10. Hukuk Dairesi 2014/13885 E. , 2015/17714 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava, 2926 sayılı Yasa kapsamındaki Tarım sigortalılığın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacının, 16.05.1995 tarihli tevkifata istinaden kurumca 01.06.1995-31.12.1995 ve 01.05.2003-29.07.2004 tarihleri arasındaki sürelerin kabul edildiği anlaşılan olayda mahkemece davacı adına tarla vasfı ile taşınmaz malların bulunması ve gelen zabıta araştırmasından davacı iddialarının doğrulandığı gerekçesi ile 01.01.1996-30.04.2003 tarihleri arasındaki talebinin kabulüne karar verilmiş ise de verilen kararın eksik araştırmaya ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7.maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanunun 2,3,6,9 ve 10. Maddeleridir.
2926 sayılı Kanunun 2.maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3.maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların ... sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.
Anılan Kanunun 3.maddesinin (b) bendinde "Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle
kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar" olarak tanımlanmış, 5.maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6.maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9.maddesi Kuruma re"sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.
Anılan Kanunun 10.maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin ... ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.
Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanunda, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanunun 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86.maddesinde öngörülen "hizmet tespiti" davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı "... sigortalılığının tespiti" söz konusu olamayacaktır.
Diğer taraftan 2926 sayılı Yasanın 60. maddesinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar ile bunların yanında aile mensubu olarak ücretsiz çalışmakla beraber bu Kanunun 4 üncü maddesi kapsamı dışında kalanlardan 18 yaşını doldurmuş olanlar Kuruma yazılı olarak başvurmak suretiyle isteğe bağlı sigortalı olabilirler.
Öte yandan, sigortalılığın sona ermesini düzenleyen 6. maddede, bu kanuna göre sigortalı sayılanlardan, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce sigortalılıklarının sona ereceği düzenlenmiştir. Ancak, 5. maddede yerini bulduğu üzere sigortalılığın zorunlu oluşu ve kapsama dahil bulunmak koşuluyla sigortalı olmak hak ve yükümünden vazgeçilemeyeceği gibi kaçınılamayacağı olgusu ile 9. maddede yer alan Kurumun resen tescil yükümü birlikte gözetildiğinde; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.02.2007 gün ve 2007/21-73-71 sayılı kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi zorunlu sigortalılığın “makul bir süreden” daha az olması halinde; anılan sigortalılığın bitiminde 2926 sayılı Kanun çerçevesinde tarımsal faaliyete yeniden başlanarak devam edilmesi durumunda, davalı Kurumun sonradan gerçekleşen bu tarımsal faaliyete değer vermesi zorunlu olup; diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi zorunlu sigortalılığın “makul süreyi” aşmış olması halinde ise, yeniden 2926 sayılı Kanun kapsamında .. sigortalılığının kabulü için; bu sigortalılık kapsamında tescil talebi, prim ödenmesi ya da ürün teslimatında prim tevkifatı yapılması halinde; talep, prim ödeme veya (resmi kurum yapmışsa) tevkifat tarihini takip eden ay başından (özel kuruluş yapmışsa primin Kuruma intikal etmesi şartıyla yine tevkifatı takip eden aybaşından) geçerli olmak üzere yeniden ... sigortalılığının başlatılması mümkün olabilecektir.
Eldeki davada, davacının davaya konu 01.01.1996-30.04.2003 tarihleri arasında öncelikle, kurumca daha önceden bu dönemin sigortalılık süresi olarak kabulünün bulunup bulunmadığı, yok ise 2926 Sayılı Yasa kapsamında sigortalılığın kabulü için prim ödemesi ve teslim edilen ürünler nedeniyle tevkifatın varlığı şart olup, bu yönde yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak kara tesisi isabetsizdir.
Ne var ki, uyuşmazlık konusu davaya ilişkin 01.01.1996-30.04.2003 arası prim ödeme, tescil veya tevkifatın bulunmaması halinde davacı sigortalının kurumca kabul edilen sigortalılık süresine ait primlerin dışında fazla prim ödemesinin bulunması halinde 2926 Sayılı Yasanın 60’ıncı maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılığın gündeme geleceği dikkate alınarak, fazladan ödenen primlerin, ileriye yönelik olarak karşıladığı sürenin Kurumdan sorularak isteğe bağlı sigortalı olarak değerlendirilebileceği gözden uzak tutulmamalıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.