13. Hukuk Dairesi 2015/37416 E. , 2018/1219 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı site yönetimi ile aralarında güvenlik hizmeti sağlanması hususunda 15.04.2011 tarihinde hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 01.05.2011-30.08.2012 tarihleri arasında geçerli olacağını ve sürenin sona ermesinden bir ay önce yazılı olarak bildirilmediği takdirde, sözleşmenin otomatik olarak bir yıl daha uzayacağının kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeyi 29.08.2012 tarihinde feshettiğini bildirmesi üzerine, sözleşmeye aykırı fesih nedeni ile oluşan bir yıllık 15.360,06 TL kar kaybının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sözleşmenin belirlenen şartlara uygun feshedilmemiş olduğu, fesih bildiriminin en geç 30.07.2012 tarihinde yapılması gerektiği oysa bildirimin 29.08.2012 tarihinde yapıldığı ve sözleşmenin feshi için geçerli herhangi bir sebep bildirilmediği, bu hali ile sözleşmenin 30.08.2013 tarihine kadar uzamış sayılacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava; taraflar arasında imzalanan Hizmet Sözleşmesi"nden kaynaklanan ücret alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davacı, sözleşmenin feshinin yazılı bildirime tabi olduğunu, usule uygun yazılı bildirim yapılmadığını, bu nedenle sözleşmeye aykırı feshi nedeniyle bir yıllık kar kaybı olduğunu ileri sürmekte, davalı taraf ise sözleşmenin 7/m maddesinin b bendinde geçen, çalışanların özlük haklarının yerine getirilmemesi koşulları oluştuğundan, sözleşmenin bir aylık fesih süresine bağlı olmadan feshedilebileceğinin kararlaştırıldığını ve bu bent kapsamında fesih yapıldığını savunmaktadır. Mahkemece, sözleşmenin 7/m maddesi b bendinde belirtilen şartlara uygun olarak feshedilmediği, haksız feshin gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kural olarak, davacı taraf sözleşmenin haksız olarak feshi halinde sözleşmede belirlenen ücretini isteyebilir. Bu husus iş sahibinin temerrüdü halini de kapsamaktadır. Bu itibarla ihtilafın çözümünde, dava konusu olaya da uygulanması gereken 6098 sayılı TBK 408 maddesinin göz ardı edilmemesi zorunludur. TBK 408. maddesi gereğince “İşveren, haklı sebep olmaksızın hizmet sözleşmesini derhâl feshederse işçi, belirsiz süreli sözleşmelerde, fesih bildirim süresine; belirli süreli sözleşmelerde ise, sözleşme süresine uyulmaması durumunda, bu sürelere uyulmuş olsaydı kazanabileceği miktarı, tazminat olarak isteyebilir.
Belirli süreli hizmet sözleşmesinde işçinin hizmet sözleşmesinin sona ermesi yüzünden tasarruf ettiği miktar ile başka bir işten elde ettiği veya bilerek elde etmekten kaçındığı gelir, tazminattan indirilir."
Hâkim, bütün durum ve koşulları göz önünde tutarak, ayrıca miktarını serbestçe belirleyeceği bir tazminatın işçiye ödenmesine karar verebilir; ancak belirlenecek tazminat miktarı, işçinin altı aylık ücretinden fazla olamaz. hükmünü içermektedir. Bu hüküm uyarınca kural olarak, davacı taraf, sözleşmenin haksız olarak feshi halinde dönem sonuna kadar olan ücretini isteyebilir. Başka bir anlatımla davacı, 30.08.2013 tarihine kadar ücret istemekte haklıdır. Ancak, işe gelinmeyerek tasarruf edilen zaman yönünden de hakkaniyet ölçüsünde bir değerlendirme yapılarak, bunun da tazminat miktarından düşülmesi gerekir. Dava konusu olayda, davacı şirketin çalışanlarının işe gelmeyerek, güvenlik işlerini yapmayarak tasarruf ettiği miktarın da düşülmesi gerekir. Öte yandan sözleşme süresince yaptığı bir başka iş var ise, bu işten kazandığı miktarın veya kazanmaktan kasten feragat ettiği bir miktar var ise bunun da mahsup edilmesi zorunludur. Hal böyle olunca mahkemece az yukarıda açıklanan ve TBK"nun 408. maddesinde hükmünü bulan hususlarda, konusunda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davacının, talep edebileceği miktar belirlenmeli ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, HUMK’nun 440/1. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.