Davacının haksız tutuklanma sonucu uğramış olduğu zarar nedeniyle yasal faizi ile birlikte 250.000 Lira maddi ve 50.000 Lira manevi tazminatın davalı hazineden tahsiline yönelik isteminin kısmen kabulü ile 1.263 Lira maddi ve 19.000 Lira manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ilişkin, Muş Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.02.2007 gün ve 26-35 sayılı hükmün davalı ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.02.2010 gün ve 13393-1824 sayı ile;
“Tazminat istemine ilişkin dava, beraat kararının kesinleştiği tarihten uzun bir süre sonra açılmıştır. Davacının bu uzun süre içinde hakkındaki hükmün kesinleştiğini bilmediğinden söz etmek hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı, bu nedenle davanın 466 sayılı Kanunun 2. maddesinde öngörülen süre içinde açılmadığı gözetilmeden davanın reddi yerine yazılı şekilde tazminata hükmedilmesi” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkeme ise 28.12.2010 gün ve 108-302 sayı ile;
“Tazminata konu Diyarbakır 3 Nolu DGM"nin 1994/567 esas, 1997/74 karar sayılı dava dosyasının incelenmesinde. Davacının Devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemlerde bulunmak suçundan hakkında kamu davası açıldığı, Muş Sulh Ceza Mahkemesinin 19.08.1994 tarih ve 1994/257 müt. 1994/873 Hz. sayılı tevkifi ile tutuklandığı, hakkında aynı suçtan dolayı kamu davası açıldığı, 25.03.1997 tarihinde tahliyesine karar verildiği, aynı tarihte beraatine karar verildiği, verilen kararın 02.04.1997 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacıya veya vekiline tebliğ edildiğine dair dosyada bir tebligat parçasına rastlanmadığı
Tüm dosya kapsamından kesinleşen beraat kararının davacıya tebliğ edildiğine dair herhangi bir tebligat parçasının olmaması, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2009/1-256 esas 2010/57 karar numaralı ilamı doğrultusunda; 21/04/1975 gün ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca sanıkların yokluğunda hükmolunan beraat kararlarının kesinleşme şerhi ile birlikte ilgiliye tebliği zorunlu olduğundan 466 sayılı Yasanın 2. maddesinde öngörülen 3 aylık dava açma süresi beraat eden kişinin kesinleşmeyi öğrendiği tarihten itibaren başladığı Yasanın 2. maddesinde dava açma süresi açıkça belirtilmiş olduğundan ve bu maddenin uygulanma koşulları yasa gücünde olan içtihadı birleştirme kararında da açıkça belirlendiği” gerekçeleriyle direnerek, 1.236,66 Lira maddi, 19.000 Lira manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermiştir.
Bu hükmün de davalı ve davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.08.2012 gün ve 140204 sayılı “onama” istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; 466 sayılı Kanundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkin davanın yasal süresinde açılıp açılmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Davacının devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunma ve 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçlarından 19.08.1994 tarihinde tutuklandığı ve hakkında 765 sayılı TCK"nun 125. maddesi uyarınca kamu davası açıldığı, Diyarbakır 2 nulu DGM tarafından 25.03.1997 tarihinde tahliyesine ve devletin hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunma suçundan beraatine karar verildiği, 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan ise görevsizlik kararı verilerek dosyanın Korkut Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiği, Korkut Asliye Ceza Mahkemesince de 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 27.11.1997 tarihinde beraatine karar verildiği, Diyarbakır 2 nolo DGM tarafından verilen beraat kararının 02.04.1997 tarihinde, Korkut 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen beraat kararının da 06.01.2005 tarihinde kesinleştiği, 02.04.1997 tarihinde kesinleşen beraat kararının kesinleştiğinin davacıya veya vekiline tebliğ olunduğuna ya da davacı tarafından dava tarihinden önce öğrenildiğine dair dosya içerisinde bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, 06.01.2005 tarihinde kesinleşen beraat kararının kesinleşmesinden sonra davacı vekiline tebliğ edildiği, incelemeye konu davanın ise 17.01.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı CMK’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 18. maddesi ile 07.05.1964 gün ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkındaki Kanun yürürlükten kaldırılmış ve 5271 sayılı Kanun"un Yedinci Bölümünde, Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ana başlığı altında, 141 ilâ 144. maddelerinde, tazminat isteme şartları ve sonuçları yeniden kapsamlı bir şekilde düzenlenmiş ise de, 5320 sayılı Kanun"un 6. maddesindeki; “(1) Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ilâ 144 üncü maddeleri hükümleri, 1 Haziran 2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanır.
(2) Bu tarihten önceki işlemler hakkında ise, 7.5.1964 tarihli ve 466 sayılı Kanun Dışı Yakalanan veya Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur” hükmü uyarınca, 466 sayılı Kanun hükümlerinin 1 Haziran 2005 tarihinden önce gerçekleşen işlemler yönünden varlığını sürdürmelerine imkan sağlandığından, uyuşmazlık konusunun 466 sayılı Kanun hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
15.05.1964 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 466 sayılı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasında, “1 nci maddede yazılı sebeplerle zarara uğrayanlar, kendilerine zarar veren işlemlerin yapılmasına esas olan iddialar sebebiyle haklarında açılan davalar sonunda verilen kararların kesinleştiği veya bu iddiaların mercilerince karara bağlandığı tarihten itibaren üç ay içinde, ikametgahlarının bulunduğu mahal ağır ceza mahkemesine bir dilekçeyle başvurarak uğradıkları her türlü zararın tazminini isteyebilirler” hükmüne yer verilmiştir.
Kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat verilmesine ilişkin esasların ayrıntısına yer verilen Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 gün ve 256-57 sayılı kararı başta olmak üzere birçok kararında da belirtildiği üzere, 2. maddenin 1. fıkrasında belirtilen üç aylık dava açma süresi, 21.04.1975 gün ve 3-5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, davacı hakkında açılan ve beraatle sonuçlanan ceza davasının kesinleştiğinin tebliği veya bu kesinleşmenin öğrenilmesinden itibaren başlamakta olup, davacının gerek yokluğunda, gerekse yüzüne karşı hükmolunan beraat kararının kesinleşme şerhi ile birlikte ilgiliye tebliği zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Somut olayda, 02.04.1997 tarihinde kesinleşen beraat kararının davacı ve vekili tarafından dava tarihinden önce öğrenildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, 06.01.2005 tarihinde kesinleşen beraat kararının ise kesinleşmesinden sonra davacı vekiline tebliğ edildiği, uyuşmazlık konusu davanın da davacı vekili tarafından 17.01.2005 tarihinde açıldığı anlaşıldığından, tazminat istemine ilişkin davanın 466 sayılı Kanunun 2. maddesinde belirtilen 3 aylık kanuni süre içerisinde açıldığının kabulü gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın süresinde açıldığını kabul eden yerel mahkeme direnme gerekçesi isabetli olup, hükmün esasının incelenmesi için dosyanın 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 6110 sayılı Kanun"un 8. maddesi ile değişik 14. maddesi uyarınca Dairelerin İş Bölümüne ilişkin olmak üzere Yargıtay Büyük Genel Kurulunca alınan 12.05.2011 gün ve 2011/1 sayılı kararına göre, koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarına bakmakla görevli Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Muş Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2010 gün ve 108-302 sayılı kararındaki direnme gerekçelerinin İSABETLİ OLDUĞUNA,
2- Dosyanın, hükmün esasının incelenmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2013 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.