Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2013/8-333
Karar No: 2013/624

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/8-333 Esas 2013/624 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2013/8-333 E.  ,  2013/624 K.

    "İçtihat Metni"

    Tebliğname : 2012/276660
    Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
    Mahkemesi : KARŞIYAKA 5. Asliye Ceza
    Günü : 11.09.2012
    Sayısı : 457-575

    Sanıklar O. E.. ve M.  M.. hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve yaralama suçuna teşebbüsten açılan kamu davasının, sanıklarının eylemlerinin bütün halinde 5237 sayılı TCK"nun 106/1-2. cümlesi kapsamında kalan tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü ile, mağdurların şikayetçi olmadıkları gerekçesiyle düşürülmesine ilişkin, Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2007 gün ve 545-616 sayılı hükmün o yer Cumhuriyet savcısı tarafından eylemlerin silahlı tehdit suçunu oluşturduğu gerekçesiyle temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 13.03.2012 gün ve 13502-7945 sayı ile;
    “Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; şikayetçi Z. Ş..’ın selektör yapmasına rağmen yol verilmeyen sanıkların içinde bulundukları aracın sağından geçerek yoluna devam ettiği sırada, aracının arkasından sanıkların ateş etmeleri biçimindeki eylemlerinin silahlı tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı biçimde şikayet yokluğundan davanın düşürülmesine karar verilmesi” isabetsizliğinden  bozulmasına karar verilmiştir.
    Yerel mahkeme ise 11.09.2012 gün ve 457-575 sayı ile;
     “Her iki sanığın olay gecesi Çiğli Bostanlı arasında bulunan Dudayev Bulvarında seyir halindeyken mağdurlar Z.Ş..ve D. Ş..içinde bulundukları araç ile yine seyir halindeyken sellektör yapma ve yol vermeme meselesinden mağdurların araç ile sanıkların kullandıkları aracın sağından geçtikleri, bu sırada sanıkların müştekilerin aracının peşine kendi araçları ile takıldıkları ve ele geçirilemeyen silah ile müştekilerin aracının peşinden ateş ettikleri, daha sonra müştekilerin Bostanlı karakoluna sığındıkları, Bostanlı karakolundan polislerin sanıkları aramaya çıktıkları ve karakolun yakınında yakaladıkları, üstlerinde birbirlerine verdikleri tabancayı gördükleri, yolda bulunan boş kovanın yapılan ekspertiz raporunda sanıkların üzerlerinde ele geçen silahtan atılmadığının anlaşıldığı, sanıkların üzerinde çıkan silahın ruhsatsız olması nedeniyle daha önceki kararımızda ruhsatsız silah taşımaktan mahkumiyet kararı verildiği ve kararın bu bölümünün kesinleştiği, dolayısıyla her iki sanığın yoldaki trafikte meydana gelen sürtüşme sonucunda müştekilere gözdağı ve korku vermek amacıyla peşlerinden ateş ettikleri anlaşılmış, bu eylemleri TCK"nun 106/1-2. fıkrası olarak değerlendirilmiş, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin silahlı tehdit olarak bozma ilamına uyulmamış, eylemin silahlı tehdit olarak kabul edilebilmesi için daha önceki tarihlerdeki Yargıtay"ın yerleşik içtihatları ışığında tehdit sözünün veya hareketlerinin de yapılması gerektiği, sadece aracın arkasından havaya doğru ateş edilmesi eyleminin sair tehdit olarak kabul edilmesinin gerekeceği"  gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.
    Bu hükmün de sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcılığının 04.04.2013 gün ve 276660  sayılı “onama” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    İlk hükümde sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup inceleme, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve kasten yaralama suçuna teşebbüsten açılan kamu davasında, sanıkların eylemlerinin bütün halinde 5237 sayılı TCK"nun 106/1- 2. cümlesi kapsamında kalan sair tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü ile, mağdurların şikayetçi olmadıkları gerekçesiyle düşürülmesine ilişkin hükümle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; somut olayda sanıkların eylemlerinin TCK’nun 106/2-a. maddesinde düzenlenen silahlı tehdit suçunu mu, yoksa aynı kanunun 106/ 1-2. cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de, öncelikle sanıklar müdafiinin, sanıklar hakkındaki kamu davasının düşürülmesine ilişkin direnme hükmünü temyizinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçları ile kasten yaralama suçuna teşebbüsten kamu davası açıldığı,
