
Esas No: 2021/630
Karar No: 2022/3692
Karar Tarihi: 16.05.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/630 Esas 2022/3692 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacı, zimmet suçundan dolayı 47 gün gözaltında ve tutuklu kaldıktan sonra beraat etti. Tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte olan 466 sayılı Kanun gereğince tazminat talebinde bulundu. Yerel mahkeme, davacının talebinin kısmen kabulüne karar verdi ve 2.000 TL manevi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine hükmetti. Davalı ve davacı vekilleri kararı temyiz etti ancak davalının temyiz istemi reddedildi. Davacının talepleri üzerine yapılan yargılamaya mahkeme, davacının maddi tazminat talebinin kabul edilmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna karar verdi. Karar oybirliğiyle onandı.
Detaylı açıklamalar:
- Davacının tazminat talebi, 466 sayılı Kanun gereğince yapılmıştır.
- Temyiz kesinlik sınırı, karar tarihinde 2.190 TL olarak belirlenmiştir.
- Davalı vekilinin temyiz istemi, katılma yolu ile yapılmadığı için reddedilmiştir.
- Davacının zimmet suçundan beraat ettiği tarihte yürürlükte olan kanunda öngörülen süre içinde davanın açıldığı ve yasal şartların yerine getirildiği belirtilmiştir.
- Yerel mahkeme, 2.000 TL manevi tazminatın davacıya verilmesine hükmetmiştir.
- Yapılan yargı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dava : 466 sayılı Kanun gereğince tazminat
Hüküm : Davacının tazminat talebinin kısmen kabülü ile 2.000,00 TL manevi tazminatın davalı hazineden alınarak davacıya verilmesine
Davacının tazminat talebinin kısmen kabulüne ilişkin hüküm, davalı vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırının 2.190,00 TL olduğu ve davacı lehine hükmedilen tazminat miktarının 2.000,00 TL olması nedeniyle hükmün davalı açısından kesin olduğu görülmekle;
Davalı vekilinin temyizinin katılma yolu ile yapılmadığı dikkate alınarak, 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan ve 21.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik HUMK’un 427. ve ek 4. maddelerindeki temyiz sınırı ve hükmolunan tazminat miktarına göre hükmün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin temyiz isteminin 1086 sayılı HUMK’un 432. maddesi gereğince isteme aykırı olarak REDDİNE,
2- Davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Tazminat talebinin dayanağı olan Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/207 Esas – 2013/144 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının zimmet suçundan 16.05.2002 – 02.07.2002 tarihleri arasında 47 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 13.02.2014 tarihinde kesinleştiği, tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanunda öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu anlaşılmakla;
Gerekçeli karar başlığında "27.06.2014" olan dava tarihinin "07.06.2014" olarak, "466 sayılı Kanun gereğince tazminat" olan dava türünün "Haksız Tutuklama Nedenli Maddi ve Manevi Tazminat" olarak yazılması, mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım yanlışlığı olarak kabul edilmiştir.
Davacının 50.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi talebine ilişkin söz konusu davada, yerel mahkemece 2.000,00 TL manevi tazminatın gözaltına alınma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin, maddi tazminat talebinin kabulü gerektiğine, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğuna ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, isteme uygun olarak ONANMASINA, 16.05.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.