19. Hukuk Dairesi 2017/4600 E. , 2018/5803 K.
"İçtihat Metni" 19. HUKUK DAİRESİ
YARGITAY KARARI
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali, birleşen menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü
- KARAR -
Davacı vekili asıl davada, davacı ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, işbu sözleşmeye istinaden kredi lehtarına kullandırılan kredinin borcunun ödenmemesi üzerine hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini, akabinde başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davalının dava dışı şirkette ortak olduğu dönemde herhangi bir banka ile kredi sözleşmesi imzalamadığını belirterek davanın reddine ve %40 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, davalı tarafından kefaleti olduğu gerekçesiyle davacıya ihtarname gönderildiğini, davacının da davalı banka yetkilileri ile görüşerek kefaletinin ve borcunun olmadığına yönelik ihtarname keşide ettiğini, akabinde suç duyurusunda bulunduğunu, buna rağmen davalının davacı aleyhine ihtiyati haciz kararı alarak icra takibi başlattığını, davacının evine haciz gelmesi üzerine takipten haberdar olduğunu ve tebligatın iptali amacıyla dava açtığını, davacı tarafından hiç bir sözleşme imzalanmamasına rağmen davalının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını ileri sürerek davanın itirazın iptali davası ile birleştirilmesine, takip nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve % 40 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davacının dava dışı şirketin hakim ortağı olup kredi sözleşmesinden haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, asıl davada davalının süresinden sonra itiraz ettiğinin kesinleşen mahkeme kararıyla sabit olduğu, süresinde ödeme emrine itiraz edilmediğinden takip kesinleşmiş olup, kesinleşen icra takibine karşı dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle asıl davanın reddine, takip dayanağı sözleşmedeki imza davalıya ait olmadığından davacının tazminat talebinin reddine, davalının haksız olarak davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden yargılama giderinden ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına, birleşen menfi tespit davasına konu genel kredi sözleşmesindeki kefil sıfatıyla atılan imzanın birleşen davada davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden birleşen davanın kabulü ile birleşen davada davacının davalıya icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, imzanın davacıya ait olmadığı yargılama neticesinde anlaşılmakla birlikte takip yapıldığı sırada davalı bankanın haksız olduğu kanıtlanamadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
(1) Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre asıl davada davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin kötü niyet tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarının reddine,
(2) Mahkemece asıl davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine karşın davalı aleyhine vekalet ücreti, yargılama gideri ve harç verilmesi doğru görülmemiştir.
(3) Birleşen dava yönünden davalı vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelemeye esas mukayese belgelerin fotokopi belgeler olduğu anlaşıldığından, fotokopi belgelere dayanılarak hazırlanan raporun hükme esas alınması doğru değildir. Yerel mahkemece davanın konusunu teşkil eden genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten önceki davacının samimi imzasını içerir belge asıllarının ilgili kurumlardan celbi ile huzurda alınan imza asılları ve bu belgeler incelenmek sureti ile rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) no’lu bentte belirtilen nedenlerle asıl dava da davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin kötü niyet tazminat istemine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte belirtilen nedenlerle asıl davanın davalı yararına BOZULMASINA, (3) no’lu bentte belirtilen nedenlerle birleşen davanın BOZULMASINA, bozma nedenine göre birleşen davada taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, 14/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.