Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2013/1-95
Karar No: 2013/434

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2013/1-95 Esas 2013/434 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2013/1-95 E.  ,  2013/434 K.

    "İçtihat Metni"

    İtirazname :2010/101026         
    Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi
    Mahkemesi  : KONYA 3. Ağır Ceza
    Günü  : 21.10.2009
     Sayısı  : 147-285

     Sanık G. G."ün nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüsten 5237 sayılı TCK"nun 82/1-h, 35/2, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl 10 ay, yağma suçuna teşebbüsten ise aynı kanunun 149/1-a, 35/2, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 21.10.2009 gün ve 147-285 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 27.04.2012 gün ve 3544 – 3282 sayı ile;
    “...Yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddine,  Ancak;
    Oluşa ve dosya içeriğine göre; kendisine ait kamyon ile nakliye işi yapan mağdurun, olay günü Çumra ilçesinden yola çıktığı, bu sırada, yol kenarında bekleyen sanığa, Karapınar ilçesinin yolunu sorduğu, sanığın ben de o tarafa gideceğim diyerek araca bindiği, yaklaşık 30 km birlikte seyahat ettikleri, Türkmenkarahüyük köyünün yol ayrımına gelen sanığın, araçtan inerken ele geçirilemeyen tabancayla, üç el ateş etmek suretiyle mağduru kol ve batın bölgelerinden yaşamsal tehlike geçirecek nitelikte üç isabetle yaralayıp olay yerinden kaçtığı, mağdurun beyanından başka olayın sebebine ilişkin kanıt bulunmadığı, her ne kadar mağdur, sanığın araçtan inerken tabancasını çekip "çıkar lan paraları" dediğini, kendisinin de "ne parası" diye karşılık vermesi üzerine, sanığın hemen üç kez ateş ederek yaraladığını, ardından da olay yerinden uzaklaştığını, para almaya yönelik bir eylemde bulunmadığını, şayet para alma konusunda ısrarlı olsa idi, cebinde bulunan 1.000 TL"yi vereceğini söylemesi karşısında, sanığın eylemini, mağdurun iddia ettiği gibi yağma amacıyla değil, tarafların söylemediği, bilinmeyen bir nedenle gerçekleştirdiği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan TCK"nun 81/1, 35, 62 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması, mağdurun soyut beyanından başka, sanığın yağma suçunu işlediğine dair kesin delil bulunmadığından, yağmaya teşebbüs suçundan beraatına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, TCK"nun 82/l-h, 35, 62, 53 ve 149/l-a, 35, 62 ve 53 maddeleriyle cezalandırılmasına karar verilmesi,” isabetsizliğinden oyçokluğuyla bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyesi M.Ş.; yerel mahkeme hükmünün onanması gerektiği düşüncesiyle karşıoy kullanmıştır.
     Yargıtay C.Başsavcılığı ise 02.07.2012 gün ve 101026  sayı ile;
     “... Yerel mahkeme, Başsavcılığımız ve Yargıtay 1. Ceza Dairesi arasında müdahilin tabanca ile sanık tarafından yaralandığı hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sanığın eylemi gasp suçunu işlemek maksadıyla mı yoksa başka bir nedenle mi işlediği hususu oluşturmaktadır. Dosyanın incelenmesinde; müdahilin, aşamalarda değişmeyen beyanlarında, Çumra ilçesinde yol kenarında bulunan sanığa Karapınar ilçesi yolunu sorduğu, sanığın da aynı yöne gideceğini söylemesi üzerine aracına aldığını, olay yeri olan Türkmenkarahüyük civarına geldiklerinde, sanığın araçtan inmek istediğini beyan ettiğini, ancak araçtan inmeden hamili olduğu tabancayı çekerek "ver lan paraları" demesi üzerine, kendisinin de "ne parası" demesi üzerine sanığın tabanca ile üç el ateş ederek kol ve batın bölgesinden hayati tehlike teşkil edecek şekilde yaraladıktan sonra herhangi bir şey almadan kaçtığını iddia ettiği görülmektedir. Sanık olaydan sonra bir müddet köyü terk edip Konya iline gitmiş, güvenlik güçlerine yapılan ihbar, müdahilin tarifi üzerine çizilen robot resim ve kolluk güçlerinin yaptığı araştırma sonucu tespit edilip yakalanmıştır. C.Savcısı tarafından usulüne uygun olarak yaptırılan teşhis işlemi sırasında da müdahil sanığı tereddütsüz olarak teşhis etmiş, yargılama aşamasında da bu iddiasını yinelemiştir. Sanık ise baştan beri atılı suçlamayı kabul etmemiş, katılanı tanımadığını, olay günü aracına binmediğini ve atılı suçu işlemediğini savunmuştur. Sanık ile müdahil birbirlerini tanımamakta olup müdahilin sanığa iftirada bulunması için herhangi bir neden bulunmamaktadır. Bu durumda, gerek oluşa ve gerekse de tanımadığı sanığın fiziki yapısına ilişkin bilgilerinin doğruyu yansıttığında kuşku bulunmayan müdahilin olayın nedenine ilişkin beyanlarına da itibar edilmesi gerekmektedir. Müdahilin beyanlarının bölünerek bir kısmının doğruyu yansıttığının, diğerlerinin ise, herhangi bir temele dayandırılmadan gerçeği yansıtmadığının ve varsayıma dayalı olarak "tarafların söylemediği bilinmeyen bir nedenle" fiilin işlendiğinin kabul edilmesi isabetli değildir. Yüksek mahkememizin günümüze kadar ki uygulaması da iddianın bölünemeyeceği yönündedir. Ceza Genel Kurulu yakın bir tarihte vermiş olduğu bir kararda; "Dosya kapsamında, mağdurun, sanığa iftira edip, suç atması için saptanmış herhangi bir neden bulunmadığı da nazara alındığında, mağdurun iddialarının bir kısmının kabul edilmesi, bir kısmının ise iddianın bölünmesi suretiyle kabul edilmemesi çelişki yaratacağı gibi, kanıtların takdirinde yanılgı niteliğinde" olduğuna hükmetmiştir. (CGK.nun 01.06.2010 gün ve 2010/6-67 E, 2010/133 K) Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bozma kararında, neden eylemin tarafların söylemediği, bilinmeyen bir nedenle gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığı, bu sonuca ulaşmayı haklı kılan sebeplerin neler olduğu da belirtilmemiştir. Dosyada Yüksek mahkemenin ulaştığı sonucu doğrulayacak bir bilgi ve belge yer almamakta olup, sanığın dahi ileri sürmediği ve dosya içeriği ile de desteklenmeyen bu gerekçede isabet bulunmamaktadır.
    Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahilin oluşa ve dosya içeriğine uygun düşen fiilin işleniş nedenine ilişkin beyanlarına da itibar edilerek sanığın gasp amacıyla adam öldürmeye teşebbüs ve gasp suçuna teşebbüs suçundan cezalandırılması yerine, eylemin kasten adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesi ve gasp suçundan da sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle verilen bozma kararı isabetli değildir” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
     CMK"nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 26.12.2012 gün ve 4377-9969 sayı ile; oyçokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanığın nitelikli kasten öldürme ve yağma suçlarına teşebbüsten cezalandırılmasına karar verilen somut olayda, Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin yağma amacıyla kasten öldürmeye teşebbüs ve yağma suçuna teşebbüsü oluşturup oluşturmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Jandarma tarafından düzenlenen 25.09.2008 tarihli tutanakta, 25.09.2009 günü saat 20.00 sıralarında Türkmenkarahüyük köyünde silahlı yaralama olayı olduğunun bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiğinde köyün girişinde bulunan köprü üstünde ......çekici ve ....... plakalı Mercedes marka tırın ön kısmında şoför mahallinde H. Ö."in uzanmış bir şekilde yattığının ve karın bölgesinde silahla yaralanmış olduğunun görüldüğü, H. Ö.ile yapılan ilk görüşmede ..... Şeker Fabrikasından Karapınar ilçesine gitmek için çıktığını, şeker fabrikasının kenarında bir şahsın durduğunu, ona Karapınar ilçesine kestirme nasıl gidilebileceğini sorduğunu, şahsın kendisinin de o tarafa gideceğini ve "beni de alır mısın" dediğini, bunun üzerine bu şahsı da alarak yola çıktığını, olay yerine geldiğinde şahsın belinden bir tabanca çıkartarak kendisine doğru tutup üzerinde bulunan paraları çıkarmasını istediğini, bunu yapmaması üzerine kendisini vurduğunu, bu şahsın adını bilmediğini, siyah takım elbise giydiğini, saçının önünün kel ve kalan bölümünün geriye taralı, 18-22 yaşlarında, 1.65-1.70 boylarında olduğunu beyan ettiğinin ve şahsın ambulansla hastaneye kaldırıldığının belirtildiği,
    Katılan H.Ö."in hastanede tedavi gördüğü ve kolluk tarafından olayı gerçekleştiren failin tespitine çalışıldığı dönemde Jandarmaya 23.10.2008  tarihinde telefonla; 25 Eylül 2008 günü saat 20.00 sıralarında Türkmenkarahüyük köyünün girişinde kamyon şoförü H. Ö."i yaralayan şahsın ...... köyünden R.oğlu 1990 doğumlu G. G. isimli şahıs olduğu, bu şahsın olaydan sonraki gün köyden ayrılarak Konya iline gittiği ve köye yaklaşık 10 günde bir geldiği, gelse bile gece geç saatlerde gelip ertesi sabah erken saatlerde köyden ayrılarak Konya iline gittiği, ayrıca bu şahısta Çek Vızor marka bir tabancanın olduğu, şahsın serserivari hayat sürdürdüğü, bu tür olayları yapma ihtimalinin çok yüksek olduğu hususlarının ihbar edildiği, 
    Hastanede tedavisi tamamlanan katılan H. Ö."in taburcu olması üzerine kolluk tarafından alınan 06.11.2008 tarihli ifadesinde; 25.09.2008 günü saat 19.30 sıralarında kendisine ait olan ...... plakalı tır ve çekici ile Çumra Şeker Fabrikasından Karapınar’a gitmek üzere yola çıktığını, fabrikadan çıkar çıkmaz köşede yol kenarında bekleyen bir genç gördüğünü,  yaklaşıp durduğunu ve Karapınar ilçesine nasıl gidebileceğini sorduğunu, kendisinin de oraya gideceğini ve yol gösterebileceğini söylediğini, kabul ederek aracına aldığını, ......köyü istikametine doğru gitmeye başladıklarını, havanın karardığı esnada ....... köyü köprüsüne geldiklerini, bu kişinin kendisine yolun tam ortasında durmasını ve ineceğini söylemesi üzerine durduğunu, inmek üzere kapıyı hafif olarak açıp araladığı sırada belinden 7,65 çapında markasının Baretta olduğunu bildiği küçük bir tabanca çıkardığını, kendisine doğrultarak “çıkar