14. Ceza Dairesi 2020/430 E. , 2020/3362 K.
"İçtihat Metni"Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda atılı suçtan mahkumiyetine dair Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 11.03.2014 gün ve 2013/12 Esas, 2014/68 Karar sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 04.11.2019 gün ve 2016/6789 Esas, 2019/12012 Karar sayılı ilamı ile verilen onama yönündeki kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2020 günlü, 2019/134522 sayılı itiraznamesi ile 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile eklenen 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesinin iki ve üçüncü fıkraları gereğince itiraz edilmesi üzerine Daireye gönderilen dosya incelendi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden, İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden verilen 04.11.2019 gün ve 2016/6789 Esas, 2019/12012 sayılı Kararının 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle 5271 sayılı CMK"nın 308. maddesine eklenen iki ve üçüncü fıkraları uyarınca KALDIRILMASINA karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
Katılanın aşamalardaki beyanları, savunma, kamera görüntü kayıtları ile tüm dosya içeriğine göre hastanede acil tıp teknisyeni olarak görev yapan sanığın, aynı yerde hemşire olarak çalışan katılanı yanına çağırmasının ardından kolundan tutarak yandaki personel odasına sokması, sarılarak öpmeye çalıştığı katılanın da karşı koyarak odadan çıkması şeklinde gerçekleşen olayda kamera kaydına göre geçen kırk altı saniyelik süre de nazara alındığında, sanığın cinsel eylemde bulunmak amacıyla katılanı alıkoyması cinsel saldırı suçu kapsamında kalıp ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından, sanığın müsnet suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK"nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, DAİREMİZCE 04.11.2019 GÜN VE 2016/6789 ESAS, 2019/12012 KARAR SAYILI İLAMDAKİ SANIK HAKKINDA CİNSEL SALDIRI SUÇUNDAN VERİLEN BOZMA HÜKMÜNÜN AYNEN MUHAFAZASINA, 07.09.2020 tarihinde üyeler ... ve ..."in karşı oyları ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yapılan
yargılama sonucunda atılı su çtan mahkumiyetine dair kurulan hükmün temyiz incelemesinde Dairemizin 04.11.2019 gün ve 2016/6789 Esas, 2019/12012 sayılı onama yönündeki kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2020 tarihli, 2019/134522 sayılı yazısıyla itiraz yoluna başvurması üzerine Dairemizce yapılan değerlendirme neticesinde sayın çoğunluk tarafından vaki itirazın kabulü ile onama kararının kaldırılmasının ardından sanığın müsnet suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile ihtilafımızın konusunu sanığın yanına çağırdığı katılan mağdureyi kolundan tutarak yandaki personel odasına soktuktan sonra sarılarak öpmeye çalışması, katılanın da karşı koyarak odadan çıkması şeklinde ve kamera kayıtlarına göre 46 saniye süren eylemde alıkoymanın cinsel saldırı suçu kapsamında kalıp anılan suçun unsuru olup olmadığı yani hürriyeti kısıtlamanın eylemle sınırlı olup olmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; 5237 yasanın 109/1 madde ve fıkrasında düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda korunan hukuki değer "kişinin kendi arzu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme, davranışlarını tümüyle özgür iradesi ile yönetip yönlendirme" hürriyetidir. Kişinin hareket özgürlüğünü engelleyen fiilin ne şekilde gerçekleştirildiğinin bir önemi olmayıp Kanunda yer alan tanımlamada da az veya çok bir devamlılıktan bahsedilmemiştir.
Somut olayda yanına çağırdığı mağdureyi, kendi arzu ve iradesiyle hareket etme özgürlüğünden yoksun bırakarak kolundan tutup personel odasına götüren ve kapıyı kapatan sanığın hürriyetten yoksun bırakma suçu cihetiyle eylemi tamamlanmış ve netice gerçekleşmiştir. Esasen sanığın mağdureyi personel odasına götürmeden de sarılarak öpme eylemini gerçekleştirme imkanı varken bu sebeple personel odasına kolundan tutarak götürmesi mağdurenin hürriyetini ayrıca kısıtlama iradesini de ortaya koymaktadır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ayrıca oluştuğu kabul edilmelidir. Bundan sonra mağdureyi personel odasında tutup sarılarak öpmeye çalışma şeklindeki eylemi sırasındaki hareket özgürlüğünün kısıtlanması cinsel saldırı suçunun unsurunu oluşturacaktır. Aksi halde TCK"nın 44. maddesi öne sürülerek cinsel saldırı ve istismar suçlarında sanığın mağduru hangi mesafeden ve ne kadar uzun süre ile cinsel istismar veya cinsel saldırı suçunu gerçekleştirdiği alana götürdüğüne bakılmaksızın tek bir fiil ve iki suç olmakla birlikte ağır olandan ceza vermeyi gerektirecek ki bu da birlikte işlenen hürriyetten yoksun bırakma suçlarının cezalandırılmaması sonucuna yol açacaktır. Anılan nedenlerle sayın çoğunluğun itirazın kabulü yönündeki görüşüne iştirak etmiyoruz.