13. Hukuk Dairesi 2015/33358 E. , 2018/1145 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının avukat olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı"nca yürütülen 2010/640 Hazırlık sayılı soruşturma dosyası nedeni ile zorunlu müdafi olarak kendisi için atandığını, yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından ceza evinde giyecek elbisesi dahi bulunmadığından kendisine yardımcı olup işlerini yapabilmesi için vekalet verdiğini, verilen vekalet ile hesabından 10.500 TL para çekildiğini,daha sonra davalının kendi isteği ile vekillikten çekildiğini ancak hesabından para çektiğine yönelik bilgilendirmede bulunmadığını, durumdan haberdar olunca ihtar ile parayı istediğini, esasen davalı avukatın CMK tarafından atandığından akdi ücret de alamayacağını ileri sürerek masraf olarak 1.500,00 TL"nin düşülmesi ile kalan 9.000,00 TL"nin 25/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, aralarında avukatlık sözleşmesi bulunduğunu, imzalanan sözleşme ile zorunlu müdafiliğin sona ererek akdi ilişkinin başladığını, her ne kadar yaptıkları sözleşmede davacının imzası olmasa da mevcut sözleşmeyi benimseyerek delil olarak çeşitli kurumlara sunduğunu,kaldı ki noterlikçe düzenlenen vekalette açıkça 10.500,00 TL çekmeye yetkili kılındığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.370,00 TL"nin 25/09/2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,, karar verilmiş, huküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamında bulunan belgelerden davalının avukat olup davacı hakkında yürütülen soruşturma kapsamında zorunlu müdafi olarak atandığı, zorunlu müdafilik devam ederken davacının davalıyı ... 1. Noterliği"nin 27.06.2012 tarih ve 9086 sayılı yevmiye no ile vekil tayin ettiği, vekalette davaya konu ... şubesinde bulunan hesabından 10.500,00 TL çekmeye yetkili kılındığı sabit olup bu husus tarafların ve mahkemenin de kabulünde olup ihtilafsızdır. Taraflar arasındaki ihtilaf zorunlu müdafilik devam ederken avukatın akdi vekiliği üstlenip üstlenemeyeceği, üstlenecekse hangi şartlarda üstlenebileceği ve müvekkil imzası bulunmayan sözleşmedeki ücretin avukatlık ücreti olarak kabul edilebilecek olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, barodan zorunlu müdafilik için alınan ücret iade edilmeksizin akdi vekillik ilişkisinin kurulamaycağı, avukatın yaptığı yardımların ücretsiz olamayacağı düşünüldüğünde yaptığı işler için tarife dikkate alınarak ücret belirlenmek sureti ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, CMK"nın 156. maddesinin 3.fıkrasında şüpheli veya sanığın kendisinin sonradan müdafi seçmesi halinde, baro tarafından görevlendirilen avukatın görevinin sona ereceği düzenlenmiştir. Bu madde ile zorunlu müdafinin akdi vekil olabilmesi için herhangi bir kısıtlama getirilmiş değildir.Bu durumda davalının akdi vekil olmasında sakınca yoktur. Ayrıca taraflar arasında düzenlenen 21.06.2012 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde davacı müvekkilin imzası bulunmasa da avukat hakkında ... Barosuna yaptığı şikayette açıkça akdi vekili olması karşılığı masraflar dahil 10.500,00 TL"ye anlaştığını beyan etmiş, aynı ifadeyi 15.3.2013 tarihli ... Cumhuriyet Savcılığı"na verdiği ifadesinde de tekrarlamıştır. Müvekkil davacı Baro ve Savcılığa yaptığı şikayetlerde avukatlık ücret sözleşmesini sunmak ve içeriğini kabul etmekle sözleşmeyi benimsemiştir. Bu durumda sözleşmenin geçersiz olduğundan söz edilemez. Tüm bu hususlar dikkate alındığında mahkemece çözümlenmesi gereken hususun avukatın kararlaştırılan ücreti hak edip etmediğinin tespit edilmesinden ibarettir. Somut olayda, davacı 13.08.2012 tarihli ibraname ile davacının vekilliğinden çekilmesi talimatını vermiştir. Bu talimat kapsamı itibari ile azil niteliğindedir.
Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez.” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece, yukarıda belirtelen hususlar dikkate alınarak azlin haklı olup olmadığı üzerinde durularak ücretin iadesinin gerekip gerekmeyeceği tespit edilip hasıl olacak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.