
Esas No: 2019/13094
Karar No: 2022/6237
Karar Tarihi: 05.10.2022
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/13094 Esas 2022/6237 Karar Sayılı İlamı
12. Ceza Dairesi 2019/13094 E. , 2022/6237 K."İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunmalıdır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, dava açan belge niteliğindeki son soruşturmanın açılması kararı, icra mahkemelerine verilen şikâyet dilekçesi gibi istisnai hükümler bulunmakla birlikte, kural olarak bir iddianame ile açılmaktadır. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında, “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.” ve aynı Kanunun 225/1. madde ve fıkrasında, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” düzenlemelerine yer verilmiş olup, iddianamede veya iddianame yerine geçen belgede, yüklenen suçun unsurlarını oluşturan fiilin ya da fiillerin nelerden ibaret olduğunun hiçbir tereddüte yer bırakmayacak biçimde açıklanması ve açıklanan fiil ve faili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilmesi gerekir.
Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde incelenen dosyada;
... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 05.12.2013 tarihli iddianamede; suç tarihi 29.03.2012 ve mağdur ... olarak gösterilip, “Müşteki şüpheli ile telefon yolu ile tanıştığını ve arkadaş olduğunu, şüpheli ile ayrılmak istediğinde kendisini tehdit ettiğini, birlikte kaldıkları süre içerisinde bu şahsın zoru ile cinsel ilişkiye girdiklerini ve kendisini aradığı zamanlarda harcadığı kontörleri istediğini, kız kardeşi ...Ş.'yi tehdit edip onun adına facebookta profil açtığını ve kendisine ait sebnemsensoy85@hotmail.com adlı mail adresini izinsiz kullandığını, resimlerini porno sitelerine vereceğini söyleyerek tehdit ettiğini iddia etmiştir. ...Ş. K. 05/11/2013 tarihinde şikayetinden vazgeçmiş, onun hakkında ek takipsizlik kararı verilmiştir. Müştekiye ait hotmail adresinin 29/03/2012 tarihinde kullanan 31.177.145.168 ip numarasının 544 349… numaralı hat sahibi Nafiz D.'ye ait olduğu tespit edilmiştir. Şüphelinin ...'de evinde yapılan aramada elde edilen harddisk imajında iddia edildiği gibi müştekinin kardeşine ait fotoğraflar tespit edilmiştir. Şüphelinin arama sırasında ele geçirilemediği daha sonradan yazılan talimat ile de ifadesinin alınamadığı, şüphelinin eşi ifadesinde kesinleşmiş hapis cezası nedeni ile şüphelinin eve gelmediğini beyan etmiştir. Dellilerin takdiri mahkemeye ait olmak üzere şüphelinin müştekiyi resimlerini porno sitelerde yayınlayacağına dair şantaj yaptığı, müştekinin mali adresini ele geçirdiği anlaşılmakla sevk maddesi uyarınca kamu adına iddia ve talep ederim…” biçimindeki anlatıma dayalı olarak, sanık ...’in mağdur ...’e yönelik şantaj ve sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, iddianamede, sanığın, mağdur ...’ya ait fotoğrafları, Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde yayımladığı iddiaları ile ilgili olarak sanık hakkında CMK'nın 170. maddesine uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gibi, mağdur ...’ya yönelik söz konusu iddialarla ilgili “Müşteki 17/10/2012 ve 21/06/2012 tarihli dilekçeleri ile ablası Şebnem Ş.'nin arkadaşı olan şüphelinin ablası ile arasında çıkan anlaşmazlık nedeni ile ablası ile konuşurken harcadığı kontörlerin parasını istediği bu nedenle kendisine sinkaflı küfürler ederek seyma_kaan@hotmail.com adlı mail adresi ile kocan sen ben (kız kardeşin) isimli facebook sayfası açtığını ve düğün fotoğraflarını ele geçirerek açık resimlerle birlikte burada yayınladığını iddia etmiş 05/11/2013 tarihinde şikayetinden vazgeçmiştir. Facebook sayfası üzerinde yapılan incelemede bağlantı mail adresinin seyma_kaan3434@hotmail.com olduğu siteye 19/06/2002 tarihinde 46.106.130.129 ip numarası ile bağlanıldığı, bu ip numarasının Nafiz D.'ye ait olduğu belirlenmiştir. Şüphelinin ...'de bulunan evinde ele geçirilen bilgisayarındaki bilgilerin imajı alınmış, alınan bilirkişi raporunda şüphelinin bilgisayarında ‘... fotoğraflar’, ‘çocuk pornosu resimleri’, ‘amatör pornografik resimler’ dizinleri üzerindeki inceleme sonucu müştekiye ait gezi ve düğün fotoğraflarının bulunduğu, yaşı küçük çocuklara ait üç fotoğrafta pornografik özellik bulunmadığı, 4. fotoğrafta bulunan kişinin yaşının tespit edilemediği anlaşılmıştır. Şüphelinin müstehcen yayınları internette yaydığına dair delil bulunmadığı, müştekinin şikayetten vazgeçtiği…” şeklindeki gerekçelerle görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etme suçlarından ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşıldığından, açılmayan davadan hüküm kurulamayacağı dikkate alınarak, sanık hakkında mağdur ...’ya yönelik görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, sanığın eyleminin TCK’nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi nedeniyle bozulmasını öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- İddianamede gösterilen, sınırları çizilen ve kamu davasına konu edilen eylemin aynı zamanda hükmün de konusunu oluşturacağı, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2013 tarihli iddianamesinde; sanık ...’in, 29.03.2012 tarihinde, “…müştekinin mail adresini ele geçirdiği…” biçiminde açıklanan fiilinden dolayı mağdur ...’e yönelik TCK’nın 244/2 madde ve fıkrasındaki sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunu işlediği iddia edilmiş olup, sanık hakkında mağdur ...’e karşı görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dava açıldığına dair bir anlatım ve sevk maddesi bulunmadığı gözetilmeden, adı geçen mağdurun kardeşi olan ve soruşturma evresinde şikayetinden vazgeçen diğer mağdur ...’ya yönelik görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile ilgili olarak sanık hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesine rağmen “…Her ne kadar dosya kapsamı itibarıyle müşteki Şeyma… yönelik eylemler hakkında takipsizlik kararı verilmiş ise de; iddianamede bu müştekinin mağdur olduğu eylemlerin anlatılması nedeniyle…” şeklindeki yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak, mağdur ... da davaya dahil edilip, CMK'nın 225/1. madde ve fıkrasındaki, “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.” düzenlemesine aykırı şekilde iddianame dışına çıkılarak, dava konusu edilen eylemin sübutuna ve sanığa yüklenen mağdur ...’e yönelik TCK’nın 244/2. madde ve fıkrasındaki sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkin gerekçeli değerlendirmenin kararda tartışılması suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, “…Sanığın, daha önce tanışmış olduğu mağdurlardan Şebnem'e ait bir kısım resimlerini bilgisayarına kaydettiği, yine bu mağdurdan edinmiş olduğu şifre ile diğer mağdur ...'nın internet adresine girerek özel hayatına ait resimleri indirdiği, müşteki Şebnem'e ait sebnemsensoy85@hotmail.com mail adresine izinsiz girdiği, akabinde diğer mağdura ait resimler ile farklı isimde internet adresleri oluşturmak suretiyle müsnet ifşa suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını işlediği…” biçimindeki mağdur ...’e yönelik görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve mağdur ...’ya yönelik görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının işlendiğine dair gerekçelerle açılmayan davadan yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de:
a) TCK'nın 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun, aynı Kanunun 139/1. madde ve fıkrası gereğince şikayete tabi olduğu, mağdur ...’in kovuşturma evresinde, mağdur ...’nın soruşturma ve kovuşturma evrelerinde sanığa yönelik şikayetlerinden vazgeçtiklerini ifade ettikleri, temyiz dilekçesinin kapsamına göre sanığın vazgeçmeden haberdar olduğu halde vazgeçmeye açıkça karşı çıkmadığı, dosya içeriği itibariyle de CMK'nın 223/9. madde ve fıkrası kapsamında derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların bulunmadığı nazara alınarak, kovuşturmada şikayet koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
b) Sanık hakkında uzlaştırma kapsamında olmayan sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan dava açılmasından dolayı soruşturma evresinde uzlaştırma yoluna gidilmediği; ancak, kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu eylemin 5560 sayılı Kanunun 24. maddesi ile değişik CMK'nın 253/1-a. madde, fıkra ve bendi gereğince uzlaşma kapsamında olan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi karşısında, CMK’nın uzlaşma başlıklı 253 ve 254. madde hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, uzlaştırma işlemleri tamamlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
c) Sanık hakkında TCK’nın 244/2. madde ve fıkrasındaki sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan kamu davası açılmış olup, sanığa suçun hukuki niteliğinin değişmesinden dolayı CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, TCK’nın 134/2. madde ve fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurularak, sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
d) TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesinde, kişilerin özel hayatının gizliliği ihlal edildiği takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası, aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesinde, gizliliğin görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesi halinde, bir yıldan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüş iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile yapılan değişiklikle TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesindeki ceza miktarı bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş, aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesi gereğince, gizliliğin görüntü veya seslerin kaydedilmesi suretiyle gerçekleşmesi halinde verilecek cezanın bir kat artırılacağının belirtilmiş olması karşısında, suç tarihinin 29.03.2012 olarak kabul edildiği de dikkate alındığında; TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, temel cezanın asgari hadden hükmolunduğu açıklandıktan sonra, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan düzenleme nazara alınmaksızın, sanık hakkında TCK'nın 134. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi gereğince tayin olunan 1 yıl hapis cezasının aynı madde ve fıkranın 2. cümlesi gereğince bir kat artırılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
e) TCK'nın 134. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesinde, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerinin ifşası halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş, aynı madde ve fıkranın 2. cümlesinde, fiilin basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde, cezanın yarı oranında artırılacağı düzenlenmiş iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun 81. maddesi ile TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında yapılan değişiklikle temel ceza miktarı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiş ve ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleşmesi halinde de aynı cezaya hükmolunacağının belirtilmiş olması karşısında, suç tarihinin 29.03.2012 olarak kabul edildiği de dikkate alındığında; TCK'nın 7/2. madde ve fıkrası gereğince, suçun işlendiği zamandaki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun ilgili tüm hükümlerinin somut olaya ayrı ayrı uygulanması ve her iki kanuna göre hükmedilecek sonuç cezalar belirlendikten sonra sanığın lehine olan kanunun tespiti ile lehe kanunun bir bütün halinde uygulanması ve bu durumun hükmün gerekçesine yansıtılması suretiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, temel cezanın asgari hadden hükmolunduğu açıklandıktan sonra, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan düzenleme nazara alınmaksızın, sanık hakkında TCK'nın 134/2. madde ve fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası tayin edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
f) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05.10.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.