
Esas No: 2017/674
Karar No: 2017/3354
Karar Tarihi: 10.10.2017
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2017/674 Esas 2017/3354 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Tüketici Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve davacının temyiz dilekçesinin süresi dışında, davalının temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, estetik amaçlı lazer epilasyon uygulaması nedeniyle açılmış bulunan manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne, 7.000,00 TL"nin davalıdan tahsiline dair verilen hüküm, davacı ve davalı vekillerince temyiz olunmuştur.
1-Her ne kadar davacı vekili kararı katılma yolu ile temyiz etmiş ise de, davalının temyiz dilekçesi davacı tarafa 12.04.2016 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacı HUMK’nın 433/II. maddesindeki 10 günlük temyiz süresini geçirdikten sonra 27.04.2016 tarihinde temyiz etmiş bulunduğundan süre yönünden temyiz talebinin reddi gerekir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; davacı, 07.03.2013 tarihinde davalı ile 700,00 TL bedel ile lazer amaçlı epilasyon uygulaması yapılması amacıyla sözleşme akdedildiğini, 25.01.2014 tarihinde yapılan epilasyon işlemi sırasında davacının vücudunda meydana gelen yanıklar nedeniyle davacının yirmi gün boyunca yanıktan kaynaklı acılar çektiğini, olay nedeniyle rapor aldığını, yeni tayin olduğu iş yerine geç başladığını, iş çevresi ile tanışmasının geciktiğini, davacının şikayeti üzerine davalı şirket yetkilisi ve epilasyın hizmeti veren şahsın ... 36. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 2014/920 karar sayılı ilâmı ile taksirle yaralama suçundan dolayı mahkumiyet aldığını, çektiği acı ve üzüntüler nedeniyle 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş; davalı davacının vücudunda meydana gelen yanıklar ile davalının lazer epilasyon hizmeti arasında illiyet bağı bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmeye konu hizmetin ayıplı olarak ifa edildiği gerekçesiyle 7.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
BK’nın 47. (TBK’nın 56.) maddesi hükmüne göre; hakimin özel halleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği tutar adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı, aslında ne tazminat ne de cezadır. Çünkü mamelek hukukuna ilişkin
zararın karşılanmasını amaç edinmediği gibi, kusurlu olana yalnız hukukun ihlalinden dolayı yapılan bir kötülük de değildir. Aksine, zarara uğrayanda bir huzur duygusu uyandırmayı, aynı zamanda ruhi ızdırabın dindirilmesini amaç edindiğinden, tazminata benzer bir fonksiyonu da vardır. O halde bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır yine 22.06.1966 tarihli ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı"nda hakim manevi tazminat miktarında takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği vurgulanmıştır.
Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkan nispetinde giderilmesini amaçladığından hakim, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu"nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir.
Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulu"nun 28.05.2003 gün 2003/21-368-355; 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları).
Somut olayın incelenmesinde; 25.01.2014 tarihli lazer epilasyon uygulaması neticesinde dosyada mevcut ... Adli Tıp Şube Müdürlüğü"nün 28.01.2014 tarihli adli muayene raporunda davacının muayenesinde sol uyluk iç yüzeyde ve her iki aksilla bölgesinde nokta tarzında milimetrik boyutlu, muhtelif sayıda, tüm vücut alanına göre değerlendirildiğinde yaklaşık oranı %1 olan 1. derece yanığa ait lezyonların gözlemlendiği, yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek seviyede hafif nitelikte olduğuna dair rapor tanzim edildiği, davacının yaralanma neticesinde ... Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi"nden 27.01.2014 tarihli hekim raporu ile beş gün istirahat raporu almış olduğu anlaşılmıştır. Bu yönüyle davacıda meydana gelen yaralanmanın ağırlığı kalıcı mahiyette olmaması ve alınan istirahat raporunun süresi göz önüne alındığında mahkemece hükmolunan manevi tazminat makul olmayıp daha uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması uygun olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine, davalının 2. bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, 3. bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 10.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.