Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2013/8-208
Karar No: 2013/526

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/8-208 Esas 2013/526 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2013/8-208 E.  ,  2013/526 K.

    "İçtihat Metni"

    İtirazname : 2008/7811
    Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi
    Mahkemesi : ŞEFAATLİ Asliye Ceza
    Günü : 05.12.2007
    Sayısı : 216-362

    Hakkı olmayan yere tecavüz suçundan sanık S.P."nın 5237 sayılı TCK’nun 154/2-1, 62, 52 ve 50/1-b maddeleri gereğince 5 ay hapis ve 80 Lira adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hapis cezasının kamunun uğradığı zarar olan 450 Liranın eski hale getirme bedeli olarak ödenerek tazmini suretiyle tamamen giderilmesi seçenek yaptırımına çevrilmesine ilişkin, Şefaatli Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.12.2007 gün ve 216-362 sayılı hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 02.12.2011 gün ve 18360-14482 sayı ile;
    “Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesi ve bu maddenin 6. fıkrasına 25.07.2010 tarihinde yürürlüğe giren 6008 sayılı Yasanın 7. maddesi ile eklenen cümle gözetilerek, koşullarının varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması" nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 17.01.2012 gün ve 7811 sayı ile;
    “5271 sayılı CMK"nun 231/6. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin uygulama esasları ve koşullarının belirlendiği Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nun 03.02.2009 tarih, 2008/l-250 Esas, 2009/13 sayılı kararları da gözetilerek, 5271 sayılı CMK’nun 231/6. madde ve fıkrasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sıralanan koşulların irdelenip gerekçelendirilmesi suretiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılamayacağı hususunun hükümde belirtilmesi gerekmektedir. Sıralanan koşullar ise; sanığın kasıtlı suçtan mahkum olmaması, mahkemede sanığın yeniden suç işlemeyeceğine kanaatinin oluşması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesidir. Bu koşullar seçimlik koşullardan olup her olay açısından ayrı ayrı değerlendirilecektir. Bu bakımdan incelendiğinde;
    Sanığın incelenen sabıka kaydında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 14.09.2004 tarihinde kesinleşmiş erteli mahkumiyeti bulunmaktadır. Sanık sabıkalı bir kişiliğe sahiptir. Bu sebeple 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231. maddesinin uygulanma koşulları gerçekleşmemiştir” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
    CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 27.12.2012 gün ve 27185-39954 sayı ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanığın hakkı olmayan yere tecavüz suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, 05.12.2007 tarihli yerel mahkeme hükmünün, 5271 sayılı CMK"nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanıp uygulanmayacağı konusunda değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğundan bahisle bozulmasının isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Sanığın adli sicil kaydında, Şefaatli Sulh Ceza Mahkemesince 13.06.2002 gün ve 50-105 sayı ile verilen bir mahkûmiyet ilamının bulunduğu, buna göre sanığın 23.06.2000 tarihinde işlenen hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 765 sayılı TCK"nun 513/2, 19, 59, 72, 647 sayılı Kanunun 4 ve 6. maddeleri uyarınca 228.150.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ertelenmesine karar verildiği, hükmün 14.09.2004 tarihinde kesinleştiği, aynen çektirme kararı verilmediği, uyuşmazlık konusu suçun ise 08.08.2007 tarihinde işlendiği anlaşılmaktadır.
    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 günü yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunun 23. maddesiyle 5271 sayılı Kanunun 231. maddesine eklenen 5 ila 14. fıkralar ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanunun 40. maddesiyle de 5395 sayılı Kanunun 23. maddesi değiştirilmek suretiyle, denetim süresindeki farklılık hariç olmak kaydıyla, çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tabi kılınmıştır.
    Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası için kabul edilen bu uygulama 5728 sayılı Kanunla 5271 sayılı Kanunun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa’nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezalarına ilişkin tüm suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.
    5560, 5728, 5739 ve 6008 sayılı Kanunlar ile 5271 sayılı CMK"nun 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için;
    a) Suça ilişkin olarak;
    1- Yapılan yargılama sonucunda, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmesi ve hükmolunan cezanın, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
    2- Suçun, Anayasanın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması,
    b) Sanığa ilişkin olarak;
    1- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
    2- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi,
    3- Mahkemece; sanığın, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması,
    4- Sanığın bu kurumun uygulanmasını kabul etmediğine dair beyanının olmaması,
    Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartların varlığı halinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve sanık beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır.
    Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesinin 6. fıkrasının (a) bendi uyarınca sanığın daha önce kasıtlı suçtan hükümlülüğünün bulunmaması gerekmektedir. Bu şart açısından herhangi bir ayrım gözetilmediğinden, hükmolunan cezanın hapis veya adli para cezası olmasının da bir önemi bulunmamaktadır.
    Uyuşmazlık konusu olayda sanığın adli sicil kaydında yer alan mahkûmiyet ilamında hükmolunan para cezasının 647 sayılı Kanuna göre ertelenmiş olması karşısında, belirtilen kanunun 6. ve buna bağlı olarak 765 sayılı TCK"nun 95. maddelerindeki ertelemeye ilişkin düzenlemelerin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
    647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 6. maddesi; “Adliye mahkemelerince para cezasından başka bir ceza ile mahkum olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif para veya bir yıla kadar (bir yıl dahil) ağır hapis veya iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis veya hafif hapis cezalarından biriyle mahkum olur ve geçmişteki hali ve suç işleme hususunda eğilimine göre cezanın ertelenmesi ileride suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edinilirse, bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir. Bu halde ertelemenin sebebi hükümde yazılır.
    Suç tarihinde 18 yaşını doldurmamış olanlar ile 65 yaşını ikmal etmiş bulunanların mahkum oldukları ağır hapis cezası iki yıldan, hapis veya hafif hapis cezası üç yıldan fazla olmadığı hallerde de yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanabilir.
    Bazı suçlara ilişkin cezalar ile askeri suçlar ve disiplin suçlarına ilişkin cezaların ertelenemeyeceğine dair özel kanun hükümleri saklıdır”,
    765 sayılı Türk Ceza Kanununun 95. maddesi ise; “I-Kabahat ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren bir sene içinde bir cürümden veya evvelki hükmün verildiği mahaldeki Asliye mahkemesinin kazası dairesinde diğer bir kabahatten dolayı aynı cinsten veya daha ağır bir cezaya,
    II-Cürüm ile mahkum olan kimse hüküm tarihinden itibaren beş sene içinde işlediği diğer bir cürümden dolayı evvelce verilen ceza cinsinden bir cezaya yahut hapis veya ağır hapis cezasına mahkum olmazsa, cezası tecil edilmiş olan mahkumiyeti esasen vaki olmamış sayılır. Aksi takdirde her iki ceza ayrı ayrı tenfiz olunur”,
    Şeklinde düzenlenmiştir.
    Buna göre, 647 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca takdir edilen ertelemede deneme süresi, 765 sayılı TCK’nun 95. maddesine göre kabahatlerde bir yıl, cürümlerde 5 yıl olup, bu süre kesinleşmiş olmak şartıyla hüküm tarihinden itibaren işlemeye başlamaktadır. Deneme süresi içinde suç işlenmesi halinde TCK’nun 95. maddesi uyarınca, ertelenmiş cezanın aynen çektirilmesine karar verilecektir. Buna karşın deneme süresi içinde suç işlenmemesi halinde cezası tecil edilmiş olan mahkumiyet esasen vaki olmamış sayılacak ve hiçbir hukuki sonuç doğurmayacaktır. Bu nedenle deneme süresinin iyi hal ile geçirilmesi nedeniyle esasen vaki olmamış sayılan bir mahkumiyetin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanuni bir engel oluşturabileceğini kabul etmek mümkün değildir.
    Nitekim Ceza Genel Kurulunun 04.12.2012 gün ve 1258-1830, 10.04.2012 gün ve 694-149, 03.04.2012 gün ve 348-140, 03.02.2009 gün ve 250-13 sayılı kararlarında, 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden, önceki mahkûmiyetin 765 sayılı TCK’nun 95/2. maddesi uyarınca esasen vaki olmamış sayılacağı hallerin veya 3682 sayılı Adli Sicil Kanununun 8 ve 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun geçici 2. maddesi hükümleri uyarınca silinme şartları oluşan önceki mahkûmiyetlerin adli sicilden silinmiş olup olmadığına bakılmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif şartının değerlendirilmesinde engel bir neden olarak kabul edilemeyeceği vurgulanmıştır.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve 647 sayılı Kanunun 6. maddesine göre ertelenmiş cezayı içeren mahkûmiyet hükmünün tarihinin 13.06.2002, uyuşmazlık konusu suç tarihinin ise 08.08.2007 olması nedeniyle, deneme süresi içinde suç işlenmemesi dolayısıyla sabıkasında gözüken hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı ve bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kalktığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sabıkasında kasıtlı bir suç nedeniyle verilmiş mahkûmiyet hükmü mevcut olmayan sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanma imkanı bulunduğundan, 05.12.2007 tarihli yerel mahkeme hükmünün CMK’nun 231/5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda değerlendirme yapılması amacıyla bozulmasına karar verilmesi isabetlidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Genel Kurul Üyesi; itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2013 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.

     

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi