Abaküs Yazılım
20. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/10228
Karar No: 2018/580

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/10228 Esas 2018/580 Karar Sayılı İlamı

Özet:


Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğinde açılmıştır. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve geçerli bir kayda dayanmadan davalı adına tespitin yapıldığını belirterek davalı adına yapılan tespitin iptal edilerek Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Müdahil davacılar, dava konusu taşınmazın kendilerine ait olduğunu ileri sürerek adlarına tescil edilmesini talep etmişlerdir. Mahkeme, davacı Hazine ve bir müdahil davacının dava talebinin reddine; diğer müdahil davacının talebinin kabulü ile dava konusu taşınmazın müdahil davacı adına tapuya tesciline karar vermiştir. Hazine vekili, kararı temyiz etmiştir. Yargıtay, ilanen tebliğ yönteminin kanuna aykırı uygulandığına ve taraf teşkilinin sağlanmadan davanın esasının girilip, hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna hükmetmiştir. Kararda, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 122, 144 ve devamı maddeleri de açıklanmıştır.
20. Hukuk Dairesi         2017/10228 E.  ,  2018/580 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

    Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

    K A R A R

    ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 1 ada 4 parsel sayılı 770,00 m2 yüzölçümlü taşınmaz 01/06/1974 tarih 4 sıra nolu tapu kaydı uygulanarak arsa vasfı ile davalı adına tespit edilmiş, yapılan tespite Hazine ve davalı tarafından yapılan itirazın değerlendirilmesi sonunda 27/09/1995 tarihli kadastro komisyon kararı ile Hazinenin itirazı reddedilmiş, ... mahallesinin sonradan ... mahallesi adı altında birleşerek buna göre ada ve parsel düzenlenmesi yapıldığı gerekçesi ile davalının itirazı kabul edilerek taşınmazın ... mahallesi 262 ada 13 parsel sayılı 1000,26 m2 yüzölçümlü olarak davalı adına tesciline karar verilmiş, komisyon kararı Hazineye 13/05/1996 günü tebliğ edilmiştir.
    Davacı Hazine vekili 28/05/1996 hakim havale tarihli dilekçesinde; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan ve zilyetlikle veya her hangi bir sebeple iktisabı mümkün olmayan yerlerden olduğu, tespit sırasında geçerli bir kayda dayanmadan davalı adına tespitin yapıldığını belirtilerek davalı adına yapılan tespitin iptali ile dava konusu yerin Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
    Müdahil davacı ... 03/03/2014 hakim havale tarihli dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 1975 yılında ..."den babası ..."in satın aldığını, daha sonra bu arsaya ev yaptıklarını, tespit sırasında ..."da olmadıklarından davalı adına tespit gördüğünü ileri sürerek adlarına tescil edilmesini talep etmiştir.
    Müdahil davacı ... 02/03/2015 hakim havale tarihli dilekçesinde ise; dava konusu taşınmazın kendisine ait olduğunu ileri sürerek üzerinde ev ve ahıl bulunan taşınmazın adına tescil edilmesini talep etmiştir.
    Mahkemece, davacı Hazine ve müdahil davacı ..."in davasının reddine, müdahil davacı ..."in davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın komisyon kararında belirtilen niteliği ile müdahil davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
    Davacı Hazine tarafından açılan dava mahkemenin 1996/112 Esas sırasına kaydedilmiş, yargılamanın başladığı 1996 yılında 1999 yılına kadar davalıya tebligat yapılamamış, davalıya tebliğin yapıldığı 17/08/1999 tarihli duruşma zaptına geçmiş ise de dosya içinde bu tebliğ parçasına rastlanamamış, Yargılamanın yapıldığı 1996/112 Esas sayılı dosya 1995/68 Esas sayılı dosya ile birleştirilmiş sonrasında 1995/68 Esas sayılı dosyanın da 1992/22 Esas sayılı dosya ile birleşmesine karar verilmiş, 1992/22 Esas sayılı dosyada verilen 14.09.2010 gün ve 2010/45 sayılı kararda ise davacı Hazine tarafından dava edilen ... mahallesi 262 ada 13 parsel sayılı
    taşınmaza ilişkin olumlu-olumsuz herhangi bir hüküm kurulmamıştır. Bu durumun farkedilmesi üzerine mahkemece dava konusu taşınmaza ilişkin yargılamaya devam edilmesi ve yeni bir esas numarası alınmasına dair 03.03.2014 tarihli tutanak tutularak dosya yukarıdaki esasa kaydedilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.
    Yeniden yargılama aşamasında davalıya yeniden davetiye çıkarılmaksızın TC. kimlik numarasının bildirilmesi için nüfus müdürlüğüne müzekkere yazılmış, nüfus müdürlüğünün olumsuz cevabı üzerine duruşma gün ve saati davalıya ilanen tebliğ edilmiş, hüküm ve temyiz dilekçesinin tebliği de yine ilanen yapılmıştır.
    İlanen tebligatın şartları ve usulü 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28 ve 31. maddelerinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere göre adresi meçhul olanlara ilanen tebligat yapılmalıdır. Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci muhatabın adresini resmi veya özel daire ve müesseselerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir. (Tebligat Kanunu m. 28/1-3). İlan alakalıların ıttılaına en emin bir şekilde vasıl olacağı umulan ve varsa tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde yayınlanan bir gazetede yapılır. (Tebligat Kanunu m. 29/1). Tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti, tebliği çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine de asılır (Tebligat Kanunu m. 29/1-2).
    Somut olayda, kendisine ilanen tebligat yapılan davalının adresi resmi ve özel mercilerden (PTT’den, belediyeden, nüfustan, seçim kurulundan, bankalardan, tapudan, vergi dairesinden, askerlik şubesinden) gereği gibi araştırılmamış, kolluk araştırması dahi yapılmaksızın davalının TC. kimlik numarasının bildirilmesi için nüfus müdürlüğüne yazılan müzekkereye olumsuz cevap gelmesi sonucunda ilanen tebligat yoluna gidilmiştir. Bu durumda yapılan ilanen tebligatın geçersiz olduğunun kabulü gerekir.
    Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 73. maddesinde ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 122 ve 144. ve devamı maddelerinde de belirtildiği gibi, mahkeme, davanın taraflarını, usulüne uygun olarak çıkaracağı tebligatlarla duruşmaya çağırmak zorundadır. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden, uyuşmazlığın esasına girerek hüküm kuramaz. Taraf teşkili kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
    Bu nedenle, mahkemece; öncelikle, taşınmazın tapu maliki olarak yer alan davalıya, ölü olduğu takdirde ise mirasçılarına duruşma gün ve saatinin Tebligat Kanununda belirtildiği şekilde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ile taraf teşkilinin tamamlanması, davada davalı olarak yer almalarının sağlanması ve daha sonra tarafların savunması ve delilleri alınıp, işin esasına girilerek, gerekli araştırma yapılması ve ulaşılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan, davanın esasının girilip, hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 05/02/2018 günü oy birliği ile karar verildi.






    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi