6. Ceza Dairesi 2014/15161 E. , 2018/762 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : Beraat
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık ..."ın kollukta alınan ifadesinde olay günü gece saat 22:30 sıralarında arkadaşı diğer sanık ... ile birlikte yakınanın ticari taksisine binerek silah zoru ile 112.-TL parasını yağmaladıklarını belirtmesi ve yakınanında bu durumu doğrulayarak sanıkları 07/01/2005 tarihli teşhis tutanağı ile teşhis ettiğinin anlaşılması karşısında yağma suçunun oluştuğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle daire üyeleri ... ve ..."in karşı oylarıyla tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 25.01.2018 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif Üye) (Muhalif Üye)
KARŞI OY:
Ceza Muhakemesinin asıl amacı maddi gerçeğe ulaşmaktır. Buna ulaştıracak araçlar ise delillerdir.
Deliller: Şahsi açıklamalar, tanık beyanları, sanık ve tanıklardan başka kişilerin açıklamaları, özel yazılı açıklamalar, görüntü ve/veya ses kayıt eden açıklama ve belirtiler şeklinde ayrıma tabi tutulabilir. Bütün isnat araçları delildir. Soyut olarak deliller eşdeğerdedir. Her olayda lehe ve aleyhe deliler vardır. Deliller; gerçekçi, akılcı, olayı yansıtan ve kanıtlamaya yararlı, hukuka uygun elde edildiklerinde değerlidirler.
Bu nitelikteki deliller serbestçe değerlendirildikten sonra, vicdani kanı oluşturacaktır. Vicdani kanı oluşturulurken, toplanan kanıtlardan herhangi birine itibar etme zorunluluğu yoktur.
Sanık ikrarı da bir delildir.
İkrar; aleyhe hukuksal sonuç doğuran bir olayı doğrulayan sanığın kabullenmesidir.
İkrar, tek başına kesin kanıt kabul edilemez. Çünkü bir kimsenin çeşitli nedenlerle ikrarda bulunması olanaklıdır. Yargıç önünde yapılan ikrarın dahi bağlayıcı olabilmesi için başka yan kanıtlarla doğrulanması gerekir. İkrarını geri alan sanığın önceki soyut ikrarına dayanılarak hiçbir zaman mahkumiyet kararı verilemez.
İkrar olunan olay yargıç önünde yapılıp, geri alınmayıp yan delillerle desteklendiğinde değerlidir. Başka bir ifade ile kanıtla doğrulanan ikrar değerlidir. Soyut ikrar tek başına yeterli olamaz.
Suçun mağduru ve/veya şikayetçisi olayın tarafı olması nedeniyle kural olarak mağdur veya şikayetçi sıfatıyla dinlenilmelidir. Bu nedenle beyanın niteliği, delil olarak da önemlidir. Tüm deliller mağdur veya şikayetçinin beyanından ibaretse yargıç, bu kişi ve/veya kişilerin tanık olarak dinlenilmesinde karar verebilir. Tanık olarak dinlenildiğinde, hakkında tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. Ancak kendisine yemin verilmez. Bu beyanın doğruluğu diğer deliller ile doğrulanmalıdır.
Genelde yağma olaylarında tanık yoktur. Bu nedenle mağdurun beyanı ve teşhisi önemlidir. Birebir olayın muhattabı olan mağdurun serbest iradeye yaslı beyanı tutarlı süre gelen niteliğinde ise önde ve üstün niteliktedir.
İkrar da dahil hiçbir kanıt tek başına yargıcı bağlamaz.
İlk derece mahkemesinin tek ve asli görevi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Bunun için sanığın lehine ve aleyhine tüm kanıtları dava sonuçlanıncaya kadar toplar, tek tek
ve/veya bir bütün halinde değerlendirip birbirini tamamlayan parçaları ele alıp, mantıksal bir yol izleyerek vicdani kanaate (hükme konu) sonuca ulaşır.