    Yerel mahkemece, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan cezalandırılmalarına, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve kasten yaralama suçuna teşebbüsten açılan kamu davasının ise sanıkların eylemlerinin kül halinde 5237 sayılı TCK"nun 106/1-2. cümlesi kapsamında takibi şikayete bağlı olan sair tehdit suçunu oluşturduğunun kabulü ile, müştekilerin şikayetçi olmadıkları gerekçesiyle 5237 sayılı TCK"nun 74 ve CMK"nun 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verildiği,
    Sanıklar hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, düşme kararının ise o yer Cumhuriyet savcısı tarafından sanıklar aleyhine temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Özel Daire tarafından sanıklar aleyhine olacak şekilde düşme kararı verilen eylemlerin 5237 sayılı TCK"nun 106/2-a maddesinde düzenlenen silahlı tehdit suçunu oluşturduğundan bahisle bozulduğu,
    Yerel mahkemenin ise ilk hükmünde direnerek, sanıklar hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK"nun 74 ve CMK"nun 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verdiği,
    Direnme hükmünün sanıklar müdafii tarafından; "...sanıklar hakkında daha önce aynı mahkemece verilen kararda direnilmesine ve sanıkların cezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararı usul ve yasaya aykırı bulduğumuzdan temyiz ediyor, kararın bozulmasını istiyoruz" şeklindeki gerekçeyle temyiz edildiği,
    Anlaşılmaktadır.
     5271 sayılı CMK"nun 223/8. maddesinde düzenlenen davanın düşmesi kararı mahkumiyeti önleyici sonuç doğurduğundan mahkumiyet ve ceza verilmesine yer olmadığına gibi hükümlere göre sanık lehine olan bir hüküm türüdür. Ancak kanunun 223. maddesinin birinci fırkasında sayılan hükümlerden sanık açısından en lehe olan hüküm ise hiç şüphesiz beraat kararıdır. Dolayısıyla hakkında davanın düşmesi kararı verilen sanık veya müdafiinin bu kararı, beraat kararı verilmesi gerektiği talebi ile temyiz etmelerinde hukuki yarar bulunmakta olup, bunun dışında davanın düşmesi kararını  temyizde hukuki yarar bulunmamaktadır.
    Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
    Sanıklar hakkında şikayet yokluğundan verilen davanın düşmesi kararının Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine, eylemin şikayete bağlı olmayan silahlı tehdit suçunu oluşturduğundan bahisle Özel Daire tarafından bozulmasından sonra, ilk hükümde direnilerek sanıklar hakkındaki kamu davasının düşürülmesine ilişkin yerel mahkemece verilen hüküm, sanıklar müdafii tarafından; "...sanıklar hakkında daha önce aynı mahkemece verilen kararda direnilmesine ve sanıkların cezalandırılmasına karar verilmiştir" şeklindeki gerekçeyle temyiz edilmiş olup, sanıklar müdafiinin temyiz dilekçesinde sanıkların beraati talep edilmediği gibi, sanıkların cezalandırıldığından bahsedilerek sanıklar hakkında kurulan davanın düşmesi kararıyla ilgili bir hususa da yer verilmemiştir.
    Bu itibarla, sanıklar müdafiince sehven yapıldığı anlaşılan ve hukuki değerden yoksun bulunan temyiz  isteminin 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 317. maddesi gereğince reddine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Genel Kurul Üyesi; "hükmün esastan incelenmesi gerektiği" görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ :
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Karşıyaka 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.09.2012 gün ve 457-575 sayılı direnme hükmüne yönelik olarak sanıklar müdafiince sehven yapıldığı anlaşılan ve hukuki değerden yoksun bulunan temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK"nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 317. maddesi gereğince REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2013 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

     


     

     

     

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi