1. Hukuk Dairesi 2019/2688 E. , 2020/4387 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın açılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, Kızılcahamam Sulh Hukuk Mahkemesinin 19/08/2013 tarih ve 2013/360-351 E-K sayılı kararının eksik ve etkin olmayan yanlı inceleme ve değerlendirme ile verildiğini ileri sürerek dava konusu 1486, 1489, 1541, 2492 parsel sayılı taşınmazların davalı adına olan tapu kaydının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı Dairece, "Somut olayda, Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararının 30.10.2015 tarihinde kesinleştiği, 2 haftalık hak düşürücü süre içinde tarafların dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için herhangi bir müracaatta bulunmadıkları, dosyanın mahkemece kendiliğinden (resen) görevli mahkemeye gönderildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; 6100 sayılı HMK"nun 20. maddesi dikkate alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuş olup, Asliye Hukuk Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Ne var ki, davacının görevsizlik kararı veren Sulh Hukuk Mahkemesine verdiği 19.09.2014 havale tarihli dilekçe ile dosyanın görevli mahkmeye gönderilmesini talep ettiği, bu talebin yasal süre içerisinde yapıldığı görülmekle, Dairenin 18.04.2018 tarihli bozma ilamının maddi hataya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğünün meydana geleceği 09.05.1960 gün 21/9 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı gereğidir. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlayabileceğimiz bu hal, usul hukukunun vazgeçilmez temellerinden birisi olup, kamu düzeni ile ilgilidir. Ne var ki, usuli kazanılmış hak kuralının istisnalarından birisi de yanılgıya dayalı bozma kararına uyulmuş olmasıdır.
.Bu kapsamda vurgulanmalıdır ki, maddi hataya dayalı olan bir bozma kararına uyulmuş olunması halinde usuli kazanılmış hakka değer verilmesi mümkün değildir. Maddi hataya dayalı bozma kararına uyulmuş olması itibariyle kazanılmış hakkın bulunmadığından söz edilebilmesi için ancak Yargıtay Dairesinin vardığı sonuç, her türlü değer yargısının dışında, hiçbir suretle başka biçimde yorumlanamayacak, tartışmasız ve açık bir maddi hata olarak belirlenmelidir.
Hal böyle olunca, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi hatalıdır.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.