1. Hukuk Dairesi 2017/4317 E. , 2020/3732 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazı ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... nolu dairelerinin 9.2.2004 tarihli vekaletnameye istinaden davalı ... tarafından annesi olan davalı ..."e "satış" suretiyle temlik edildiğini, ancak anılan vekaletnamenin sahte olduğunu ve bu vekaletnameyi davalıların el ve işbirliği içerisinde düzenlediklerini ileri sürrerek vekaletnamenin sahte olduğunun tespiti ile iptaline, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tesciline, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., çekişme konusu taşınmazları bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, davalılardan ... mirasçıları, murislerinin dava konusu olayda bir kusurlarının bulunmadığını, davalı ..., davacının çeşitli aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğunu, dava konusu vekaletnamedeki adına atılı bulunan tüm imzaların ve “okudum-kabul ettim” yazısının kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karar, Dairece, “Hal böyle olunca, öncelikle vakaletname aslının getirtilerek vekaletnamenin en son sayfasında bulunan " okudum"; kabul ettim" şeklindeki yazının kimin eli ürünü olduğu, davacıya mı yoksa davalı ..."yamı ait olduğunun belirlenmesi, ayrıca vekaletnamenin düzenlenme şekli ve içeriği itibariyle teamüllere ve resmiyete uygun olup olmadığının Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla tespit ettirilmesi, anılan vekaletnamenin kullanıldığı yerlerin de ilgilerinden saptananak, o işlemlerle ilgili olarak bir ceza davası açılıp açılmadığının belirlenmesi, 21.1.2004 tarihli dilekçesinin akibetinin soruşturularak açıklığa kavuşturulması, tarafların tüm iddia ve savunmaları doğrultusunda toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilerek keyfiyetin duraksamaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere eksik tahkikatla yetinilerek hüküm kurulmuş olması doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı ... vekili tarafından süresinde duruşma istekli olarak, davalı ... ve dahili davalılar ... ve ... vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla duruşma günü olarak saptanan 14.07.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalılar ... vd. Vekili Avukat, temyiz edilen davacı ... vekili Avukat ve diğerleri gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Hükmüne uyulan bozma kararında, gösterildiği şekilde işlem yapılarak karar verilmiştir. Davalı ... ile davalı ... ve dahili davalılar Şengül ve ..."ın yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddi ile usul ve yasaya ve bozma kararının gerekçelerine uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 2.064,82 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ..., davalı ..., dahili davalı ... ve dahili davalı ..."dan payları oranında alınmasına, 14/07/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif) (Muhalif)
-KARŞI OY-
Dava, sahtecilik hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil ile maddi ve manevi tazminat isteklerine ilişkin olup, mahkemece verilen ilk hüküm Dairece eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonrasında tapu iptali ve tescil isteminin kabulüne karar verilmiş, Dairenin sayın çoğunluğu tarafından hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Bilindiği üzere HMK’nın 26. maddesi hükmü gereğince hakim, kural olarak tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Buna usul hukukunda taleple bağlılık ilkesi denilmektedir. Yine HMK"nın 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzenini ilgilendiren bu düzenleme gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Kanun maddesinin bu açık hükmüne göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Bu durum, yargıda açıklık prensibinin bir gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek, kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir.
Öte yandan Yargıtay, kanuna açık aykırılık hallerinde ve kamu düzenine ilişkin durumlarda tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olmadan temyiz incelemesi yaparak kararı bozabilir (HUMK"nın 439. maddesi).
Somut olaya gelince, davacı tapu iptali ve tescil isteminin yanında maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece yalnızca tapu iptali ve tescil yönünden hüküm kurulmuş, diğer istemleri konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar vermemiş, hükmün gerekçe kısmında da maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddedildiği ancak hata sonucu kısa karara yazılmadığı için gerekçeli hüküm fıkrasına alınmadığı belirtilmiştir.
Bu halde, dava dilekçesindeki isteklerden biri hakkında karar verilmemesi HMK"nun 26 ve 297/2. madde hükülerine açık bir şekilde aykırılık oluşturduğundan sair hususlar incelenmeksizin bu husus tek başına bozma nedeni sayılmalıdır. Sayın çoğunluğun onamaya ilişkin aksi görüşüne katılmıyoruz.