13. Hukuk Dairesi 2016/16216 E. , 2018/1737 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Asıl ve birleşen davacılar; davalıdan 12.5.2008 ve 3.4.2009 tarihinde konut satın aldıklarını, teslimden sonra yakın zamanda bodrumdaki havuz çevresinde çökme ve çatlamalar ile havuz ve saunanın havalandırma sistemi olmadığından üst dairelerde rutubetten kaynaklı priz ve elektrik arızaları oluşmaya başladığını, sorunun site yönetimine bildirildiğini, yönetimin belediyeye başvurması üzerine belediyece ... kattaki havuz ve saunanın projesinde olmadığını, aslında sığınak, enerji odası, kazan dairesi ve zemin katta iş yerine ait deponun olması gerektiğinin belirtildiğini, bu durumun site yönetimi tarafından davalı yükleniciye bildirildiğini, ancak yüklenici tarafından işin projeye uygun yapıldığının belirtildiğini, yapılan araştırmada havuzun temel statik projelerinin yapım aşamasında alınmamasından dolayı projeye aykırılığın giderilemeyeceğinin öğrenildiğini, iş bu durumun projeye aykırılık teşkil ettiğini, aynı zamanda da hileli satış olması sebebi ile sonradan tespit edilen bu ayıbın mahalli idareye sorularak öncelikle yeniden inşası ile ruhsatlı hale getirilmeyeceğinin tespiti ile taşınmazındaki mevcut değer kaybından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL"nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, 5 yıllık zamanaşımı süresinin teslimden itibaren dolduğunu, havuzdan kaynaklanan problemlerin kat maliklerinin süresinde yapmadıkları bakımlardan kaynaklanmış olabileceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte havuz ve eklerine ilişkin ruhsat alınması için girişimde bulunulduğunu, ancak maliklerin rızası olmadığı için işlem yapılamadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacıların tüketici olması ve taraflar arasındaki sözleşme tarihi gözetildiğinde, tüketici hukuku ile ilgili ayıba ilişkin düzenleme, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’un 4. maddesinde yer almaktadır. Öyle ki, malın ayıplı olması halinde taraflara ait hak ve yükümlülüklerin nelerden ibaret olduğu, 4822 sayılı Kanun’la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 4.maddesinde düzenlenmiş; ayıbın gizli ya da açık olması halleri için ayrı ihbar süreleri getirilmiş; hatta ayıbın ağır kusur veya hile ile gizlenmesi halinde zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağı, açıkça ifade edilmiştir.
4077 sayılı Kanunun 4. maddesinin 4.fıkrasında konut satışlarında zamanaşımı süresi beş yıl olarak öngörülmüştür. Eğer, ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse, zamanaşımı süresinden yararlanılamayacağından, açılan davanın süresinde olduğunun kabulü ile sonuca varılacaktır.
Somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu taşınmazlar ve üzerinde yer aldığı binaya ilişkin olarak ilgili belediyeden 29.3.2007 tarihinde yapı ruhsatı, 22.6.2009 tarihinde ise iskan ruhsatı alınmıştır. Alınan bu ruhsatlarda havuz ve saunanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yine taşınmaza ilişkin tasdikli projede de havuz ve sauna bulunmamakta olup bunlar yerine sığınak, enerji odası, kazan dairesi, zemin katta bulunan iş yerine ait deponun bulunduğu belirtilmiştir. Oysa taşınmaza ilişkin davalı firma tarafından hazırlanan broşürlerde kapalı ve ısıtmalı yüzme havuzu, sauna ve spor salonu yapılacağı belirtilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tüketicinin taşınmazın onaylı mimari projesinde havuz, sauna ve spor salonuna ilişkin imalatların yer alıp almadığını bilmesi beklenemeyeceğinden somut olayda davalının ağır kusuru olduğunun kabulü gerekir. Hal böyle olunca, ayıp ağır kusur ile gizlenmiş olduğundan davalı zamanaşımı süresinden yaralanamayacak olup, mahkemece işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile sözleşme tarihi ile dava tarihi arasında 5 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.