10. Hukuk Dairesi 2015/12499 E. , 2015/16886 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Tarsus İş Mahkemesi
Tarihi : 17.02.2015
No : 2013/244-2015/36
Dava, aidiyet ve hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar avukatları ve davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davalılar vekillerinin temyiz itirazları yönünden;
Davalı işverene ait işyerinde 12.05.1981 günü çalışmaya başlandığı yönünde düzenlenen işe giriş bildirgesinin 12.06.1981 tarihinde davalı Kuruma verildiği, 12.05.1981 – 30.09.1981 dönemindeki çalışmaların 1954 doğumlu ..... sigorta sicil numaralı dava dışı F. K. ’in hizmet cetvelinde kayıtlı olduğu, 01.07.1968 doğumlu davacının sigortalılık ve prim ödeme gün sayılarının ise Kurum kayıtlarına göre 1990 yılından itibaren başladığı anlaşılmakta olup sigortalılık başlangıç tarihinin 12.05.1981 olduğunun ve anılan dönemde hizmet akdine tabi olarak geçmesine karşın Kurum kayıtlarında yer almayan 53 günlük çalışmanın aidiyetinin tespiti istemine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılama sonunda talep kısmen kabul edilerek, davacının sigortalılık başlangıç tarihi 18 yaşını doldurduğu 01.07.1986 olarak belirlenip hizmet tespiti ve aidiyet talebi aynen hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin ve/veya bu sürelerin aidiyetinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 50. maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu belirtilmiş, 114. maddesinde, taraf ehliyetine sahip olma, dava koşulları arasında sayılmış, 115. maddesinde, dava koşullarının var olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılacağı, tarafların da dava koşulu eksikliğini her zaman ileri sürebileceği, dava koşulu eksikliğini belirleyen mahkemenin davanın usulden reddine karar vereceği, ancak, giderilmesi olanaklı eksikliğin tamamlanması için mahkemece kesin süre verileceği, bu süre içinde eksiklik giderilmediği takdirde dava koşulu yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedileceği hüküm altına alınmıştır.
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şekildir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 48. maddesi gereğince tüzel kişiler hak ehliyetine sahiptirler ve dolayısıyla davada taraf olabilme ehliyeti de ancak, tüzel kişiliği bulunan yapılanmalar için geçerlidir.
Ayrıca 6100 sayılı Kanunun 124. maddesinde, bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile olanaklı olduğu bildirildikten sonra, ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği isteminin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği istemini kabul edebileceği belirtilmiştir.
Yukarıdaki açıklama ve yasal düzenlemeler ışığında dava değerlendirildiğinde, kendisine husumet yöneltilen davalı Müdürlüğün tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyetine de sahip olmadığı belirgin ise de davanın ilgili Bakanlık yerine Müdürlüğe açılması olgusu temsilcide yanılgı olarak benimsenmeli, 124. madde karşısında taraf değişikliğinin de yapılabileceği gözetilmelidir. Şu durumda öncelikle, hak alanını ilgilendirdiğinden 1954 doğumlu ...... sicil numaralı F.K. ’in yöntemince davaya katılımı sağlanarak göstereceği deliller toplanmalı, anılan kişinin başka sicil numaralarında kayıtlı tüm hizmet dökümleri Kurumdan getirtilmeli, 12.05.1981 giriş tarihli bildirgede, A.Ö. ’in mutemet tayin edildiği bilgisini içeren 30.07.1981 tarihli belgede ve yevmiye bordrolarında yer alan imzaların aidiyetlerinin belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmalı, dönemsel sigorta primleri bordrolarında kayıtlı sigortalıların bilgi ve görgülerine başvurulmalı, aynı çevrede faaliyet yürüten işverenler ve çalışanlar saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, belirdiği takdirde anlatımlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, Kurumda kayıtlı çalışmaların kim tarafından eylemli olarak gerçekleştirildiği tüm netliğiyle ortaya konulmalı, toplanan kanıtlar irdelendikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, davacının ablaları olan tanıkların yetersiz anlatımlarına dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.10.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.