
Esas No: 2013/1-37
Karar No: 2013/448
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/1-37 Esas 2013/448 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
İtirazname :2012/207190
Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
Mahkemesi : ADANA 4. Ağır Ceza
Günü : 10.11.2009
Sayısı : 268 - 363
Nitelikli kasten öldürme suçundan sanıklar M. ve S. B."nun 765 sayılı TCK’nun 450/10, 31 ve 33. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.09.2005 gün ve 116-81 sayılı hükmün temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığı tarafından 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesi uyarınca yürürlüğe giren yeni kanunların değerlendirilmesi amacıyla iade edilmiştir.
Lehe kanun değerlendirmesi yapan Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesince 04.01.2006 gün ve 217-3 sayı ile, sanıkların aynı kanun maddelerinin uygulanması suretiyle aynı ceza ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, resen temyize tâbi olan hükmün sanıklar müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.02.2007 gün ve 3696-805 sayı ile;
“...Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanıklardan B.’ın kardeşi M.’in amcaoğlu, A.ve S.’in babalarının amca çocukları olan O. B.’nun 04.08.2003 günü öldürülmesi üzerine 12.08.2003 tarihli iddianame ile K. K. ve oğlu F. K.haklarında kasten adam öldürmek suçundan 765 sayılı TCK"nun 448. maddesi uyarınca kamu davasının açıldığı, 07.08.2003 günü tutuklanan K. K.’nun ilk oturumda 13.09.2003 günü tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiği, tahliyesine müteakip sanıklarca takibe alındığı ve olay günü olan 22.09.2003 günü oğlunun tasdiknamesini almak için evden ayrıldığında sanık M. tarafından görülüp diğer sanıklara haber verilmesi üzerine 2 araçla olay yerine giden sanıkların izlemeye aldıkları ve eylem için yer ve zamanın müsait olduğunu tespit ettiklerinde her birinin maktule yanında bulundurduğu tabancalarla ateş ettikleri, yaralı olarak mağdur E.’ın aracına binerek kaçmak istediğinde de aracın önünü keserek kesin sonucu alıncaya kadar ateşe devam ederek öldürdükleri olayda;
Kangütme saikinin varlığının kabulünün başkaca bir neden eklenmeksizin eylemin münhasıran kangütme saikiyle işlenmesi halinde mümkün olacağı, sanıkların akrabası olan O.’ın maktül ve oğlu tarafından öldürüldüğü iddiası ile açılan kamu davasının derdest olduğu, sanıkların 48 gün önce meydana gelen bu olayın etkisinden kurtulup duydukları üzüntü ve kırgınlığı sona erdirip münhasıran kangütme saikiyle hareket ettikleri açıklıkla anlaşılamadığından bu nedenle kangütme saikiyle adam öldürme suçunun unsurlarının oluşmadığı, ancak; olaya konu O. B.’nun öldürülmesine ilişkin dava dosyası ile 26.09.2005 günlü polis fezlekesinde bahsedilen Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2003/36018 sayılı hazırlık evrakı getirtilip tüm dosya ile birlikte incelenip değerlendirilerek;
1- Suç işleme kararının ne zaman alındığı ve eylemin ne zaman işlendiği mevcut kanıtlarla saptanarak, suç işleme kararı ile eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükunete ulaşıp ulaşmadığı hususları araştırılarak eylemin tasarlayarak adam öldürme niteliğinde olup olmadığının karar yerinde tartışılmaması,
2- O. B.’nun öldürülmesine ilişkin olarak maktul hakkında 765 sayılı TCK"nun 96. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesine karar verildiği göz önüne alındığında tahrik hükümlerinin varlığı bakamından O.B.’nun öldürülmesi eylemine maktulün katkısının ne olduğu ve sanıkların etkilenmelerinin dereceleri araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan yerel mahkemece 27.09.2007 gün ve 74-221 sayı ile, sanıkların 765 sayılı TCK"nun 450/4, 31 ve 33. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve haksız tahrikin uygulanmasına ilişkin istemin reddine hükmolunmuş, resen temyize tâbi olan hükmün sanıklar müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 05.06.2009 gün ve 5518-3242 sayı ile;
“...Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle;
...2-Sanıklar A.M. ve S."in tasarlayarak adam öldürme suçundan kurulan hükümler yönünden; mahkumiyetin sonuçları gözönüne alındığında, 5237 sayılı TCK"nun 53. maddesinin 765 sayılı TCK"nun 31. maddesine göre sanıkların lehine olduğu ve bu durumda sanıkların 5237 sayılı TCK"nun 82/1-a ve 53. maddeleri ile cezalandırılmasına karar vermek gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde 765 sayılı TCK"nun 450/4, 31 ve 33. maddeleri uyarınca hüküm kurulması...” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesince 10.11.2009 gün ve 268-363 sayı ile, sanıkların 5237 sayılı TCK"nun 82/1-a ve 53. maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, resen temyize tâbi olan hükmün sanıklar müdafii tarafından da temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 22.12.2010 gün ve 3326-8308 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 04.09.2012 gün ve 207190 sayı ile;
"...Sanıklar M.B. ve S. B. hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire onama kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 18.12.2012 gün ve 4416-9579 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar M.ve S. B. hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Sanıkların nitelikli kasten öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verilen somut olayda, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
31.07.2003 günü maktul K. K."nun sanıkların yakını olan Y.B.’nun askere gitmemek için rapor aldığı hususunu ev ortamında komşusuna söylediği, komşusu M."un bu konuşmayı O.n B.’ya ilettiği, buna sinirlenen O."ın 03.08.2002 tarihinde maktul K.’un oğlu F.’ye “babanın çenesi düşük, gerekirse düzeltirim” dediği, bir gün sonra da O.’ın maktulün evini arayarak telefona çıkan oğlu F.’ye maktul K.’ı sorduğu, F.nin babasının evde olmadığını söyleyince sövdüğü, F.’nin eve gelen babasına olayı anlatması üzerine maktul K.’ın O.’ı arayarak neden bu şekilde davrandığını sorduğu, O.’ın “evden ayrılma gelip seni sinkaf edeceğim” dediği, O.ın 10 dk kadar sonra gelip maktul K.’ın evinin kapısını tekmelediği, maktul K.’ın kapıya çıkması üzerine kendisine sövdüğü ve yanında getirdiği satırla saldırdığı, K.’ın da bahçede bulunan bir sopayı alarak kendisini savunduğu, bu sırada O.’ın yanında gelen M.’un ve evden bir bıçak alarak gelen F.’nin de kavgaya katıldığı, kavga sonunda maktulün oğlu F.’nin . B.’yu bıçaklayarak öldürdüğü,
Öldürülen O.’ın itiraza konu olan sanıklar M.’in amca oğlu ve S.’in ise babasının amcasının oğlu olduğu,
Bu olay nedeniyle maktul K.ve oğlu F. K.’nun tutuklandığı, soruşturma sonucunda 12.08.2003 tarihinde Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, maktul K.’ın 12.09.2003 tarihinde yapılan ilk celsede tahliye edildiği, maktul K.’ın oluşan husumet nedeniyle oturduğu evden sanıkların bilmediği başka bir yere taşındığı,
Maktul K."ın 22.09.2003 tarihinde Adana C Başsavcılığına başvurarak, O. B."nun yakınlarının kendilerini tehdit ettiği gerekçesiyle şikayetçi olduğu, yine aynı gün çocuğunun okuldan tasdiknamesini almak üzere eski oturduğu mahalleye geldiği, kendisini gören sanıklardan M.in maktulü takibe başladığı, diğer sanıklar S., A. ve B. B."ya da telefonla haber verdiği, bu sanıkların bir kamyonetle olay yerine gelmek üzere yola çıktığı,
Maktulü takip etmekte olan sanık M.’in yönlendirmesiyle olay yerine gelen sanıkların üzerlerinde bulunan tabancalar ile ateş ederek maktulü karın bölgesinden yaraladığı, maktulün yaralı vaziyette kaçmaya başladığı, maktul K.’ın batın bölgesinden yaralı bir halde arabasıyla trafik kavşağına 50 metre kadar mesafede kırmızı ışık nedeniyle duran mağdur E.Y."ın yanına gelerek yardım istediği ve arabasının arka kapısını açıp arka koltuğa bindiği, bu sırada elinde tabanca olan bir sanığın gelip maktul K.’a söverek onu öldüreceğini söylediği, mağdur E.’ın arabada eş ve çocuğunun bulunması nedeniyle onlara zarar geleceğini düşünerek sözle engellemeye çalıştığı, buna rağmen sanıkların arka koltuktaki K.’a ateş etmeye başladıkları, mağdur E.’ın eşi ve çocuğunun üzerine kapanıp kafalarını aşağı eğmelerini sağlarken bir yandan da otomobili hareket ettirerek uzaklaşmak istediği, bu sırada devam eden atışlar sırasında bir merminin mağdur E."ın sağ koluna isabet etmesi nedeniyle yaralandığı,
İtiraza konu olmayan sanık A.B.’nın olaydan sonra telaşlı bir şekilde Şakirpaşa mahallesi istikametine doğru koşarken görülüp, dolmuşa binmek istediği sırada kolluk tarafından yakalandığı, üzerinde yapılan aramada Beratta marka 7.65 mm. çapındaki tabancanın elde edildiği, diğer sanıkların ise olaydan bir süre sonra ayrı ayrı zamanlarda yakalandıkları,
Olay yerinde toplam 20 adet 9 mm ve 4 adet 7.65 mm. çapında MKE yapımı boş kovan ile bir adet MKE yapımı 7,65 mm çapında dolu merminin bu ele geçtiği,
Otomobil üzerinde yapılan incelemeye göre; arka bagaj kapağı üzerinde iki adet, arka plaka üzerinde bir adet, arka camda bir adet, sağ yan cam kenarındaki sac üzerinde bir adet, arka sağ çamurluk üzerinde bir adet, arka sağ kapı camı üzerinde bir adet olmak üzere tamamı dışardan içeri atışla oluşmuş 7 adet mermi çekirdeği girişi olduğu, otomobilin ön sol lastiğinin patladığı, sağ ön kısmın çarpmadan dolayı hasar gördüğü, farın kırıldığı, motor kaputu üzerinde ve dış kilit aksamlarında kan lekeleri olduğu, otomobil içinde sürücü koltuğu arka kısmındaki paspas üzerinde bir adet mermi gömleği, arka bagaj zemini sol kısmında iki adet deforme mermi çekirdeği bulunduğu,
Yapılan otopside maktul K.dan 4 adet mermi çekirdeği ile bir adet kurşun nüvesinin çıkartıldığı,
25.09.2003 tarihli ekspertiz raporuna göre; olay yerinden elde edilen 7.65 mm çapındaki 4 adet boş kovan ve maktul K.’ın vücudundan çıkartılan bir adet mermi çekirdeği ile otomobilde bulunan bir adet mermi çekirdeğinin A.’ta yakalanan tabancadan atıldığı, 20 adet 9 mm çapındaki boş kovanın ise 9-6-5 şeklindeki gruplandırma ile 3 ayrı tabancadan atıldığı, K.’ın vücudundan çıkartılan 9 mm çapındaki bir tanesi deforme olmak üzere 3 adet mermi çekirdeğinin 1-2 olmak üzere iki ayrı silah ile atıldığı, otomobilde bulunan mermi çekirdeği gömlek parçasının 2 adet mermi çekirdeğini atan tabancaya ait olduğu, sanıkların olay sırasında kullandıkları 9 mm çapındaki tabancaların ele geçirilemediği,
Maktul K. ile oğlu F."nin sanık olarak yargılandığı Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesince 19.12.2003 gün ve 36-60 sayı ile, maktul K.’ın oğlu F.’nin ağır tahrik altında kasten öldürme suçunu işlediği kabul edilerek 765 sayılı TCK"nun 448, 51/2 ve 59. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, maktul K. hakkındaki kamu davasının ise TCK"nun 96. maddesi uyarınca düşmesine karar verildiği, yargılamaya müdahil olarak katılan O.’ın anne ve babası E.ile R. B.’nun müdahale talebinden ve şikayetlerinden vazgeçtikleri, bu hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Maktul K."ın öldürülmeden önce 22.9.2003 tarihinde Adana C. Başsavcılığı’na müracaat ederek Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava nedeniyle sanıkların yüzüne karşı kendisini tehdit ettiklerini, bu nedenle evini terk ederek Meydan mahallesine taşındığını, hayatlarının tehlikede olduğunu iddia ederek E. B., İ. B., R. B.ve tüm B. ailesinden şikayetçi olduğu, bu şikayet üzerine açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Adana 3. Sulh Ceza Mahkemesince 17.3.2004 gün ve 2004/202-406 sayı ile sanıkların beraatlarına karar verildiği,
Anlaşılmaktadır.
Haksız tahrik, 5237 sayılı TCK’nun 29. maddesinde; “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir, diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir” şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenmiştir.
Buna göre haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için;
a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil olmalı,
b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumun tepkisi olmalı,
d) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır.
Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesini ifade eder ki, bu durumda fail suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir. Haksız tahrik halinde failin iradesi üzerinde bir zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmış bulunmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
31.07.2003 tarihinde maktul K."ın sanıkların yakını olan Y. B.’nun askere gitmemek için rapor aldığını aleni olmayan bir ortamda komşusuna söylemesi üzerine bunu duyan O. B."nun önce 03.08.2002 tarihinde maktul K.’ın oğlu F.’ye “babanın çenesi düşük, gerekirse düzeltirim” demesi, ardından bir gün sonra da maktulün evini arayarak telefona çıkan oğlu F.’ye sövmesi, eve gelen maktulün O."ı arayarak konuşmak istemesine rağmen O.’ın “evden ayrılma gelip seni sinkaf edeceğim” şeklinde konuşması, kısa bir süre sonra gelip maktul K.’ın evinin kapısını tekmelemesi ve kapıya çıkan maktul K."a söverek satırla saldırması, K.’ın da bahçeden aldığı bir sopayla kendini savunması, bu şekilde başlayan kavgaya O."ın yanında gelen M. isimli bir şahsın ve maktulün oğlu ."nin de katılması, kavganın sonunda F."nin O."ı bıçakla öldürmesi, bu olay nedeniyle tutuklanan maktulün 12.09.2003 tarihinde yapılan ilk oturumda tahliye edilmesi ve evini sanıkların bilmediği başka bir yere taşıması, 22.09.2003 tarihinde Adana C.Başsavcılığına başvurarak öldürülen O. B."nun yakınları tarafından tehdit edildiği iddiasıyla şikayetçi olması, aynı gün çocuğunun okuduğu okuldan tasdiknamesini almak için gittiği eski mahallesinde zaten kendisini öldürmek için arayan sanıklardan O. B."nun amcasının oğlu olan sanık M. tarafından görülmesi, sanık M."in bir yandan maktulü takip ederken bir yandan da O.ın babasının amcasının oğlu olan diğer sanık S.ile itiraza konu olmayan B. ve A."ı araması, bu takip sonucunda üzerlerinde taşıdıkları üç tanesi ele geçirilemeyen dört farklı tabanca ile ateş ederek önce maktulü karın bölgesinden yaralamaları, ardından maktulün kaçarak bindiği ve içinde mağdur E., eşi ve çocuğunun bulunduğu araca doğru da rastgele ateş etmeye devam etmeleri, bunun sonucunda araçta bulunan E."ın kolundan yaralanması ve K."ın ölmesi şeklinde gerçekleşen olayda; maktul K."ye ev ortamında yapılan bir konuşma bahanesiyle önce söverek tehdit eden ardından da evinin kapısını tekmeleyerek satırla saldıran O. B. isimli şahsın başlayan kavga sırasında maktul K."nin oğlu F. tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin O.B.nin amcasının oğlu olan sanık M.ve babasının amcasının oğlu olan sanık S."e yönelen ve maktul K."dan sadır olan haksız bir fiil olarak kabulü mümkün olmadığından, sanıklar hakkında haksız tahrikin uygulanma şartları gerçekleşmemiştir. Bu nedenle sanıklar hakkında haksız tahrik hükmünü uygulamayan yerel mahkeme kararı ile bu kararın onanmasına hükmeden Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu itibarla itirazın reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk Görüşüne katılmayan Genel Kurul Üyesi M.M.K.; "04.08.2003 günü şüpheli K.ın, Y. hakkında dedikodu çıkararak, askere gitmemek için sağlık raporu aldığını, çevreye yayması üzerine, öldürülen O., dedikodu çıkaran şüpheli K.’na kızarak, onun evini telefonla arayıp, telefona çıkan F.’ye hakarette bulunmuştur. F.’de bu durumu babası K.’a bildirmiş, şüpheli K.’da öldürülen O.’yu arayıp niçin telefonla hakarette bulunduğunu sormuştur. Bu soruya sinirlenen O. ‘evden ayrılma gelip seni sinkaf edeceğim’ deyip 10 dakika sonra oto ile şüpheli K.’nin evinin önüne gelerek, elinde satırla kapısını tekmeleyip,küfür etmesi üzerine şüpheli K.’nin balta sapı ile O.’ya vurduğu, bu sırada şüpheli K.’nin oğlu olan F.’nin de ağır tahrik şartları altında bıçakla O.’ya vurup O.yu kasten öldürdükleri Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının içeriğinden anlaşılmıştır.
Şüpheli K. ve oğlu olan F. hakkında O.’yu kasten öldürmekten her iki sanık hakkında 765 sayılı Yasanın 448 maddesi gereğince iddianame ile Kamu davası açılmıştır.
12.09.2003 tarihli ilk celsede bu dosya derdest olup başka bir güne ertelenirken, O.’ın ölümüne sebebi asli olan şüpheli K.’ın tutuklu halinin devamına karar verilmeyip, tahliyesine karar verilmiştir.
Ölüm olayının, meydana gelmesinde, sebebi asli olan şüpheli K.’ın, bir ay gibi kısa bir süre içinde tahliye edilmiş olması, öldürülen O.’ın kardeş ve amca çocukları olan ikinci ölüm olayının sanıklarını, galeyana getirmiş. Çılgın bir halde, bu müşterek failler, temin ettikleri tabancalarla, K.’ı takip ederek,tasarlayarak ve aracın önünü keserek ilk olayın sanığı K.’a ayrı ayrı silahlarla ateş ederek birlikte K.’ı öldürdükleri Adana 4.Ağır Ceza Mahkemesinin dosyasının içeriğinden anlaşılmıştır.
Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi 04.01.2006 tarihli ilk kararında bu sanıklar hakkında kan gütmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmiş sanıklar müdafiinin temyizi üzerine 1.Ceza Dairesi haklı iki noktadan hükmü bozmuştur.
a-Kan gütmenin şartlarının oluşmadığı, tasarlamanın uygulanması gerektiğine,
b-Sanıklar lehine,tahrikin uygulanması gerektiği düşüncesi ile iki konuda hüküm bozulmuştur. Hüküm bozulduğu tarihte ben 1.Ceza Dairesinde Üye olduğumdan bu kararda imzam bulunmakta idi.
Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi bozma kararına uyarak kan gütme yerine tasarlamayı uygulamış, ancak aşağıdaki gerekçelerle tahriki uygulamamıştır. Şöyle ki: mahkeme, ilk olayda öldürülen O.’ın elinde satırla sanık K.’ın evine kadar gelip silahla saldırması üzerine sanık F.’nin maktulü öldürdüğü, K.’a atfedilebilecek haksız bir kışkırtma bulunmadığı gerekçesi ile ikinci dosyadaki dört sanık hakkında tahrik uygulanmasına yer olmadığına karar vermiştir.
Sanıklar müdafiinin temyizi üzerine 12.12.2010 tarihinde 1. Ceza Dairesi tahrikin uygulanmaması gerektiğine ilişkin bu gerekçeyi yerinde görüp hükmü onamıştır.
1. Ceza Dairesi ile C.Başsavcılığı arasındaki anlaşmazlık,sanıklar hakkında bu ikinci öldürme olayında tahrik uygulanması gerekip gerekmediği sorunundan ibarettir.
1-Bu ikinci olayda O.’yu öldürmesinden dolayı K.da öldürülmüştür. CGK ve 1. Ceza Dairesinin eski ve yeni tüm uygulamalarına göre, kan gütmek şartlarının oluşmadığı hallerde ‘öldüreni öldürmek’ suçlarının tümünde, son suçta öldürülen kişi, daha evvel, başka bir insanı öldürmekten yargılanmakta ise, son suçun sanıkları lehine ağır tahrik mutlaka uygulanmıştır.
Maktul K., olay anından kırk gün evvel, sanıkların kardeş veya amca oğullarını öldürmekten mahkemece yargılanmaktadır. Bu durumun, sanıklar üzerinde yarattığı hiddet ve şiddetli elemin etkisi ile sanıklar maktul K.’ı öldürmüşlerdir. İlk ölüm olayının yarattığı elem dışında,başka öldürmeyi gerektirecek hiçbir neden bulunmadığından, sanıklar lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
İkinci olayda maktul durumunda olan K.,ilk olayda şüpheli ve sanık durumundadır. K.,bu ikinci olaydan 48 gün evvel oğlu ile birlikte ölen O.’ı öldürmekten şüpheli K. hakkında 765 sayılı Yasanın 448. maddesine muhalefetten iddianame ile dava açılmış ve K. tutuklanmıştır.
Ölen O.’ın kardeşi ve amcaoğlu olan sanıklar. Birinci olayı ilk duyduklarında, O. öldürülmüş, O.’ı öldürenler de K. ve F.’dir. Sanıklar, bunu duyar duymaz, O.’ı öldürenlere karşı şiddetli elemin etkisi ile psikolojik bir buhrana girmişlerdir.Tahrik uygulanmasının sebebi de sanığın psikolojik bir buhranla suçu işlemesi halidir.
Sanıklar, ölen O.’ın, şüpheli K.ve F.tarafından öldürüldüğünü duydukları an, şüpheli K. ve F. bu adam öldürme eylemleri ile artık toplumca haklı bir yönleri kalmamış, haksız bir zemindedirler.
Toplumca tasvip edilebilecek haklı hiçbir yönleri kalmadığından haksız tahrik şartları tamamen oluşmuştur.
Birinci olayda öldürülen O., şüpheli K.’ın evinin önüne kadar gidip,kapısını tekmelemiş ve küfür ederek haksız hareketlerde bulunmuşsa da, K. ve oğlu F. Bu haksız hareketlere karşı, daha ağır bir tepki olarak O.’yu öldürmüşlerdir. Maktul O.’nun bu haksız davranışları,öldürmesi karşısında çok basit kalmıştır.
