mümkün bulunmamasına göre, sanıkların olası kastla işlenen yaralama fiilinden iştirak ile sorumlu tutularak cezalandırılmalarına dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmeyerek sanıkların beraatine ve bu nedenle hükümlerin bozulmasına karar verilmesine gerektiği düşüncesindeyiz.