10. Hukuk Dairesi 2015/14430 E. , 2015/17442 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dava dilekçesinde, ... davalı olarak gösterilmiş olup, Mahkemece 03.12.2013 tarihli duruşma sırasında HMK 124. maddesi gereğince davacıya süre verilerek .... yerine ...’na ve ...’na husumet yöneltilmesine karar verildiği, davacı vekili tarafından sunulan dilekçe ile de doğru şekilde sadece ...’ndan ayrı tüzel kişiliği bulunan ...’nın davaya katılımının sağlandığı anlaşılmış olup, ...’na gerekçeli karar başlığında yer verilmemesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
2- Davalı ...’na ait işyerinde 2008 Haziran ayından 2011 yılı Mart ayına kadar hizmet akdine tabi olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Yargılama sırasında resmi belge veya yazılı delil esas ise de; somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla tanık beyanları ile de ispatı mümkündür.
Mahkemece, davacının vakıf bünyesinde staj yaptığı döneme ilişkin tüm bildirimlerinin yapıldığı, kalan dönemlerde de çalışmasını gösterir ve bu yöndeki tanık beyanlarını teyit eder nitelikte bir belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosyada yer alan bilgi ve belgeler karar vermeye elverişli görünmemektedir. Bu bakımdan; Mahkemece, öncelikle, vakıfa ait işyerinin dava konusu döneme ilişkin dönem bordroları getirtilmeli, (dosya kapsamından net olarak anlaşılamadığından) vakıfın fiziken faaliyet gösterdiği kamu binasında çalışan diğer bordrolu çalışanlar belirlenmeli, anılan bordrolarda bildirimleri yapılan sigortalıların hizmet cetvelleri getirtilerek bilgi ve görgülerine başvurulmalı, bordrolar düzenlenmediği, tüm aramalara karşın sigortalılara ulaşılamadığı ya da bu kişilerin çalışmaya ilişkin bilgi ve görgüsünün net olmaması halinde, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, belirdiği takdirde tanık anlatımları arasındaki çelişkiler giderilmeli, davacının Ticaret Lisesi’nden bildirimleri yapılan 01.09.2009-14.06.2010 tarihleri arasındaki staj dönemi dışında, davacıya Vakıf tarafından yardım adı altında elden veya makbuz karşılığı ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu ödemeler karşılığında büro personeli olarak ve sigortasız şekilde çalıştırılıp çalıştırılmadığı, gerektiğinde, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin niteliği gereği resen delil araştırması yapılmak suretiyle belirlenmeli, davacı çalıştırılmış ise maddi yardım adı altında yapılan ödemelerin, bir hizmet karşılığında yani, bağımlılık ilişkisi içinde gerçekleşip gerçekleşmediği, bu sırada vakfın, yapmış olduğu yardım karşılığında davacıyı çalışmaya sevk edip etmediği araştırılmalı; aksi halde, anılan ödemenin sosyal yardım niteliğini ortadan kaldıracağı ve davacının söz konusu çalışmalarının karşılığını oluşturacağı gözetilmelidir.
Sonuç olarak, mahkemece, çalışıldığı iddia edilen süreler yönünden kuşkuya yer verilmeyecek şekilde hüküm oluşturulmalıdır.
Yukarıda açıklanan maddî ve hukuki esaslar gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.