5. Ceza Dairesi 2017/4231 E. , 2019/10546 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, zincirleme tefecilik
HÜKÜM : Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan beraat, sanık ...hakkında resmi belgede sahtecilik (iki kez) ve zincirleme tefecilik suçlarından mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklardan ..."in temyiz isteminin hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan Hazine vekilinin temyiz isteminin ise beraat hükümlerine yönelik olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen beraat hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
Sanıklardan ... ve ... hakkında verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/04/2016 tarihli, 2014/118 Esas, 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere, tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve suçun TCK"nın topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, bu bağlamda TCK"nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK"nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; dosya içeriği ve UYAP kayıtlarına göre, sanık hakkında aynı suçtan 24/07/2008 tarihli iddianameyle Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesine 2014/340 Esas sayılı davanın açıldığı, ayrıca yine aynı suçtan 14/02/2012 tarihli iddianameyle Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesine açılan davada 2012/105 Esas ve 2013/371 sayılı Karar ile sanığın zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07/11/2019 tarihli ve 2015/6293 Esas, 2019/10545 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozularak dosyanın mahkemesine gönderildiği anlaşıldığından, mümkünse davaların birleştirilmesinden, aksi halde söz konusu dosyaların onaylı birer suretinin dosya içine alınmasından sonra, suç ve iddianame tarihlerine göre eylemler arasında hukuki kesinti oluşup oluşmadığının ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı ile mükerrer dava olup olmadığının saptanması, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin belirlenmesi halinde, TCK"nın 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek, sanığa TCK"nın 241. maddesi gereğince verilecek cezadan aynı Kanunun 43/1. maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra belirtilen dava dosyalarından verilen cezanın mahsubu ile oluşur ise aradaki fark kadar cezaya hükmedilmesi, hukuki kesintinin gerçekleşmesi halinde ise ayrı ceza verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanık ..."in... İcra Müdürlüğünün 2008/393 ve 2008/1877 Esas sayılı icra takip dosyalarına konu senetlerde oğlunun adına ciro imzası atarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; sanığın inkara yönelik ve... ile aralarında vekalet ilişkisi olduğu yönündeki savunmaları karşısında, resmi belgede sahtecilik suçunda belgedeki sahteciliğin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu gözetilerek, suça konu belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına getirtilmesi, duruşmada incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ile iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse bu hususta bilirkişi raporu aldırılması, ayrıca sanık ... ile ... arasındaki vekalet ilişkisinin doğruluğunun ve kapsamının araştırılması ve...in tanık sıfatıyla beyanlarının alınmasından sonra hasıl olacak sonuca göre hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, resmi belgede sahtecilik suçundan eksik inceleme ile yazılı şekilde hükme varılması,
Sanık ..."un hükümden sonra 09/11/2016 tarihinde vefat ettiği UYAP sisteminden temin edilen nüfus kaydından anlaşılmakla, bu hususun mahallinde araştırılarak 5237 sayılı TCK"nın 64 ve 5271 sayılı CMK"nın 223/8. maddeleri gereğince bir karar verilmesi lüzumu,
Kabule göre de;
Sanık ..."in ... İcra Müdürlüğünün 2008/1877 ve 2008/393 Esas sayılı icra takip dosyalarına konu senetler üzerinde sahte ciro işlemi yapması şeklinde sübutu kabul edilen ve bir suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda birden fazla gerçekleştirdiği eylemlerinin bir bütün olarak TCK"nın 204/1, 43/1. maddelerinde düzenlenen zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve TCK"nın 3 ve 61. maddeleri de nazara alınarak zincirleme tek suçtan hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde iki ayrı suçtan mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kanuna aykırı, sanık ..."in ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK"nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 07/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.