
Esas No: 2022/4311
Karar No: 2022/5707
Karar Tarihi: 13.06.2022
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2022/4311 Esas 2022/5707 Karar Sayılı İlamı
Özet:
Davacı, aracı kiraladığı davalılardan birinin, kendisine bilgisi dışında imzalattığı bir senet nedeniyle icra takibi başlattığını iddia ederek, senetten dolayı borçlu olmadığının tespit edilmesini talep etmiştir. Davalılar ise senedi, aracın kaza yapması sonucu oluşan zararın tazmini amacıyla takibe konu ettiklerini savunmuşlardır. Mahkeme, davacının borçlu olmadığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiştir. Ancak, Yargıtay Dairesi, senedin teminat senedi olduğunu ve davalıların kaza sebebiyle uğradığı zarar tespit edilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonucunda ise davacının 2.200 TL zarardan sorumlu olduğu tespit edilerek, davanın kısmen kabulüne ve senetten dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Kararda, vekille takip edilen davalarda vekalet ücretinin yargılama giderine dahil olduğu ve yargılama giderlerinin haklılık oranına göre paylaştırılacağı kanun maddeleri detaylı bir şekilde açıklanmıştır.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVALILAR : 1-..., 2-... VEK. AV. ...
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili ve adli yardım talepli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosyadaki bilgi ve belgelere dayanılarak davacının adli yardım talebinin ve tarafların temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalı ...’ın maliki olduğu aracı diğer davalı ... ile imzaladığı sözleşme ile kiraladığını, bu sırada bilgisi dışında davaya konu senedin de kendisine imzalatıldığını, sonrasında senede dayalı olarak aleyhine icra takibi başlatıldığını, senedin imza dışındaki kısımların davalı tarafça sonradan doldurulduğunu, senette malen kaydı bulunduğunu oysa senet lehtarı Yıldırım’dan bir mal almadığını, kiralanan araç ile kaza yaptığını, davalı ... ile de kira ilişkisi dışında bir hukuki ilişkisinin bulunmadığını, hukuka aykırı olarak takibe konulan senet nedeniyle davalılara borcu olmadığını iddia ederek, 30.000 TL bedelli senet dolayısıyla başlatılan icra takibinde davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar; araç kiralama işi yaptıklarını, davacıya araç kiraya vermeleri sebebiyle söz konusu senedi aldıklarını, davacının kiralanan araç ile kaza yaptığını, kaza sonucu aracın büyük ölçüde zarar gördüğünü ve halen tamir edilemediğini, tamir süresince kira gelirinden de mahrum kaldıklarını, kira sözleşmesi uyarınca davacının araçta meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, davacının da kazayı ikrar ettiğini, zararın tazmini amacıyla senede dayalı olarak davacı aleyhine takip başlattıklarını savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davacının borçlu olmadığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine, Dairece verilen 13/05/2019 tarihli ve 2017/8629 E 2019/4398 K sayılı kararla; davalıların malen kaydı bulunan senedin teminat senedi olarak verildiğini savunarak senedin ihdas nedenini talil ettikleri ve ispat yükünü bu şekilde üzerine aldıkları, buna göre davalıların kaza sebebiyle uğradığı zarar tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Bozmaya uyan mahkemece; davacı kiracı tarafından yapılan kaza neticesinde kiralanan araçta 1.500 TL değer kaybı ortaya çıktığı, ayrıca aracın tamir süresi olan 7 günde 700 TL kar kaybı meydana geldiği, davacının toplam 2.200 TL zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile davacının takibe konu edilen 30.000 TL bedelli senetten dolayı davalı tarafa 27.800 TL borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; davacı tarafın tüm, davalı tarafın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesinin ilk fıkrasının (ğ) bendi uyarınca vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekalet ücreti de yargılama giderine dahildir. Aynı Kanun'un 326. maddesine göre; kanunda yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir ve davada her iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi; “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” hükmünü içermektedir.
Buna göre mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen davanın reddedilen kısmı yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması HUMK'nın 438/7 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının REDDİNE, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın hüküm fıkrasının (4) numaralı bendi çıkarılarak yerine “4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 4.170 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya, 2.200 TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalılara verilmesine” bendinin yazılmasına, hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene davalılara iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 13/06/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.