K.’nin oğlu olan F., yasal savunmadan yararlanıp beraat etmiş değildir. 765 sayılı Yasanın 448, 51/2, 59/2. maddeleri gereğince 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır. K. hakkında da bir beraat kararı verilmiş değildir. Olaydan sonra ölüm nedeniyle düşme kararı verilmiştir. Suçun işlendiği tarihte K. adam öldürme suçunun sanığıdır. Bu ölüm olayının sanıklarda yarattığı ağır tepki sonucu, ikinci bir ölüm olayı gerçekleştiğine göre sanıklar lehine tahrik uygulanması gerekmektedir.
CGK.nun 23.03.1978 gün ve 302/367 sayılı kararı aynen şöyledir; Olay günü, saat 09.00 sıralarında H., mağdur N.’ye söz atmış ve hakarette bulunmuş, mağdur N.’de H.’ı döverek bağ bıçağı ile yaralamıştır. Bu olayı, evine giden H., ağabeyi sanık R.a anlatmıştır. Aynı gün saat 17.00 dolaylarında sanık R., mağduru görünce yukarıdaki olayın etkisi ile tabancasını çekip 7-8 el ateş ederek mağdur N.’ye karşı öldürmeye tam teşebbüste bulunduğu anlaşılmıştır.
Bu oluşa göre sanık, küçük kardeşi H.’nın mağdur N. tarafından dövülüp bıçakla yaralandığını bilmektedir. Olayın nedeni bu haksız harekettir.Her ne kadar sanığın kardeşi H., mağdur N.ye önce söz atmış,ve hakarette bulunarak ilk haksız harekette bulunmuş ise de mağdur bu etkiye karşı daha ağır vasıta olarak H.’ı dövmüş ve elindeki bağ bıçağı ile yaralamıştır.Şu haliyle tepki daha ağır olup,sanığı suçu işlemeye itmiştir.Sanık lehine yasal tahrik hükmünün uygulanması gerekir.
Bizim olayda, her ne kadar, sanıkların, kardeşi ve amca çocuğu olan O., önce maktul K.’ye hakaret edip onun evine kadar gelip, yaralamaya kalkışmışsa da, maktul K. buna tepki olarak O.’yu öldürmüştür ve bu suçla yargılanmaktadır. Bu haliyle maktul K.’nin tepkisi, O.’nun haksız hareketine göre daha ağır olup, ölen O.’ın kardeş ve amca çocuklarına tahrik hükmünün uygulanması gerekir.
2-Yargıtay C.Başsavcılığı sanıklar M.B. ve S.B. yönünden karara itiraz etmiştir. Diğer sanıklar A.ve B. B. yönünden karara itiraz edilmemiştir.
Ceza Genel Kurulu, Yargıtay C.Başsavcılığının itirazını kabul edip, bu iki sanık yönünden tahrik uygulanması gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar vermesi halinde,müşterek fail olan sanıklar A.ve B.’ın daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları söz konusu olur ki kanun koyucu bu adaletsizliği gidermek için bu iki sanığın bozmadan yararlanmasını düzenlemiştir. CMUK"nun 325. maddesi ve CMK’nın 306. maddeleri bu konu ile ilgilidir. Bu durum karşısında bozma kararının diğer sanıklara sirayetine ve teşmiline karar verilmesi gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalardan anlaşıldığı gibi,sanıklar M.ve S. hakkında tahrik uygulanması için hükmün bozulmasına CMUK’nun 325 maddesi gereğince bozma kararının itiraza dahil olmayan diğer sanıklara sirayetine karar verilmesi gerektiği görüşünde bulunduğumdan çoğunluk görüşüne katılmamaktayım" düşüncesiyle,
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Genel Kurul Üyesi de, benzer düşüncelerle karşıoy kullanmışlardır.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.11.2013 günü yapılanmüzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.