10. Hukuk Dairesi 2014/24244 E. , 2015/19884 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, asıl davada kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti ile birleşen davada yersiz aylıkların tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
5510 sayılı Kanunun Geçici 1"inci maddesindeki; ""Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4"üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4" üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4"üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.
17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı kanunlara göre bağlanan veya hak kazanan; aylık, gelir ve diğer ödenekler ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1" inci maddesine göre ödenmekte olan ek ödemenin verilmesine devam edilir. Bu gelir ve aylıkların durum değişikliği nedeniyle artırılması, azaltılması, kesilmesi veya yeniden bağlanmasında, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümleri uygulanır...""düzenlemesiyle, 5510 sayılı Kanun öncesi kazanılmış hakların korunması amaçlanmıştır.
506 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla davacıya ölüm aylığı bağlanma koşulları 68"inci maddede düzenlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre;
1-) Evli olmayan/evli olmakla birlikte boşanan veya dul kalan,
2-) Sosyal Sigortaya veya Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan,
3-) Buralardan gelir ve aylık almayan kız çocuklarına hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı bağlanacak olup, aynı maddenin VI. bendinde ise; hak sahibi kız çocuklarına bağlanan ölüm aylığının kesme koşulları düzenlenmiş olup bu koşullar;
1-) Sosyal Sigortaya veya Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışma,
2-) Buralardan gelir veya aylık alma,
3-) Evlenme hali olarak sınırlandırılmıştır.
Somut olayda; asıl davanın davacısı hak sahibinin 506 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı almakta olan babası Mustafa Çalı"nın 11.04.1993 tarihinde vefat ettiği, davacının ise 06.05.1994 tarihinde eşinden boşanması üzerine 09.10.1997 tarihindeki tahsis talebine istinaden boşanma tarihi esas alınarak kendisine 15.05.1994 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır. Ancak davacının 20.04.1982 – 30.11.1997 tarihleri arasında kesintisiz biçimde 1479 sayılı Kanunu kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun anlaşılması üzerine ölüm aylığı kesilmiştir. Davacı eldeki dava ile kesilen ölüm aylığının yeniden bağlanması gerektiğinin tespitini talep etmiş, birleşen davada ise Kurum yersiz aylıkların tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddi ile birleşen davanın kabulüne karar verilmiş olup, davacının 01.04.2011 tarihinden itibaren kendi çalışmaları nedeniyle 5510 sayılı Kanunun 4/1-b (1479 sayılı Kanun) kapsamında yaşlılık aylığı almaya başladığı anlaşıldığından bu tarih itirbariyle ölüm aylığının kesilmesi ve yersiz aylıklarının istirdadına ilişkin Kurum işlemi yerindedir. Ancak, davacının Bağ-Kur hesap özetinden 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığına esas çalışmasının kuaförlük mesleğinden vergi kaydının sona erdiği 23.09.1997 tarihi itibariyle sona erdiği anlaşılmaktadır. Davacının oda kaydı da Ağustos 1997 de sona ermiş olup, hesap özetindeki “5” kodu ile gösterilen 24.09.1997 – 30.11.1997 tarihleri arasındaki sigortalılığının fazla ödediği primlere dayalı isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilen süre kapsamında olduğu belirgindir. Bu durumda davacının ölüm aylığı tahsis talebinde bulunduğu 09.10.1997 tarihi itibariyle sigortaya tabi çalışması söz konusu olmadığından ölüm aylığı bağlama şartları bulunduğu gibi anılan tarih itibariyle herhangi bir kesme nedeni de bulunmamaktadır. Kurum işlemi ile boşandığı tarihten itibaren geçerli aylık bağlanmış olması tahsis şartlarını taşıdığı gerçeğini değiştirmeyecektir. Davacının istirdadına konu tutarın buna göre belirlenmesi gerekirken; Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerekir.
O hâlde, asıl davanın davacısı birleşen davanın davalısı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.