lan paraları” dediğini, kendisinin “yav hemşerim ne parası” diye cevap verdiğini, ancak dinlemeden  ateş etmeye başladığını, merminin birisinin koluna diğer ikisinin de karın bölgesine isabet ettiğini, toplamda 3 el ateş ettiğini, daha sonra da hemen araçtan inip hiçbir şey almadan ...... istikametine kaçtığını, bu şahıs esmer, 1.65-1.70 cm boylarında, ince uzun yüzlü, saçları geriye taralı ve seyrek 18-20 yaşlarında bir genç olduğunu,  bu şahısla yol boyunca pek bir şey konuşmadığını, ancak ilk bindiğinde Karapınar yolunu tarif ettiğini, bir de pancar sökümü yapmaktan bahsettiğini, onun dışında başka bir şey konuşmadığını ve sessiz durduğunu, şahsın konuşma tarzı ve şivesinin kendi yörelerini andırdığını, kanaatine göre buralı birisi olduğunu, şivesinin doğulu veya batılı şivesine benzemediğini, konuşmasında pelteklik veya benzeri bir arızanın olmadığını,  düzgün Anadolu şivesi ile konuştuğunu, yol boyunca cep telefonu ile hiç görüşmediğini, hatta telefonunun olup olmadığını bilmediğini, üzerinde siyah ceket, pantolon ve içinde ise beyaz gömlek olduğunu, gömleğin üzerinde dikine kırmızı çizgiler olan desen bulunduğunu, elinde, yüzünde veya görünür bir yerinde herhangi bir iz veya ayırt edici bir şey olmadığını, saat yüzük, kolye, zincir veya herhangi bir takı malzemesinin de olmadığını, kendisini vuran bu şahsı bir daha görse kesin tanıyacağını ve  o olup olmadığını kesinlikle çıkartacağını beyan ettiği,
    Katılanın kolluk tarafından ifadesinin alınmasının ardından Cumhuriyet savcısının talimatıyla aynı gün olayı gerçekleştiren kişinin robot resmi anlatımı doğrultusunda çizdirilmiş olup, robot resmin sanık ile büyük bir benzerlik gösterdiğinin görüldüğü,
    Sanığın yakalanması için 17.11.2008 ve 18.11.2008 tarihlerinde köyündeki evine gidildiği ancak bulunamadığı, bir gün sonra 19.11.2008 tarihinde sanığın kendiliğinden gelip kolluğa teslim olduğu,
     19.11.2008 tarihinde usulüne uygun olarak gerçekleştirilen teşhis işleminde, katılan H. Ö."in kendisine gösterilen beş kişi arasından sanık G. G."ü tereddütsüz olarak teşhis ettiği,
    Katılanın teşhis işlemi sonrasında alınan beyanında; kendisini vuran ve teşhis ettiği şahsı ismen tanımadığını ve daha önce kendisini hiç görmediğini, olay tarihinde şeker fabrikasından yük almak için Çumra"ya geldiğini, yük alamadığından dolayı geri dönmek için saat 19.00 civarında ramazan olması sebebiyle iftarı yaptıktan sonra Çumra Şeker Fabrikasından hiç beklemeden yola çıktığını, çıkış istikametine doğru yolun sağında biraz ileride bugün Cumhuriyet Başsavcılığında teşhis ettiği sanığın yolun kenarında beklediğini, sanığın yanında Karapınar yolunu sormak için aracıyla durduğunu, sanığın "ben de oraya gidiyorum" demesi üzerine kendisinin de "beraber gidelim" dediğini ve sanığın aracına bindiğini, yaklaşık 20 ila 30 kilometre gittikten sonra olay yerinde bulunan köprünün önüne geldiklerinde sanığın ineceğini söyleyerek aracı durdurmasını istediğini, köprünün üzerinde durduğunu,  sanığın aracın kapısını açtığını ve bu esnada elini sağ tarafına doğru götürerek bir silah çıkardığını, silahın mermisini ağzına verdiğini ve kendisine "çıkar lan parayı" dediğini, kendisinin "ne parası" demeye kalmadan sanığın silahı ateşlediğini,  ilk ateşlemesinde sağ kolundan yaralandığını, daha sonra hiç durmadan iki el daha ateş ettiğini,  bu ateş sebebiyle sağ böbrek tarafından yaralandığını, sanığın daha sonra aracından inerek ve koşarak olay yerinden uzaklaştığını, daha sonra olay yerine Jandarma ve ambulans geldiğini, bunları hayal meyal hatırladığını, teşhis sırasında kendisine gösterilen beş kişi arasından kendisine vuran kişiyi kesin olarak teşhis ettiğini, hiçbir şüphesinin olmadığını, olay sırasında sanığın üzerinde teşhis sırasında da üzerinde olan siyah çizgili takım elbise olduğunu söylediği,
    Anlaşılmaktadır.
    Jandarma tarafından düzenlenen 26.09.2008 tarihli olay yeri inceleme tutanağında; ... HA 702 plakalı dorsenin iç şoför mahallinde yapılan kontrolde gaz pedalının altında bir adet ve aracın göğsü üzerinde de iki adet 7.65 mm çapında boş kovanın bulunduğu, aracın vites kolu ve motor muhafazası üzerinde kan lekelerinin tespit edildiği, araçta misafir koltuğu üzerinde 22 adet kıl tespit edilerek delil poşetlerine alındığı, parmak izi incelemesinde ise kül tablası ve cam su bardağı üzerinde, ön cam iç kısımda, pet şişe üzerinde parmak izine rastlandığı belirtilmiş, ancak bunların hiçbirisi ile sanık ilişkilendirilememiştir.
    Jandarma Kriminal Labaratuvarı tarafından düzenlenen raporlarda;
    -Çekicinin şoför mahallinden alınan kül tablasındaki parmak izlerinin mukayeseye elverişli olmadığı, aracın şoför mahallindeki su bardağı üzerinden alınan parmak izlerinin sanık ve mağdura ait olmadığı, pet şişe üzerinde alınan parmak izinin mağdur H. Ö."e ait olduğu, diğer parmak izlerinin teşhise elverişli olmadığı,
    -Araç içinde bulunan üç adet 7.65 mm çaplı kovanın tek bir silah ile atıldığı,
    -Olay yerinden elde edilen kan numunelerinde herhangi bir DNA profili elde edilemediği için kime ait olduğu konusunda inceleme yapılamadığı, bez parçasındaki kanın ise katılan H. Ö."e ait olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
    Katılanın Meram Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen adli raporunda; karın bölgesindeki üç adet ateşli silah yaralanmasının hayati tehlikeye yol açtığı ve bu yaralanmasının basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyeceği tespit edilmiştir.
    Katılan mahkemede; Konya"nın yabancısı olduğunu ve şoförlük yaparak geçimini temin ettiğini, olay günü Çumra Şeker Fabrikasına yük getirip boşalttıktan sonra Karapınar"a döneceğini, ramazan olduğu için iftarını yeni açarak yola çıktığını, havanın  yeni karardığını, hangi yoldan gideceğini bilemediği için yol üzerinde gördüğü sanığa yolu sorduğunu, sanığın kendisine oraya gideceğini söyleyerek arabasına bindiğini, tahminen 20 km kadar gittikten sonra sanığın inmek istediğini söylemesi üzerine indirmek için durduğunu, sanığın kapıyı açıp indiği sırada "çıkar lan paraları" diye bağırdığını, kendisinin ne olduğunu anlayamadığını, "ne parası" dediği esnada çıkardığı bir tabancayla kendisine üç el ateş ettiğini ve kendisini bırakıp kaçtığını, olay öncesinde sanık ile birbirlerini tanımadıklarını, araç içerisinde sanıkla gelişi güzel şeyler konuştuğunu, sanığın şüpheli bir durumu olmadığını, sanığın silahla ateş etmesi sonucu üç mermiyi de karnından aldığını, birisinin kolundan çıkarak karnına girdiğini, çok uzun sürede hastanede tedavi gördüğünü, sanığın ne ateş etmeden önce ne ateş ettiği sırada ne de daha sonra herhangi bir para ve eşyasını almadığını, sanığın hemen ateş etmeyip para istemekte ısrarlı davranması halinde üzerindeki tüm parayı korkusundan vereceğini, üzerinde 1.000 Lira civarında parası olduğunu, ancak sanığın buna fırsat vermeden ateş ettiğini, olayın failinin şu anda huzurda bulunan sanık olduğunu, bundan emin olduğunu ve  tereddütünün bulunmadığını, boy, yaş kilo gibi fiziki özelliklerinin de de zaten uyduğunu, sanığın elinde gördüğü silahın 7,65 çaplı olduğunu tahmin ettiği bir tabanca olduğunu, olayın heyecanıyla sanığın sesini  hatırlayamadığını ifade etmiş,
    Sanık G.G. gerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasında suçlamaları kabul etmemiş ve olayı gerçekleştiren kişinin kendisi olmadığını savunmuştur.
    Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    İncelemeye konu dosyada sanığın tüm aşamalarda eylemi kendisinin gerçekleştirmediğini savunmasına ve  suçun sanık tarafından işlendiğini gösteren başkaca maddi delil bulunmamasına karşın, katılanın olayın hemen ardından yaralı vaziyette kolluğa olayın gerçekleşme şekline ilişkin söylediği ve tutanağa geçirilen anlatımından başlayarak aşamalarda değişmeyen, birbiriyle uyumlu ve tutarlı ifadeleri, sanığın henüz yakalanmadığı dönemde alınan beyanlarında sanığın fiziki özellikleriyle uyumlu eşgal bilgilerini vermesi, katılanın anlatımı ve yönlendirmesiyle çizdirilen robot resmin sanıkla büyük benzerlik göstermesi, katılanın sanığı beş kişi arasından tereddütsüz olarak teşhis etmesi hususları gözönüne alınarak, katılanı olay tarihinde silahla üç el ateş ederek öldürmeye teşebbüs eden kişinin sanık olduğu yerel mahkeme tarafından kabul edilmiş, dosya içeriğiyle de uyumlu olan bu kabul Özel Dairece de  isabetli bulunmuştur.
    Dosya kapsamında, sanık tarafından da doğrulandığı üzere olaydan önce sanıkla birbirlerini  tanımayan katılanın, sanığa iftira edip, suç atması için herhangi bir nedenin bulunmadığı da nazara alındığında, bir yandan katılanın iddialarının bir kısmına itibar edilerek kasten öldürme suçuna teşebbüs eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği kabul edilirken, diğer taraftan bir kısmına itibar edilmeyerek eylemin yağma suçunun işlenmesi amacıyla gerçekleştirildiğinin kabul edilmemesi ve bunun "tarafların söylemediği ve bilinmeyen bir nedene" dayandırılması açıkça çelişki oluşturduğu gibi, delillerin takdirinde de hatalı değerlendirme niteliğindedir. Zira, hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş, akla, bilime ve mantığa uygun, inandırıcı nitelikteki delillerle hüküm kurulması yerine, sanık tarafından bile ileri sürülmeyen varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması ceza muhakemesinin amacına aykırıdır.
    Bu nedenle, yerel mahkemece sanığın suç tarihinde yağma suçunu işlemek amacıyla katılanı kasten öldürmeye teşebbüs ettiği kabul edilerek, nitelikli kasten öldürme ve yağma suçlarına teşebbüsten cezalandırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
    Bu itibarla, itirazın kabulüne, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan onüç Genel Kurul Üyesi; “itirazın reddine karar verilmesi gerektiği" düşüncesiyle karşıoy kullanmışlardır.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 27.04.2012 gün ve 3544-3282 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
    3-Usul ve kanuna uygun bulunan Konya 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2009 gün ve 147-285 sayılı kararının ONANMASINA,
    4-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2013 günü yapılan birinci müzakerede gerekli çoğunluk sağlanamadığından,    05.11.2013 günü yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.


     

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi