10. Hukuk Dairesi 2015/11921 E. , 2015/17635 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava, ödeme emrinin iptali ile malvarlıkları üzerine konan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35, mükerrer 35, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinde düzenlenmiştir.
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesine göre ise; amme alacakları ve bu bağlamda davalı Kurum"un işveren tüzel kişilerden prim ve diğer alacaklarının, tüzel kişinin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması hâlinde kanunî temsilcilerin mal varlıklarıyla sorumlu olacağı öngörülmüştür.
5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi ile, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur” düzenlenmesi getirilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile tüzel kişiliği haiz bir özel kuruluşta görev yapan yönetim kurulu üyelerinin primlerin ödenmesinden işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları açıkça belirtilmiştir.
Müteselsil borçlulukta alacaklı, alacağının tamamını veya bir kısmını karşısındaki borçlulardan dilediği birinden isteyebilmek imkânına sahip bulunduğu gibi, borçlular da alacaklıya karşı borç sona erinceye kadar hep birlikte sorumlu olmakta devam ederler. Borçlulardan birinin borç ödemeden aciz haline düşmesinin veya iflas etmesinin alacaklı için her hangi bir tehlikesi yoktur; zira diğer borçlulardan her biri borcun tamamını ifa etmek yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Müteselsil borçluluk alacaklıya, borçluların içinden ödeme gücü en yüksek olanı seçerek edimin tamamını ondan isteyebilme yetkisini tanır.
Yukardaki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işveren ile birlikte müteselsilen sorumluluk koşullarının oluşması için, işveren kamu kurum ve kuruluşu ise, kamu görevlilerinin tahakkuk ve tediye ile görevli olması, tüzel kişiliğe haiz diğer işyerlerinde ise şirketlerin yönetim kurul üyeleri de dahil üst düzey yönetici ya da yetkilisi ve kanuni temsilci sıfatıyla işveren tüzel kişiliği temsil ve ilzama yetkili bulunması gerekir.
Somut olayda, ödeme emrine konu borç, dava dışı anonim şirketin 2011/07 -12 ile; 2012/01-04 aylara ait prim borcuna ilişkindir. Ticaret Sicil kayıtları ve dosya içeriğine göre, 01.04.2004 tarihli ortaklar kurul kararına göre; şirket ortaklarından davacı ..., hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı, 17.03.2010 tarihli yönetim kurulu kararında, ....."ın yönetim kurul üyesi seçildiği ancak temsil ve ilzam yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacıların şirketi temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığı ve sadece yönetim kurulu üyesi olduğu gerekçe gösterilerek ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir. Davacı ...’nun, 01.04.2004 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığı dikkate alınarak davacı ... hakkında verilen hüküm isabetli ise de, diğer davacıların davaya konu dönemde, yönetim kurulu üyesi veya üst düzey yönetici ya da yetkili sıfatıyla şirketi temsil ve ilzam yetkisinin bulunup bulunmadığı araştırılıp belirlenmeli ve yukarıda içeriği açıklanan mevzuat uyarınca değerlendirme yapılmak suretiyle sonucuna göre ileri sürülen talep hakkında bir karar verilmelidir.
Bu hukuki olgular çerçevesinde, yeniden inceleme yapılmak üzere mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.