Varsayıma dayalı ve/veya kuşku duyularak hüküm kurulamaz. Geçerliliği tartışılır ve/veya kanıtlanmamış beyanlar varsa, ortada karanlık kalmış bir nokta olduğu söylenebilir. Kanıtlar mutlaka sanığın suç işlediğini kesin olarak kanıtlayan bir noktaya ulaşmalıdır. Ulaşamıyorsa bu durum sanık aleyhine yorumlanmamalıdır. Ceza yargılamasının en büyük ilkesi olan ""in dubia pro red"" kuşkudan sanık yararlanır kuralına göre değerlendirme yapılacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince;
Mağdur ......04/01/2005 tarihinde alınan beyanında; 03/01/2005 günü saat 22:30 sularında Sanko Sanayi"nin oradan üç erkek şahsın aracına bindiğini, Gazi Mahallesi"ne gideceğiz dediklerini, Baraj üstüne geldiklerinde, 30 yaşlarında olanın otodan indiğini, diğerlerinin ""onu takip et"" diye söylediklerini, yol çamurlu dediğinde arkadan ses gelip beline bir şey dayayıp, 112 TL parasını aldıklarını, 3 erkek şahsı ve araçta kalan 2 erkek şahsın eşgalini alamadığı için tanıyamayacağını belirtmesine karşın;
07/05/2005 gün saat 14:30"da düzenlenen teşhis zaptında, çoklu ortamda sanık ..."ın ""ön koltukta"" sanık ..."ın ""sağ arka koltukta"", sarışın, burnu kalın, Amerikan traşlı 3 kişinin arkada oturduğunu, sanık ..."ın otodan inip, cep telefonu ile konuşmaya zorladığını, sanık ..."un, ""dayı yürü"" dediğini, biraz ilerlediğinde sanık ..."ın otoya dönüp, arkaya, sanık ..."un öne geçip oturduklarını, sanık ..."ın arkadan silah dayayıp, ""para ver"", sanık ..."un ""cüzdanı ver"" dediklerini beyan edip;
Mağdur, (sanıklar Erol ve Serkan"ın da hazır bulunduğu) 06/06/2005 tarihli duruşmada alınan beyanlarında ise, olayı anlatıp, beni gasp edenler bunlar değil teşhis ettiklerime benzemiyor dedikten sonra, 04/12/2013 günlü duruşmada, bazı taksici gasp olaylarının mağdurlarının karakolda olduğunu, işin uzadığını, Amerikan traşı olanı görsem teşhis ederim dediğini, sanıkları tam teşhis edemediğini, saatin geç olması ve bazı etkenler altında polisin getirdiği tutanağı imzalamadığını belirten açıklamalara yer vererek 07/05/2005 günlü teşhis işleminin üzerinde duraksamalara yol açtığı;
Sanık ... (1980 doğumlu) 08/01/2005 tarihli avukat bulundurulmaksızın alınan polis beyanında; " 03/01/2005 günü Gazi Mahallesi Baraj civarındaki olayda teşhis edildim, ben yapmadım"" dediği, (10/01/2005 Sulh Ceza sorgu ve Mahkeme aşamalarında) suçlamayı kabul etmediği;
Sanık ... (1981 doğumlu) 08/01/2005 tarihli avukat bulundurulmaksızın alınan polis beyanında; ... ve mağdurun tanıyamadığı Sertaç ile, ....Sanayi Sitesi"nin oradan otoyu durdurup, Gazi Mahallesi"ne gideceğiz dediklerini, Sertaç"ın otonun önüne kendisi ile Erol"un otonun arka koltuğuna oturduklarını, olayı hatırlamadığını, hatırladığı kadarıyla olay Sanko"nun orada geçtiğini, oto sürücüsüne silah dayayarak 112.-TL parayı Sertaç"ın aldığını, sonra da bu parayı aralarında paylaştıklarını, beyan edip, (10/01/2005 günlü avukat bulunmayan Sulh Ceza sorgusunda) ve devam eden tüm mahkeme aşamalarında alınan savunmalarında ısrarla suçlamayı kabul etmediğini, emniyette psikolojik ve fiziki baskı gördüğünü, bu nedenle poliste alınan beyanının doğru olmadığını açıkladığı;
Sanık ..."ın 03/01/2005 günü saat 04:25"te Özel Gazi Hastahanesi"ne kafa travması nedeniyle başvurduğunu, uyuşturucu kullanımı nedeniyle Bakırköy Ruh ve sinir Hastalıkları Hastahanesi"ne gönderilip 03/01/2005 günü saat 13:24"de bu hastahaneye giriş kaydı yapıldığı, hastahaneden çıkış saatine dair bir açıklık bulunmadığı;
Şahap Bozdağ 01/01/2005 günü cep telefonunun sanık ... tarafından alınması nedeniyle yaptığı başvurusu ve hastahanenin kafa travmalı gelen sanık ..."ın durumu polise bildirmesi üzerine sanık ..."ın mağdur Şahap"a yönelik eylemi ile ilgili 03/01/2005 gün 20:25 – 20:40 saatleri arasında Gazi Polis Merkezinde ifadesinin alındığı;
Sanık ... yakalandığında, 0536 743 25 66 nolu hat ile cep telefonu kullandığını belirtmesi nedeniyle, anılan cep telefonunu numarasının 03/01/2005 olan olay günü ve saati ile ilgili soruşturmada saat 21:27"den, 04/01/2005 günü saat 07:00 arasında hiçbir şekilde aktif olarak kullanılmadığı hat servis sağlayıcısından gelen teknik kayıtlardan anlaşıldığı, mağdur Hasan olay ile ilgili sanık ..."ın savunma tanığı olarak beyanı alınan Şahap Bozdağ ise;
01/01/2005 günü telefonunu alan sanık ..."ı şikayet ettiğini, 03/01/2005 günü saat 22:30"da karakoldan çağrıldığını, sanık ..."ı kafası sarılı halde gördüğünü,
Hakkında verilen beraat kararı kesinleşen (1982 doğumlu) ...... 09/01/2005 tarihinde avukat huzurunda alınan polis beyanında;
Yılbaşı gecesi sanık ... ile aralarında bir olay geçtiğini, bu nedenle aralarında husumet bulunduğunu, sanık ..."ın uyuşturucu alıp bayıldığını,
hastahaneye götürdüğünü, ayılınca başında Şahap"ı polisi ve kendisini görünce ihbarı yapan olarak kendisi olduğunu düşündüğünden bu suçu yüklediğini, Erol ve Ferdi"yi tanımadığı gibi, sanıklar Erol ve Serkan"ın eylemine katılmadığını, (10/01/2005 Sulh Ceza ve mahkemede alınan beyanlarında ise, suçlamaları kabul etmediğini belirtip;
Polis kayıtlarına göre bu olaydan önceki tarihleri içerir şekilde sanık ..."ın Gaziosmanpaşa, Esenler, Eyüp bölgelerinde ""4 adet"" gasp olayı, sanık ..."un da aynı semtlerde ""5"" gasp olayına fezlekede yer verildiği;
Adli sicil kayıtlarına göre;
Sanıklardan ..."ın olay tarihinde sabıkasız, sanık ..."ın 2918 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan cezasının olduğunun izlendiği, dosya bir bütün halinde dikkate alındığında;
Yakınanın olayı takiben sıcağı sıcağına alınan ifadesinde, sanıkların eşgalini alamadığını bu nedenle tanıyamayacağını belirtmesine karşın, 07/05/2005 günlü tutanağa göre; çok ortamda olayın failleri olduğunu belirterek sanıklar ... ve ....ı teşhis ettiği mahkeme aşamasına gelince; teşhis işleminin yapıldığı zamandaki fiziki koşulların iradesini etkilediğini bu nedenle gerçeği yansıtmadığını, duruşmada hazır bulunan sanıkların suçun gerçek faillerine benzemediğini ifade ederek aşamalarda çelişkili anlatımlara yer vermek suretiyle, 07/05/2005 günü teşhis tutanağının belirleyici olan inanırlığında kuşku ve duraksamalara neden olduğu, bu haliyle mağdur teşhisinin delil olarak kabulü olanaklı bulunmadığından,
Sanık ..."ın soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla (avukat hazır bulundurulmadan) kolluk tarafından alınan, hakim önünde yapılan sorgu sırasında psikolojik, fiziki baskı ve zor altında alındığını ileri sürerek geri aldığı 08/01/2005 günlü ifadesinin bu haliyle hukuken geçerli bir ""ikrar" niteliğinde ele alınamayacağından sanık ... yönünden 08/01/2005 günlü ifadesinin bağlayıcı olamayacağı, sanık ... yönünden de, (yan delille doğrulanmayan) soyut suç atma niteliğinde kaldığından sanık ... aleyhine yorumlanamayacağı dikkate alındığında, mağdur Hasan"a karşı yağma suçunun gerçek failinin sanıklar olduğu yönünde kuşkudan uzak kesin, inandırıcı delil elde olunamadığının kabulünde zorunluluk bulunup;
Hal böyle olunca;
Sanıkların suç işledikleri yönünde kesin bir kanaat vermekten uzak varsayıma dayalı da mahkumiyet hükmü kurulamayacağı kabul ve takdir edilerek sanıklar hakkında verilen ""beraat"" kararı sonuç itibariyle usul ve yasaya uygun olması nedeniyle ""onanması"" inancıyla sayın çoğunluğun ""bozma"" düşüncesine iştirak olunmamıştır.
... ...
(Muhalif Üye) (Muhalif Üye)